T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1510 KARAR NO: 2026/409 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 20/11/2024 NUMARASI: 2023/204 Esas - 2024/955 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1510 KARAR NO: 2026/409 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 20/11/2024 NUMARASI: 2023/204 Esas - 2024/955 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; 22/06/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin oğlu...'ın vefat ettiğini, işbu trafik kazasında trafik tespit tutanağına göre kusurun ... (... A.Ş.) plakalı araç sürücüsü davalı...'nın ve yanlış park etmiş olan ... ( ... A.Ş.), .... (... A.Ş.) ve ... (... A.Ş,) plakalı araç sürücüleri ve malikleri olduklarını belirterek, müvekkilleri anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi tazminat, kardeş ... için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminat ve toplam 2.000,00TL maddi tazminatın davalılardan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davanın kısmen kabulüne, 2-Davalılar..., ..., ..., ... plakalı aracın ZMMS ... A.ş. ve ... AŞ. Aleyhine açılan maddi (gerçek kişi ve sigorta şirketleri yönünden) ve manevi tazminat (gerçek kişiler yönünden) taleplerin tarafların kusurunun bulunmaması sebebiyle ayrı ayrı reddine, 3-Maddi tazminat davasının kabulüne, 4-Davacı anne ... yönünden 214.101,51 TL destekten yoksun kalma tazminatının ilk 142.643,78 TL sinden davalılar... ile ...Şirketinin müteselsilen sorumlu olmasına geriye kalan 71.457,73 TL'den sadece davalı ... ......Sorumlu olmasına, bu tahsilat yapılırken davalı...'dan kaza tarihi olan 22/06/2014, davalı ...Şirketi Yönünden ödeme tarihi olan 26/08/2014 tarihinde itibaren yasal faizi işletilerek tahsiline, 5-Davacı baba ... yönünden 172.787,23 TL destekten yoksun kalma tazminatının ilk 114.648,27 TL sinden davalılar... ile ...Şirketinin müteselsilen sorumlu olmasına geriye kalan 58.138,96 TL lik kısımdan sadece davalı ........ Sorumlu olmasına, bu tahsilat yapılırken davalı...'dan kaza tarihi olan 22/06/2014, davalı ...Şirketi Yönünden ödeme tarihi olan 26/08/2014 tarihinde itibaren yasal faizi işletilerek tahsiline, 6-Manevi tazminatın kısmen kabulüne 7-Davacı anne ... yönünden 10.000,00 TL, davacı baba ... Yönünden 10.000,00 TL davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı...'dan kaza tarihi olan 22/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, 8-Fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ...Şirketi vekili ile davalı... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ...Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece BAM kaldırma ilamına uygun olarak yalnızca kusur yönünden rapor alınması gerekirken 2023 esaslı dosyadan güncel ücret verilerine göre hesap raporu alınması usuli kazanılmış haklarımıza aykırılık oluşturduğunu, ilk hükme esas alınan 2020 tarihli bilirkişi raporundaki asgari ücret verilerinin hesaplamaya esas alınması gerekirken davacı tarafından işbu tarihli rapordaki hesaplamaların, hesaplamaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla düşük olduğuyla alakalı herhangi bir rapora itiraz ve istinaf itirazları olmadığı halde ve hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2021/1451 E.- 2023/239 K. sayılı kararı ile BAM tarafından tarafından tarafların tüm istinaf itirazlarının değerlendirildiği ve bu kapsamda kabul ettiği tek itiraz sebebi olan yalnızca kusura dair çelişki giderir ...... kusur raporu alınması gerektiği yönünden davacı lehine bozulması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinde güncel verilere göre yeniden hesaplamanın yapıldığı bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasalara aykırı olup usulü kazanılmış haklara aykırılık teşkil ettiğini, bozma nedenine göre yalnızca 17.2.2020 tarihli rapordaki miktarlara kusur tenzilatı yapılarak hüküm kurulması gerekmekte olup işbu rapordaki ücret verileri dikkate alınması gerektiğini, dairenin bozma ilamı ile hüküm pay hesapları yapılmak suretiyle davacıların destekten yoksunluk zararının hesaplanması bakımından bozulduğunu, bu durum gözetilerek bilinen (işlemiş) dönem ilk rapordaki veriler esas alınarak bozma doğrultusunda pay oranları için hesaplama yapılmak suretiyle davacıların destekten yoksunluk zararının hesaplanması gerektiğini, bu durumda, Daire bozma ilamında işaret edilen ilkeler doğrultusunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu uyuşmazlıkta müvekkilin tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için kusurunun bulunması gerektiğini ancak söz konusu olay irdelendiğinde müvekkilin bu olayda kusur oranının yanlış hesaplandığını, bu sebeple huzurdaki davanın reddi gerektiğini, huzurdaki dosyada maddi vakıanın ortaya çıkarılması amacıyla ceza davasında tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın ATK Trafik İhtisas Kuruluna sevk edilmesi gerekmektedir.destekten yoksun kalma tazminatı mirastan ayrı ve bağımsız bir hak olduğunu, bu sebeple merhumun davacılara olan desteğinin ispatlanması gerektiğini, ancak davacı yanca bu durum ispat edilemediğinden davanın reddi gerektiğini, yine yargılama aşamasına bakıldığında davacı yanın karşılanacak bir maddi zararı olmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen, devlet memuru olan müvekkile birden bu kadar yüksek bir maddi tazminat yüklenmesi hem hukuka hem hakkaniyete aykırı olduğunu, zira giderilmiş olmasına rağmen yeniden bir maddi tazminat hesaplanması ve bu hesabın gerekçesiz olması hukuka aykırılık teşkil ettiğini, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 22/06/2014 tarihinde davalı sürücü... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... ilçesinden - ...istikametine doğru seyir ederken Van ....D 300 - 33 Karayolu 38 + 932 mye geldiğinde aracının sağ ön far kısımlarıyla yolun sağ kısmındaki banket üzerinde park halinde bulunan araçların arasından taşıt yoluna ani olarak çıkan yaya ... çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacıların oğlu...'ın vefat ettiği, bu vefat nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre meydana gelen olayda ... plakalı araç sürücüsü davalı... ve hatalı park etmiş olan ...,........ ve ... plakalı araçların malikleri olan davalıların kusurlu oldukları iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 17/02/2023 tarih, 2021/1451 Esas ve 2023/239 Karar sayılı kararı ile " ...Dava konusu trafik kazasında, davacılar desteği yaya ile kazaya karışan davalı araç sürücüsünün kusur oranlarının tespiti bakımından alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda; müteveffa çocuğun olayda %10 oranında kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsünün ise %90 oranında kusurlu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece bu raporun hükme esas alındığı görülmektedir. Davaya konu trafik kazasına ilişkin olay akabinde tutulmuş trafik kazası tespit tutanağında ve ceza dosyasındaki kusur raporunda park halindeki araçlara da kusur verilmiştir. Kaldı ki olayın gündüz saati oluşu, kaza mahallinde düğün nedeniyle kalabalık oluşması dikkate alındığında mahkemenin kusur konusunda yaptığı araştırma ve varılan sonuç oluşa uygun görülmemiştir. Bu durumda aynı olay nedeniyle ceza yargılama aşamasında alınan kusur bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu arasında kusur oranlarında çelişki ortaya çıktığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderildiğinden bahsedilemeyeceğinden, oluşan çelişkinin giderilmesi için ..........Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf itirazı yerindedir. Kabule göre de mahkemece kazanın meydana geldiği yerde park halinde bulunan araçların sürücüsü ve maliki olan davalıların kusurlu olmadıkları kanaatine varılmasına rağmen bu davalılar aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda çelişkinin giderilmesi için kusur raporu alınmış olup bu rapora göre davalı ...'nin %25 oranında, müteveffanın ise %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Hükme esas alınan kusur raporunun ceza dosyasında kabul edilen olayın oluş şekline uygun olduğu, ceza dosyasında hükme esas alınan kusur raporu ile örtüştüğü ve kusur raporları arasındaki çelişkiyi de giderdiği anlaşıldığından hükme esas alınarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Davanın, KTK'nın 111. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre de açılması halinde ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi; ödeme yetersiz ise davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faiz hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle karar vermek gerekir. Somut uyuşmazlıkta dava tarihinden davacıların başvuru üzerine davalı Sigorta Şirketi'nin 26.08.2014 tarihinde davacı anne ...'a 6.025,08 TL, baba ...'a 10.09.2014 günü 4.682,87 TL ödeme yapılmış ve davacı ...ile 13/08/2014 tarihli ibraname, davacı ....... ile tarih ihtiva etmeyen bir ibraname düzenlenmiştir. Dava, 2 yıllık hak düşürücü süre içeresinde 17/03/2015 tarihinde açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince ilk kararında hükme esas alınan 17/02/2020 tarihli aktüerya raporunda dava tarihinden önce ödeme yapıldığından 26/08/2014 ödeme tarihindeki verilere göre ve davalı sürücü ...'nin %10 kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmış, ödeme yeterli olduğundan güncel tazminat miktarı hesaplanmamış, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak ödeme yeterli olduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir. Daire kaldırma kararı sonrasında alınan kusur raporunda davalı ...'nin %25 kusurlu olduğu belirlendiğinden aktüerya bilirkişinden ek rapor alınmıştır. 18/03/2024 tarihli ek aktüerya raporunda, güncel asgari ücret verileri esas alınarak hesaplama yapılmış, rapor tarihine kadar ödeme güncellenmiş ve yetersiz olduğu tespit edilmiş, belirlenen tazminatlar poliçe limitini aştığından garame hesabı yapılarak nihai tazminat belirlenmiştir. Mahkemece 18/03/2024 tarihli ek aktüerya raporu hükme esas alınarak davacı anne babanın destekten yoksun kalma tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan ek aktüerya raporunda ödemenin yeterli olup olmadığı belirlenirken ödeme tarihi itibariyle hesaplama yapılması yerine, ödemenin rapor tarihine kadar güncellemesi yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Bu doğrultu da resen hesaplama yapıldığında; Davalı Sigorta Şirketi 26.08.2014 tarihinde davacı anneye 6.025,08 TL, babaya 10.09.2014 günü 4.682,87 TL ödemiştir. 17/02/2020 tarihli kök aktüerya raporunda ödeme tarihi itibariyle kusur indirimsiz anne için 49.228,717 TL, baba için 36.985,60 TL tazminat hesaplanmıştır. Kök aktüerya raporunda belirlenen tazminatlar üzerinden davalı ...'nin %25 kusur oranına göre resen hesaplama yapıldığında davacı anne için 49.228,717 TL x 0,25 kusur = 12.307,17 TL, davacı baba için 36.985,60 TL x 0,25 kusur = 9.246,40 TL tazminat ödenmesi gerektiği belirlenmiştir. Bu halde yapılan ödemelerin davacıların tazminatını karşılamadığı ve bir mislini aşan fark bulunduğu ve bu nedenle yetersiz olduğu anlaşıldığından ödemenin yeterli olduğu yönündeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile ödemenin yeterli olduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verildiğinden ve esasen davacılar lehine belirlenen maddi tazminat miktarı da bulunmadığından davalı taraf lehine maddi tazminat bakımından usuli kazanılmış hak oluşmamıştır. Bu nedenle davacı tarafından istinaf talebi doğrultusunda belirlenen kusur oranlarına göre güncel asgari ücret verileri üzerinden hesaplama içeren 18/03/2024 tarihli ek aktüerya raporunda belirlenen destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı ...Şirketi vekili ile davalı... vekili vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1- Davalı ...Şirketi vekili ile davalı... vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 28.136,12 TL harçtan peşin alınan 4.576,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.559,35 TL harcın davalı ...Şirketi'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 28.136,12 TL harçtan peşin alınan 7.034,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 21.102,09 TL harcın davalı...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/02/2026