Başvuru, açılan tazminat davasında ihtiyati tedbir kararı verilmemesi, davada hüküm altına alınan alacağın iflas masasına kaydedilmemesi sonucunda tahsilinin mümkün olmaması ve bu nedenle meydana gelen zararlarının giderilmemesi nedenleriyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının; ceza soruşturmalarının zaman aşımına uğratılması, tazminat davasında yargılamanın uzun sürmesi ve ikinci kez kusur bilirkişi raporu alınmaması nedenleriyle adil yargılanma
Başvuru, açılan tazminat davasında ihtiyati tedbir kararı verilmemesi, davada hüküm altına alınan alacağın iflas masasına kaydedilmemesi sonucunda tahsilinin mümkün olmaması ve bu nedenle meydana gelen zararlarının giderilmemesi nedenleriyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının; ceza soruşturmalarının zaman aşımına uğratılması, tazminat davasında yargılamanın uzun sürmesi ve ikinci kez kusur bilirkişi raporu alınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru; 2017/14644 sayılı bireysel başvuru dosyasında 11/1/2017 tarihinde, 2018/36435 sayılı bireysel başvuru dosyasında 7/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Konularının aynı olması nedeniyle 2018/36435 sayılı bireysel başvuru dosyası ile 2017/14644 sayılı bireysel başvuru dosyasının birleştirilmesine ve incelemenin 2017/14644 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Yaşar Demir 15/3/1968 doğum tarihli olup diğer başvurucu 5/8/2001 doğum tarihli Yunus Demir'in babasıdır. Kut Enerji Madencilik Sanayi Ticaret Limitet Şirketi (Şirket) İstanbul ili Arnavutköy İlçesinde kum ocağı işleterek faaliyet göstermektedir. Başvurucu Yaşar Demir, Şirket bünyesinde 14/8/2003 tarihinde kaynak işçisi olarak çalışmaya başlamıştır. Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 7/10/2004 tarihli raporda iş kazası olduğu tespitine yer verilen olayda; başvurucu Yaşar Demir 26/8/2003 tarihinde iş yerinde bulunan yaklaşık 1500 kg ağırlığındaki su tankının montajını yaptığı esnada, tankın üzerine kayması sonucunda altında kalarak yaralanmıştır.A. Ceza Soruşturması ve Dava Süreci Başvurucu Yaşar Demir tarafından yapılan şikâyet üzerine Şirket yetkilileri H.Y. ve E.Y. hakkında soruşturma yapılmıştır. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) 29/8/2009 tarihinde; taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçunun 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin fıkrasında düzenlendiği, aynı Kanun'un maddesine göre dava zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu ve şüpheli H.Y.nin zamanaşımı süresi içerisinde bulunup ifadesinin alınamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin verilen karara karşı kanun yoluna müracaat edildiğine ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır. Şirket yetkilisi E.Y. hakkında taksirle yaralama suçlamasıyla açılan davada, Gaziosmanpaşa Sulh Ceza Mahkemesi 28/3/2011 tarihli kararı ile 765 sayılı mülga Kanun'un ve maddeleri gereğince yedi yıl altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşme kararı vermiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede kararın temyiz edilmeden 7/6/2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.B. Tazminat Davası ve İcra Takibi Süreci Başvurucu Yaşar Demir, eşi E. ile birlikte diğer başvurucu Yunus Demir'e velayeten kendileri adına asaleten 23/3/2006 tarihinde İstanbul İş Mahkemesinde (Mahkeme) Şirket aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde, davalı Şirketin tasfiyeye gitme, sahip olduğu araçları ve gayrimenkulleri elinden çıkarma ihtimali bulunduğu ifade edilerek Şirkete ait araçlar ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir. Yargılama sırasında kusur yönünden alınan 20/5/2008 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın meydana gelmesinde başvurucunun %25, Şirketin %75 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. 29/6/2011 tarihli Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda; başvurucu Yaşar Demir'in yaşına göre %66 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, maluliyet oranının sürekli olduğu, iyileşme süresinin 26/8/2003 tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında %100 malul sayılması gerektiği ifade edilmiştir. 3/4/2012 tarihli celsede başvurucular vekili, davalı Şirketin tasfiyeye girdiğini belirterek ticaret sicil kayıtlarının getirilmesini talep etmiştir. İstanbul Ticaret Sicili Memurluğu (Sicil Memurluğu) tarafından verilen cevapta; Şirketin son tescilinin 20/7/2007 tarihinde yapıldığının bildirildiği, tasfiyeye ilişkin bir kaydın bildirilmediği görülmüştür. Mahkeme 17/5/2016 tarihinde; 1/2/2016 tarihli hesap bilirkişi raporunda seçenekli olarak belirlenen tazminat hesabına göre başvurucu Yaşar Demir için 459,50 TL maddi tazminata hükmedilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı E. ve başvurucu Yunus Demir'in maddi tazminat taleplerinin reddine, başvurucu Yaşar Demir için 000 TL, davacı E. için 000 TL ve başvurucu Yunus Demir için 000 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve tazminat bedellerinin 26/8/2003 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte Şirketten tahsiline karar vermiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede Mahkeme kararının 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun maddesine göre Şirkete tebliğe çıkarıldığı görülmüş ancak tebliğine ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır. Başvurucular ve E. tarafından 9/6/2016 tarihinde Diyarbakır İcra Dairesinde (İcra Müdürlüğü) toplamda 434,99 TL üzerinden ilamlı icra takibi başlatılmıştır. İcra Müdürlüğünce icra emri düzenlenerek Şirkete tebliğe çıkarılmış, tebligatın iade edilmesi üzerine 24/11/2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un maddesine göre tebliğ edilmiştir. İcra Müdürlüğü tarafından 2016 yılı içerisinde bankalara yazılan haciz ihbarnamelerine verilen cevaplarda; Şirketin bir hak ve alacağına rastlanmadığının bildirildiği, UYAP üzerinden temin edilen kayıtlara göre de taşınmaz malı ve posta çeki hesabı bulunmadığı tespit edilmiştir. İcra Müdürlüğü tarafından Sicil Memurluğuna yazılan yazıya verilen 6/12/2016 tarihli cevapta; herhangi bir haciz şerhi bulunmadığından işlem yapılamadığı, ayrıca İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi) 27/9/2012 tarihli kararı ile Şirketin iflas ettiğinin bildirildiği ifade edilmiştir. Başvurucular vekili, İcra Müdürlüğünden talepte bulunmuş ve işçilik alacağının imtiyazlı olduğunu belirterek iflas prosedürüne göre işlem yapılması ve borçlu Şirketin tüm mal varlığına haciz şerhi işlenmesini istemiştir. İcra Müdürlüğünce bu doğrultuda yazılan 3/1/2017 tarihli yazıya Sicil Memurluğu tarafından verilen 12/1/2017 tarihli cevapta; Şirketin iflasının 27/9/2012 tarihinde açıldığı ve Ticaret Sicil Tüzüğü hükümlerine göre 3/10/2012 tarihinde resen tescil edildiği, iflas hâlinde olan şirketle ilgili işlem yapılamadığı belirtilmiştir. Başvurucular vekilinin, bireysel başvuru tarihinden sonra 6/6/2017, 17/10/2017 ve 24/4/2019 tarihli talepleriyle haciz istemini yenilediği görülmüştür. İflas Davası ve İflas Tasfiyesi Süreci K. ve Tic. A.Ş. tarafından alacağının tahsili için Şirket hakkında iflas yolu ile adi takibe başlandığı, takibin kesinleştiği ve alacağın ödenmediği ileri sürülerek 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun maddesi gereğince depo emri verilerek borçlunun bu karara uymaması hâlinde iflasına karar verilmesi istemiyle 2/5/2012 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmıştır. Asliye Ticaret Mahkemesi 27/9/2012 tarihinde davanın kabulüne, Şirketin 2004 sayılı Kanun'un 156/ maddesi gereği iflasına ve maddesine göre iflasın 27/9/2012 tarihi saat 12:18'den itibarenaçılmasına karar vermiştir. Karar, taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 2/11/2012 tarihinde kesinleşmiştir. Hükümden sonra müdahale talep eden üçüncü kişi A. kararı temyiz etmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi 21/1/2013 tarihli ek kararı ile temyiz yoluna ancak davanın taraflarının başvurabileceği, yargılama aşamasında ilanların yapıldığı, hak düşürücü süre içinde üçüncü kişi alacaklının başvurusu olmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar vermiştir. Ek karara karşı yapılan temyiz istemi Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) tarafından 4/12/2013 tarihinde incelenerek temyiz isteminin reddine ilişkin karar kaldırılmış ve esas yönünden yapılan inceleme sonunda asıl karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. A. tarafından yapılan karar düzeltme istemi de Dairenin 9/5/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. İflas işlemlerini yürüten İstanbul İflas Dairesi (İflas Dairesi) tarafından Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilen 18/8/2015 tarihli yazıda; E. 2012/14 sayılı dosya ile iflasın açılması ve tasfiyeye başlanılmasının 9/10/2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi ve 5/10/2012 tarihli Türkiye gazetesinde ilan olunduğu, tespit edilebilen mal varlığının tasfiye masraflarını karşılamayacağı belirlendiğinden tasfiyenin basit usulle yürütülmesine karar verilip ilan edildiği, sıra cetveli yapılıp ilan olunduğu, işlemler sonunda satılacak mal ve dağıtıma esas para olmadığından borç ödemeden aciz belgeleri düzenlenerek alacaklılara tebliğe gönderildiği bildirilmiş ve yapılacak başka işlem kalmadığından iflas tasfiyesinin kapatılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. İflas Dairesinin talebi üzerine Asliye Ticaret Mahkemesi 28/6/2016 tarihinde 2004 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca iflasın kapanmasına ve iflasın kapandığının ilan edilmesine karar vermiştir. Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular, iş mahkemesinde açtıkları davada ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettikleri hâlde işveren mallarına ihtiyati tedbir konulmadığı ve soruşturmaların kasti olarak zamanaşımına uğratıldığı gerekçesiyle yargı mercilerinin kusurlarından dolayı oluşan maddi ve manevi zararlarının ödenmesi talebiyle 15/2/2017 tarihinde Bakanlığa başvurmuştur. Bakanlık 3/3/2017 tarihinde talebi reddetmiştir. Başvurucular 12/5/2017 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde Bakanlık işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Verilen yetkisizlik kararı üzerine davaya Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) devam edilmiş ve dava 16/3/2018 tarihli karar ile reddedilmiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:i. Bakanlığa yapılan başvurunun hâkim ve savcıların yargılama yetki ve görevleri kapsamında verdikleri kararlara ilişkin bulunduğu, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat verilemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunulamayacağı dikkate alındığında hukuka aykırı olduğu öne sürülen kararlardan Bakanlığın sorumlu tutulamayacağı ifade edilmiştir.ii. Yargı kararlarındaki hukuka aykırılıklara karşı olağan ve olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, şartları mevcut ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ve devamı maddeleri uyarınca adli yargı mahkemelerinde devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası açılabileceği vurgulanmıştır. İdare mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 22/10/2018 tarihinde kararın onanmasına kesin olarak karar vermiştir. Nihai karar başvuruculara 9/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu Yaşar Demir, 2017/14644 sayılı bireysel başvuru dosyası yönünden devam eden icra takibi sırasında 11/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu bireysel başvuru dosyası ile birleşen 2018/36435 sayılı bireysel başvuru dosyasında ise başvurucular 7/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Tazminat davasının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun "İhtiyati tedbirler" başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Hakim iki taraftan birinin talebiyle davanın ikamesinden evvel veya sonra aşağıda gösterilen hal ve şekillerde ihtiyati tedbirler ittihazına karar verebilir:1 – Menkul ve gayrimenkul malların ayni münazaalı ise bunun haciz veya yeddiadle tevdiine,2 – Münazaalı şeyin muhafazası için lazımgelen her türlü tedbirlerin ittihazına,..." Tazminat davasının yargılaması sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un ''İhtiyati tedbirin şartları'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir...." 2004 sayılı Kanun'un "İhtiyati haciz şartları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." 2004 sayılı Kanun'un "İflas talebi ve müddeti" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir...." 2004 sayılı Kanun'un "İflas tarihi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"İflas hükümle açılır ve bu hükümde açılma anı gösterilir...." 2004 sayılı Kanun'un "İflas kararının tebliği ve ilanı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İflas kararı, iflas dairesine bildirilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/30 md.) Daire, kararı kendiliğinden ve derhal tapuya, ticaret sicil memurluğuna, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelenlere bildirir. Daire, ayrıca kararı, karar tarihinde, tirajı ellibinin (000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte iflas edenin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan eder. Tirajı ellibinin (000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetenin yayınlandığı yer aynı zamanda muamele merkezi ise mahalli gazetede ilan yapılmaz.İflasın kapandığı veya kaldırıldığı da aynı suretle bildirilir ve ilan olunur." 2004 sayılı Kanun'un "İflas masası" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer...." 2004 sayılı Kanun'un "Hukuk davalarının tatili" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra : 9/11/1988-3494/40 md.) Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz.Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez." 2004 sayılı Kanun'un "Adi ve rehinli alacakların sırası" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 28/2/2018-7101/5 md.) Alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları vardır. Gümrük resmi ve akar vergisi gibi Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan alınması lazım gelen resim ve vergi, rehinli alacaklardan sonra gelir.Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir.Alacakları taşınmaz rehniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehnine müteallik hükümlerine göre tayin olunur.... (Değişik dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/52 md.) Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur:Birinci sıra:A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları,...Dördüncü sıra:İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar...." 2004 sayılı Kanun'un "Sıralar arasındaki münasebet" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Her sıranın alacaklıları aralarında müsavi hakka maliktirler.Bir sıra evvelki alacaklılar alacaklarını tamamen almadıkça sonra gelen sıradakiler bir şey alamazlar." 2004 sayılı Kanun'un "Basit tasfiye" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İflas dairesince defteri tutulan mallar bedelinin tasfiye masraflarını koruyamıyacağı anlaşılırsa basit tasfiye usulü tatbik olunur.Bu takdirde iflas dairesi, alacaklıları yirmi günden az ve iki aydan çok olmamak üzere tayin edilecek müddet içinde alacaklarını ve iddialarını bildirmeğe ilanla davet eder. Bu müddet içinde alacaklılardan biri masrafları peşin vermek suretiyle tasfiyenin adi şekilde yapılmasını isteyebilir.Basit tasfiyede iflas dairesi alacaklıların menfaatlerine muvafık surette malları paraya çevirir ve başka merasime mahal kalmaksızın alacakları tahkik ve sıralarını tayin ederek bedellerini dağıtır.Tasfiyenin kapandığı ilan olunur."