Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 15/4/2013 tarihinden itibaren Anadolu Ajansı T.A.Ş.de (Kurum) muhabir olarak işçi statüsünde çalışmakta iken 4/5/2018 tarihinde başvurucunun iş sözleşmesi feshedilmiştir. Fesih gerekçesinde 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrasında edinilen istihbari bilgiler kapsamında, Kurumun stratejik konumu da gözönüne alınarak güven ilişkisinin zedelendiği belirtilmiş; 23/7/2016 tarihli ve29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında haklı nedenle ve tazminatsız olarak iş akdinin feshedildiği bildirilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talepleriyle işveren aleyhine 28/5/2018 tarihinde dava açmıştır. Ankara İş Mahkemesine (Mahkeme) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu; feshin usule aykırı olduğunu, fesih bildiriminde fesih sebebinin açık ve kesin olarak bildirilmediğini, soyut bir ifadeyle, istihbari bilgiler kapsamında denilmek suretiyle, haksız feshin sonuçlarından kurtulmak amacıyla ve kötü niyetli olarak işine son verildiğini belirtmiştir. İddia edildiği gibi Fethullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bir irtibatının yahut iltisakının olmadığını hatta sempatisinin dahi bulunmadığını ifade eden başvurucu, Şubat 2014 tarihinden itibaren davalı Kurumun Paris temsilciliğinde çalıştığını, özellikle yurt dışında görevlendirilenlerle ilgili çok ciddi bir güvenlik soruşturması yapıldığını, bu kapsamda kendisi ile ilgili hiçbir olumsuzluğun bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme, İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıklarına (Başsavcılıklar), Emniyet Genel Müdürlüğüne (Emniyet) ve Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT) müzekkere yazarak başvurucu ile ilgili araştırma yapmış; ayrıca farklı tarihlerde açtığı duruşmalarda tarafların iddia ve itirazları ile davalı tanığını dinlemiş, başvurucunun tazminat alacağına ilişkin bilirkişi raporu hazırlattırmıştır. Başvurucu ile ilgili müzekkere cevaplarında Emniyet, başvurucunun FEZA Gazetecilik A.Ş.de çalıştığını, Başsavcılık başvurucu hakkında soruşturma ya da kovuşturma kaydına rastlanmadığını belirtmiş; MİT ise elde edilen istihbari bilgilerin ilgili makamlar ile paylaşıldığını, talep edilen bilgilerin icracı makamlardan istenilebileceğini ifade etmiştir. Davalı Kurum, bilirkişi raporuna itiraz etmiş; başvurucunun terör örgütü ile ilişkili olduğu bilgisi karşısında iş ilişkisini devam ettirmesinin beklenemeyeceğini belirtmiştir. Kurum, söz konusu istihbari bilgiye ilişkin de açıklamalar yapmış; buna göre başvurucunun yakın arkadaşı A.T.nin MİT’e iş başvurusunda bulunduğunu, bu kapsamda MİT Dış Operatörlüğü tarafından başvurucu hakkında da araştırma yapıldığını, bu araştırmalar neticesinde başvurucunun Fransa'da FETÖ/PDY faaliyetleri içinde yer alan şahıslardan olduğu yönünde tespit yapıldığını belirtmiştir. Nitekim başvurucunun 1/12/2013-30/4/2017 tarihleri arasında yurt dışında görevli olduğu, daha öncesinde de KHK ile kapatılan Feza Gazetecilik A.Ş.de yıllarca çalıştığı hususları birlikte değerlendirildiğinde fesih için yeterli ve kuvvetli şüphenin oluştuğu ileri sürülmüştür. Mahkeme 11/3/2019 tarihli kararla davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Dosya kapsamına Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından 23/07/2018 tarih ve 2018/196 sayılı yazımıza cevaben ibraz edilen 14/09/2018 tarih ve 58604142-(63044).2018/1082534 sayılı yazı ekinde düzenlenen tutanakta, davacının şüpheli şirkette (Ekip) SGK kaydı sorgulamasında kaydının bulunduğunun belirtildiği, kayıtların incelenmesinde, davacının Şubat 2008-Ekim 2008, Ocak 2011-Kasım 2011 ve Haziran 2012-Mart 2013 tarihleri arasında fasılalı olarak 'Feza Gazetecilik A.Ş.' bünyesinde sigorta kayıtlarının bulunduğu, bu şirketin 667-668 sayılı KHK ile Kapatılan Kurum ve Kuruluşlara bağlı şirketlerden olduğu anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının terör örgütü üyesi olmak suçundan görevden alınmış olması, daire amirlerinin bu şekilde bir değerlendirmeye tabi tutmuş bulunmaları, ülkemizin 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra girmiş olduğu kritik süreç ve davacının çalıştığı Anadolu Ajansı kuruluşunun tam anlamıyla güvenilir insanlarla çalışmak zorunda olan bir kuruluş olduğu, çalışanların güvenlik soruşturmalarının büyük önem taşıdığı, işveren tarafından yapılan feshin şüphe feshi olduğu, böyle bir fesihte işverenin işçisine karşı duyduğu şüphenin aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açtığı, işveren tarafından katlanması beklenmeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğun ortadan kalktığı, somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için, işçinin uygunluğunu ortadan kalkmış olduğu, iş ilişkisinin devamı için gerekli güvenin sarsıldığı, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde, iş akdinin işveren tarafından 667 sayılı KHK'nin 4/g maddesi gereğince daire amirinin onayıyla yapılmış olduğundan ve bir kamu kuruluşunda FETÖ/PDY üyesi birinin bu şüphe ile çalıştırılması mümkün olmadığından davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuş; kapatılan Zaman gazetesinde yıllar önce muhabir olarak çalıştığını, o dönemde bu yapılanmanın bir terör örgütü olabileceğini bilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Hakkında açılmış idari, adli ya da cezai bir soruşturmanın olmadığını, herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmadığını ifade eden başvurucu davanın kabulü gerektiğini savunmuş; en azından feshin haklı nedenle değil geçerli nedenle yapıldığı yönünde karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum ise cevap dilekçesinde MİT'ten ve Emniyetten gelen bilgilere değinmek suretiyle feshin haklı nedenle yapıldığını belirterek istinaf talebinin reddini talep etmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 10/12/2019 tarihli kararı ile istinaf talebinin reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Dosya içeriğinden, davacının iş akdinin işveren tarafından 04/05/2018 tarih ve '15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında, edinilen istihbari bilgiler kapsamında, Anadolu Ajansı'nın stratejik konumu, 667 sayılı KHK 4-g maddesi ve 57 sayılı Kanunun 2'nci maddesi çerçevesinde Ajans çalışanlarının Türk Ceza Kanunu tatbiki açısından memur sayılmaları göz önünde bulundurularak tarafınızla olan güven ilişkisinin işveren yönünden ortadan kalktığı, işverenin tarafınıza yönelik güveni sürdürmeye zorlanamayacağı anlaşılmış olup, iş akdiniz, İş Kanununun 25'inci maddesi çerçevesinde haklı nedenle ve tazminatsız olarak feshedilmiştir' içerikli bildirimle feshedildiği, davacının daha önce şüphe edilmesine sebep olan örgütün yayın organı olan Zaman Gazetesinde görev yapması dikkate alınarak, davacı ile davalı arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği ve iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğinin kabulü ile, işe iade talebinin reddinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır." Nihai karar, başvurucuya 20/12/2019 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu 20/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.