8. Hukuk Dairesi 2011/4423 E. , 2012/863 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kastamonu Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27.10.2010 gün ve 344/1644 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadimden beri zilyetliği altında bulunan taşınmazın bir bölümünün kadastro sırasında 134 ada 3 parsel olarak ken
**8. Hukuk Dairesi 2011/4423 E. , 2012/863 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kastamonu Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27.10.2010 gün ve 344/1644 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadimden beri zilyetliği altında bulunan taşınmazın bir bölümünün kadastro sırasında 134 ada 3 parsel olarak kendisi adına tespit ve tescil edildiği halde; bir kısım taşınmazının dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığını, oysa, tescil harici bırakılan taşınmaz bölümün tarım arazisi niteliğinde olduğunu iddia ederek tescil harici bırakılan taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, dere yatağı olan taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne 20.05.2010 tarihli krokide A harfi ile gösterilen 1993.84 m2'lik taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmaz 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında “dere yatağı” olarak tespit harici bırakılan bir yerdir. Keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar; taşınmazın, davacı adına tespit ve tescil edilen dava dışı 134 ada 3 nolu parselle bir bütün halinde kullanılırken traktörün çıkması ve eğimden dolayı ekilemediğini, bu şekilde uzun süre geçmiş olmasından dolayı ziraate elverişsiz hal aldığını, erozyonunun etkisi ile eğimin arttığını, davacının taşınmazda kendiliğinden yetişen otları biçmek suretiyle zilyet ettiğini açıklamışlardır. 20.06.2010 tarihli jeolog bilirkişi raporunda; taşınmazın dere yatağı olmamakla birlikte, “…bu kesimde yapılacak toprağın sürülme işlevinin erozyona sebebiyet vereceği veya kitle hareketlerini tetikleyeceği…” olgusuna vurgu yapılmış; zirai bilirkişi 24.06.2010 günlü raporunda özetle; arazinin eğiminin % 35-40 olduğunu açıklamıştır. Ayrıca, dava konusu taşınmaza ait bilirkişi raporlarına ekli fotoğraflar, bilirkişi raporlarındaki açıklamaları doğrulamaktadır. Bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tapuya tescil edilebilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanmaya elverişli yerlerden olmasının yanında ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinde sürdürülmüş olması gerekir. Tarıma elverişli olmayan böyle bir yerin sadece ara sıra otunun biçilmesi ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılamaz. Taşınmazın niteliği ve kullanım şekli gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bilindiği üzere TMK.nun 713/3. maddesine göre Hazineyle ilgili kamu kurum ya da kuruluşu yasal hasım olup; somut olayda köy tüzel kişiliğine husumet yöneltilmemesi, taraf teşkilinde noksanlık söz konusu ise de, dava redde mahkum olmakla köy tüzel kişiliğine husumet yöneltilerek taraf teşkilinin tamamlanmaması sonuca etkili bulunmamıştır. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.