1. Hukuk Dairesi 2009/10816 E. , 2009/12385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : AKÇAABAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, 25 sayılı parselin kısmen kıyıda kaldığını ileri sürerek tapusunun iptalini istemiştir. Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın bir kısmının kıyı- kenar çizgisi içerisinde kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, bir kısım davalılar tarafından süresind
**1. Hukuk Dairesi 2009/10816 E. , 2009/12385 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AKÇAABAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, 25 sayılı parselin kısmen kıyıda kaldığını ileri sürerek tapusunun iptalini istemiştir. Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın bir kısmının kıyı- kenar çizgisi içerisinde kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişme konusu taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceği iddiasına dayalı tapu iptali ve sicil kaydının terkini ile yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve tolanan delillerden, çekişmeli 25 parsel sayılı taşınmazın ifrazen geldiği 11 sayılı ana kadastral parselin 1953 yılında kesinleşen kadastro sonucunda tapuya tescil edildiği görülmektedir. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve anılan Yasa’nın 3. maddesi ile de aynı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Öte yandan, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Öte yandan, bir tarafın dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olmasına rağmen, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybetmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı karşı tarafın sorumluluğuna karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilmek suretiyle bir karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır. Davalıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 26.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.