8. Hukuk Dairesi 2023/3821 E. , 2024/6187 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/76 E., 2023/48 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davası hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk…
**8. Hukuk Dairesi 2023/3821 E. , 2024/6187 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/76 E., 2023/48 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davası hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ile davacı ... mirasçılarının bi kısmı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ... köyü 148 ada 1 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 93633.77 m2 ve 26599.30 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar mera olarak sınırlandırılmış; 148 ada 3 parsel sayılı 13832.89 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise ham toprak niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar, kendilerine ait tarım alanının çekişmeli parseller içinde tesbit gördüğünü ileri sürerek dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulü ile çekişmeli 148 ada 1 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 34692.48 m2 ve 148 ada 4 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 20497.26 m2'lik bölümleri ile 148 ada 3 sayılı parselin tamamının ½' şer payla davacılar adına tesciline, 148 ada 1 ve 4 sayılı parsellerin geriye kalan bölümlerinin tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hükmün Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.01.2014 tarihli ve 2013/9927 Esas, 2014/293 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “... 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) maddesi uyarınca, tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07. 2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı kesin bir biçimde saptanmadığı, bundan ayrı; taşınmazlar başında ilk kez yapılan keşifte yer alan tarım uzmanı bilirkişi tarafından bu yerlerin % 30- 40 eğimli olduğu, yakın tarihte sürülmüş olup önceki yıllarda da herhangi bir kültür bitkisi yetiştiriciliğinin yapılmadığı, üzerinde çeşitli yabancı otların bulunduğu; ikinci keşifte yer alan tarım bilirkişisi ise taşınmazların uzun zamandan beri tarım arazisi olarak kullanılan yerlerden olduklarını açıkladıkları halde mahkemece raporlar arasındaki çelişki üzerinde durulmadığı, ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmediği, bu nedenle mahkemece, tesbit tarihinden 20 yıl öncesine ait tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları getirtilip, yeniden keşif yapılması, çekişmeli taşınmazların öncesinin niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdirî delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile denetlenmesi, raporlar arasındaki çekişkinin giderilmesi ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile getirilen sınırlamanın aşılıp aşılmadığı kesin bir biçimde saptanması ..." gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne, 148 ada 1 nolu parsele ait kadastro tespitinin iptali ile 12.06.2015 tarihli teknik raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 33615,69 m2 lik kuru tarım arazisi vasfıyla eşit paylarla davacılar adına, aynı raporda (B) ile gösterilen 60018,08 m2 lik kalan kısmın aynı vasıf ile aynı ada ve parsel numarasına tespit gibi tesciline, 148 ada 3 ve 4 nolu parsellere ait kadastro tespitlerinin iptali ile eşit paylarla davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalılar Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarihli ve 2016/4392 Esas, 2017/8465 Karar tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; " ..davalı ... köy tüzel kişiliğinin, 6360 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince tüzel kişiliği kaldırıldığından mahkemece yargılama sırasında bağlı olduğu ilçe belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak belirlendiğinden ... köyünün bağlı olduğu ilçe belediyesinin de davada taraf olması gerektiği, Mahkemece bozma kararına uyulmakla taraflar yönünden usûli kazanılmış hak, mahkeme için de o doğrultuda araştırma ve inceleme yapma yükümlülüğü doğduğu, ilk kararın sadece Hazine tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, 148 ada 4 parselin (B) kısmının - 20497.26 m2-kişiler adına tesciline kalan kısım için davanın reddi ile tespit gibi tesciline ilişkin hüküm yönünden davalı Hazine yararına usûli kazanılmış hak oluştuğu halde, dava konusu 148 ada 4 parselin tamamının kişiler adına tesciline karar verilmesinin hatalı olduğu, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, kadastro tespitinden 20 yıl öncesine ilişkin memleket haritası ve hava fotoğraflarının incelenmeden karar verildiği bu sebeplerle usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yeniden keşif yapılması, kadastro tespitinden 15-20 yıl öncesine ilişkin memleket haritası, dayanağı hava fotoğrafları incelenmek suretiyle taşınmazların öncesinin niteliğinin, imar ve ihya edilip edilmediğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdirî delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları uygulanmak suretiyle denetlenmesi,taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine, 148 ada 1 ve 4 parsellerin mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel sicile kaydına, 148 ada 3 parselin ise ham toprak vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... ile ... mirasçılarının bir kısmı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine, mahkemece yapılan keşif sonucu jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından düzenlen raporda, dava konusu taşınmazların 1970, 1984, 1994, 2002 tarihli hava fotoğraflarında, tarımsal faaliyet yapılmayan ve sürülü olmayan alan olarak belirtildiğine, ziraat ve orman bilirkişilerince düzenlenen raporlarda da dava konusu taşınmazlar orman sayılmayan yerlerden ise de imar ihyalarının tamamlanmadığının açıklandığına, taşınmazlara ilişkin fotoğrafların da raporları destekler nitelikte olduğuna, her ne kadar davacılar tarafından, murisleri aleyhine meraya tecavüzden dolayı dava açıldığı ve beraat kararı verildiği ve 1953 yılında Kaymakamlıkca murisleri lehine verilen men kararının dava konusu taşınmazları kapsadığı ileri sürülmüşse de; sulh ceza mahkemesinin kararında, sanıkların ibraz ettikleri men kararına konu yer ile dava konusu yerin aynı yer olduğu ve sanıkların malik sıfatıyla tasarrufta bulundukları taşınmazların mera niteliğinde olmadığından bahisle beraat kararı verildiği ancak karara dayanak yapılan fen bilirkişi krokisindeki taşınmazın, dava konusu taşınmazlar değil kadastro sırasında zaten davacılar adına tespit edilen 148 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olduğu, krokinin şeklen, tülen ve miktar olarak 148 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ait olduğunun anlaşıldığına göre davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul, kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.