Başvuru, ceza soruşturması sırasında hukuka aykırı olarak arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; kültür varlığı olarak nitelendirilen bazı eserleri kabul ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkının; bu eserlere elkonularak bazılarının müsaderesine, bazılarının ise kararın kesinleşmesiyle birlikte iadesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ceza soruşturması sırasında hukuka aykırı olarak arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; kültür varlığı olarak nitelendirilen bazı eserleri kabul ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkının; bu eserlere elkonularak bazılarının müsaderesine, bazılarının ise kararın kesinleşmesiyle birlikte iadesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: İstanbul'un Fatih ilçesine bağlı Beyazıt Mahallesi Katırcılar Caddesi'nde 1/8/2011 tarihinde kolluk görevlilerince A.nın üzerinde ve arabasında arama yapılmış, bu kişinin elindeki poşet içerisinde ve arabasının bagajında seksen bir adet el yazması kitap, dört adet kâse, bir adet testi, bir adet çömlek, beş adet çini karo parçası, üç adet ahşap sandık kapağı ve dört adet metal obje tespit edilmiştir. Elkonulan bu eserler İstanbul Arkeoloji Müzeler Müdürlüğü, Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü ile İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatı Müze Müdürlüğünde tutulmuştur. Başvurucu ve A. kolluk görevlilerine verdiği ifadelerinde; dört adet el yazması kitabın ve diğer eşyanın A.ya, kalan yetmiş yedi adet kitabın ise başvurucuya ait olduğunu, kitapları ciltlettirmek için olay yerinde bulunduklarını belirtmişlerdir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/6/2012 tarihinde başvurucu ve A.nın 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun , , , ve maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle iddianame düzenlenmiştir. İddianamade, şüphelilerden elde edilen yirmi bir adet eserin bildirimi yapılmamış korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğinde olduğu, yetmiş dört adet eserin ise tasnif ve tescil dışı bırakılan ve müzeye alınması gerekli olmayan ticareti izin almak kaydıyla yapılabilecek taşınır kültür varlığı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında iddianamade, şüphelilerin koleksiyonerlik belgesinin ve alım satım izinlerinin olmadığı vurgulanmıştır. İddianamede ayrıca elkonulan yirmi bir adet korunması gerekli taşınır kültür varlığı ile izin almak kaydıyla alım satımı yapılabilecek yetmiş dört adet taşınır kültür varlığının müzeye tevdiine, korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğinde olmayan eserin ise iadesine ve dört adet yeni taklit niteliğindeki eserin ise suçta kullanılma ihtimali sebebiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesine göre müsaderesine karar verilmesi talep edilmiştir. İstanbul Asliye Ceza (Mahkeme) arkeoloji, sanat tarihi ve arşiv alanlarında uzman üç kişiden oluşturulan bir bilirkişi kurulundan konu hakkında rapor almıştır. Bilirkişi kurulunun 18/6/2013 tarihli raporunda özetle;i. İstanbul Arkeoloji Müzeler Müdürlüğünde tutulan bir adet çini karo parçası, dört adet kâse, bir adet testi ve bir adet çömleğin müzede korunması gereken kültür varlıklarından olduğu belirtilmiştir.ii. Türk ve İslam Eserleri Müzesinde tutulan bir adet kitabın vakıflara ait olduğu, yurt dışından getirilen bir adet tahta ciltli İncil'in de yurt içinde alım ve satımının yapılamayacağı, diğer kitapların ise yurt içinde alımı ve satımının serbest olup yurt dışına satışının yasak olduğu açıklanmıştır.iii. Son olarak İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatı Müzesinde tutulan yedi adet el yazması eserin ise vakıflara ait olup yurt içinde alımı ve satımının yapılmasının yasak olduğu görüşü bildirilmiştir. Yapılan yargılama sırasında 6/12/2012 tarihli ilk duruşmaya katılan başvurucu, ceza verilecekse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ettiğini beyan etmiştir. Mahkeme 6/11/2014 tarihinde başvurucunun ve A.nın bildirimi yapılmamış kültür varlıklarını kabul ettiği gerekçesiyle 2863 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin beşinci fıkrasına göre ancak mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca başvurucunun beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararın elkonulan eşya ile ilgili kısmı şöyledir:"...İstanbul Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/746 değişik iş sayılı kararı ile el konulan suça konu eserlerden bilirkişiler Demet Cınıslı, Hakan Cimilli ve Göksel Erdoğan'ın 18/06/2013 günlü raporunda sonuç kısmında belirttikleri İstanbul Arkeoloji Müzeler Müdürlüğünde bulunan b)Türk ve İslam Eserleri Müze Müdürlüğünde bulanan, c) İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatı Müze Müdürlüğünde bulunan 2863 Sayılı Yasa Kapsamına girip yurt içinde veya yurt dışında satımı yasak olan eserlerin TCK'nın 54/1 maddesi gereğince müsadereleri ile ilgili müze müdürlüklerine teslimine,İlgili müzelerde bulunup bilirkişilerin aynı tarihli raporlarında yurt içinde veya dışında satışı yasak olmayan eserlerinin ise karar kesinleştiğinde hak sahiplerine iadesine.. [karar verildi]." Başvurucu ve katılan Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu karara itiraz edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 15/12/2014 tarihinde başvurucu vekilinin itirazının reddine, katılan vekilinin ise itirazının kabulüne karar vermiştir. Kararda, sanıkların 2863 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasına göre para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının uygulanması konusunun hüküm yerinde tartışılmaması doğru görülmemiştir. Bu karar 14/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. İlk derece mahkemesi 30/4/2015 tarihli ek kararla başvurucunun 2863 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasına göre iki yıl hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak yine koşulları oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve başvurucunun beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararda ayrıca 2863 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına yer olmadığı belirtilmiştir. Bu kararda elkonulan eşya ile ilgili herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Başvurucu ve katılan Hazine tarafından yapılan itirazlar İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 17/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar başvurucu vekiline 1/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Katılan 8/12/2014 tarihinde, sanıklardan A. ise 21/1/2015 tarihinde 6/11/2014 tarihli kararı temyiz etmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) yapılan sorgulama sonucuna göre temyiz incelemesinin hâlen devam etmekte olduğu tespit edilmiştir. 2863 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecburdurlar.” 2863 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir. Özel nitelikleri dolayısıyla ayrı statüye tabi tutulan mazbut ve mülhak vakıf malları bu hükmün dışındadır.” 2863 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) (Değişik: 17/6/1987 - 3386/9 md.) Jeolojik, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait, jeoloji, antropoloji, prehistorya, arkeoloji ve sanat tarihi açılarından belge değeri taşıyan ve ait oldukları dönemin sosyal, kültürel, teknik ve ilmi özellikleri ile seviyesini yansıtan her türlü kültür ve tabiat varlıkları; Her çeşit hayvan ve bitki fosilleri, insan iskeletleri, çakmak taşları (sleks), volkan camları (obsidyen), kemik veya madeni her türlü aletler, çini, seramik, benzeri kab ve kacaklar, heykeller, figürinler, tabletler, kesici, koruyucu ve vurucu silahlar, putlar (ikon), cam eşyalar, süs eşyaları (hülliyat), yüzük taşları, küpeler, iğneler, askılar, mühürler, bilezik ve benzerleri, maskeler, taçlar (diadem), deri, bez, papirus, parşümen veya maden üzerine yazılı veya tasvirli belgeler, tartı araçları, sikkeler, damgalı veya yazılı levhalar, yazma veya tezhipli kitaplar, minyatürler, sanat değerine haiz gravür, yağlıboya veya suluboya tablolar, muhallefat (religue'ler), nişanlar, madalyalar, çini, toprak, cam, ağaç, kumaş ve benzeri taşınır eşyalar ve bunların parçaları,Halkın sosyal heyetini yansıtan, insan yapısı araç ve gereçler dahil, bilim, din ve mihaniki sanatlarla ilgili etnografik nitelikteki kültür varlıkları. ..." 2863 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: "Yirmibeşinci madde gereğince tasnif ve tescil dışı bırakılan ve Devlet müzelerine alınması gerekli görülmeyen taşınır kültür varlıklarının ticareti, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile yapılır. Bu ticareti yapmak isteyenler, Kültür ve Turizm Bakanlığından ruhsatname almak zorundadırlar. Bu ruhsatnameler üç yıl için geçerlidir. Bu sürenin bitiminden bir ay önce ruhsatname yenilenebilir. Bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenlerin ruhsatnameleri, süresine bakılmaksızın iptal edilir." 2863 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili olarak bildirim yükümlülüğüne mazereti olmaksızın ve bilerek aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Bildirimi yapılmamış olan kültür ve tabiat varlığını satışa arzeden, satan, veren, satın alan, kabul eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, bu durumda birinci fıkrada tanımlanan suçtan dolayı ayrıca cezaya hükmolunmaz.Ticareti yasak olmayan taşınır kültür varlıklarının izinsiz olarak ticaretini yapan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 2863 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: "Bu Kanun kapsamında kalan suçlar nedeniyle elkonulan taşınır kültür ve tabiat varlıkları müzeye teslim edilir." 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir: "Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir." 5271 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler..." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: "(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır..."