10. Hukuk Dairesi 2024/2840 E. , 2024/7064 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2538 E., 2022/438 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/628 E., 2022/227 K. Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalılardan ... İ…
**10. Hukuk Dairesi 2024/2840 E. , 2024/7064 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2538 E., 2022/438 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/628 E., 2022/227 K. Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalılardan ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile iş bu temyize cevap ile davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunduğu, davalı vekilinin temyiz incelemesini duruşmalı yapılmasını talep ettiği, murafaa yapılmak üzere tayin olunan 07.11.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ..., davacı adına Av. ... Haydar İlik'in geldiği, diğer davalı adına gelen olmadığı görüldükten ve gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra murafaaya son verilerek aynı gün yapılan incelemede noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş, noksan ikmal edilerek dosya dairemize gelmekle Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, 2013 yılında davalı inşaat şirketi ... İnşaat Nalburiye İthalat İhracat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. (... İnşaat Ltd. Şti.) bünyesinde 'Boya ve mantolama ustası' olarak çalıştığını, müvekkilinin aylık 1.500,00 TL net ücret aldığını, asgari kısma tekabül eden kısım bankadan kalan kısmın ise elden verildiğini, o dönemde davalı ... İnşaat Ltd. Şti.'nin diğer davalı olan S.S. Manolya Konut Yapı Kooperatifine (S.S. Manolya Kooperatifi) ait konutların dış cephe boyası ve mantolaması işini üstlendiğini, davacı müvekkili işçinin davalı şirket ... İnşaat Ltd. Şti.'de çalışması esnasında binanın dış cephe boyasını yaparken 23.12.2013 tarihinde 4 üncü kat yükseklikten düştüğünü ve ağır şekilde yaralandığını, olayla ilgili olarak iş kazası tutanağı tutulduğunu, ancak Rize/Pazar Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/519 Soruşturma numaralı dosyada takipsizlik kararı verildiğini, iş kazası sonucu beyin travması geçiren davacının 1,5 ay bilinci kapalı olarak yoğun bakımda yattığını, çok uzun bir süre yatalak olarak tedavi gördüğünü, kas ve sinir sisteminin etkilendiğini, halen tedavi gördüğünü, 04.09.2015 tarihli Sağlık Raporundan görüleceği üzere davacıda %28 oranında özür kaldığını, davacının mesleği ve yapabileceği iş dikkate alınarak %28 oranında kazanma gücü kaybı oluştuğunu, davacının çift görmesi nedeniyle artık inşaatta çalışmasının mümkün olmadığını, iş kazasından davalı işverenlerin sorumlu olduğunu, mevzuatta tedbirleri aldığını belgeleyemeyen işverenlerin iş kazalarından cezai ve hukuki olarak sorumlu olduklarını, davalı Kooperatif işin sahibi olduğu için iş hukuku ilkeleri gereği iş kazasından diğer davalıyla beraber müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacı işçinin iş kazası geçirdiği sırada 23 yaşında olduğunu, davacının halen bekar olduğunu, bir yıldan fazla yatalak olarak toplamda kazadan sonra yaklaşık 2 yıl zaman geçmesine rağmen tedavisinin sürdüğünü, davacının gözle görülecek derecede elinde ve ayağında sakatlık izleri olması, çift görme, kekemelik vb. nedenlerle hayattan soyutlandığını, geçimini nasıl temin edeceği vb. sorunlar yüzünden psikolojik yönden etkilediğini, bu nedenle 80.000 TL manevi tazminat talepleri olduğunu, müvekkilinin yaklaşık iki yıl süren tedavi boyunca hiç çalışamadığını, davacının aylık ücret kazancının SGK'ya eksik bildirilmesi nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan kazanç kaybının da davalılarca karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, müvekkilinin iş göremezlik nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 80.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 828.073,37 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı ...'ın 02.10.2013 tarihinde müvekkili şirkette inşaat işçisi olarak asgari ücretle işe başladığını, davalı müvekkili şirketin gerek kaza öncesi gerek kaza sonrasında üstüne düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, gerekli önlemleri aldığını, müvekkili şirketin bölgenin önde gelen ve tanınan firmalarından olduğunu, üstlendiği tüm projelerini büyük bir sorumlulukla yerine getirdiğini, mağdurun babası Aslan Balcan ve mağdur ...'ın ifadelerinde şikayetçi olmadıklarını belirtmeleri üzerine söz konusu suçun şikayete tabi olması nedeniyle şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkili şirketin davacının maddi olarak mağduriyet yaşamaması için ellerinden geleni yaptıklarını, müvekkili şirketin gerekli güvenlik ve iş ekipmanlarını eksiksiz sağladığını, ancak tüm önlemlere rağmen işin doğası gereği davacının da bir anlık dikkatsizliğinden kaynaklanarak oluşan iş kazası sonucu müvekkil şirket yöneticilerinin büyük üzüntü yaşadığını, davacının da mağdur olmaması için maddi ve manevi tüm desteği sağladığını, davacı işçinin çalışmadığı halde kazadan sonraki 3 ay boyunca maaşının ve sigorta primlerinin yatırıldığını, sonrasında davacının kendi isteği ile ücretsiz izinli olarak iş akdinin devam ettirildiğini, davacı işçiye mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla ve tazminat niteliğinde elden farklı zamanlarda toplam 14.500,00 TL ödeme yapıldığını, davacının da akrabası olan davalı şirkette çalışan Numan Balcan aracılığıyla bu paraların davacıya ulaştırıldığını, bu ödemeler karşılığında davacıdan bir makbuz veya yazı talep edilmediğini, davacının sağlık durumu ve kazanın sebep olduğu kalıcı hasarlar hakkında dosyada herhangi bir sağlık kurulu raporu bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde davacıda %28 oranında özür kaldığı yönündeki beyanlarının bir iddiadan ibaret olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı adına herhangi bir tazminata hükmedilecek olması halinde davacı adına yatırılmış sigorta primlerinin ve davacının almakta olduğu işsizlik maaşının hükmedilecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı olan S.S. Manolya Kooperatifi yetkililerinin cevap dilekçesinde özetle; yüklenicinin yaptığı işin uzmanı olduğunu, iş sahibi olan Kooperatiflerinin ise iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına göre bir sorumluluğu olmadığını, yüklenici ... İnşaat Ltd. Şti.'nin işçisi olan davacı ...'ın iş kazasından dolayı S.S. Manolya Kooperatifinin sorumluluğu olmadığını, bu hususun Kooperatif ile ... İnşaat Ltd. Şti.'nin arasında yapılan 10.09.2013 tarihli Dış Cephe Mantolama Yapım ve Taahhüt Sözleşmesinin 4. Maddesinde hüküm altına alındığını, bu nedenle davalı ... Kooperatifi yönünden husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davacının işveren nezdinde 11.07.2012 tarihinde boya ve montalama ustası olarak sigortalı çalışmaya başladığı, 23.12.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığı, bu sırada 23 yaşında olduğu, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 18.07.2017 tarihli raporuna göre davaya konu olayın iş kazası olduğu, meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespitine ilişkin Sağlık Kurulu kararına göre, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %46,2 olarak belirlendiği, 06.07.2018 tarihinde kontrol muayenesi gerektiğine karar verildiği, sigortalının itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu'nun 29.01.2018 tarihli kararı ile maluliyetinin gerekmediğine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'dan alınan raporlarda davacının %38 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, bildirildiği, 08.05.2016 tarihli kusur bilirkişi raporuna ve SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 18.07.2017 tarihli raporuna göre davalı şirketin %90, davacı sigortalının kusur oranın %10 olduğunun tespit edildiği, kusur raporunda taraflarca ortaya konulan iddia ve savunmalar ile tüm delillerin titizlikle değerlendirildiği ayrıca aynı olaya ilişkin alınan raporlar arasında ihtilafın bulunmadığı kusur raporunun hükme esas alınması gerektiğinin kabul edildiği, Davacı işçiye iş kazasından kaynaklı ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının hesaplanması amacıyla dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, 23.01.2022 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Sonuç olarak kazalı işçi açısından hesaplanan geçici iş göremezlik ve maluliyet nedeniyle ödenmesi gereken toplam maddi tazminatın 828.073,37 TL olduğu belirlenmiş, ıslah doğrultusunda maddi tazminatın kabulüne karar verildiği, somut olayda, davacının 1990 doğumlu olup olay tarihi itibarıyla 23 yaşında olduğu, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen Sürekli iş Göremezlik Derecesi Tespitine ilişkin yukarıda anılan kararda sürekli iş göremezlik derecesinin % 38 olarak belirlendiği, olayda %10 oranında kusurunun bulunduğu olayın oluş şekli dikkate alındığında, manevi tazminat olarak 80.000,00 TL talep edildiği anlaşılmış, ancak mahkemece 40.000 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü gerekçeleriyle Davalı ... Kooperatifi aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, Davanın kısmen kabulü ile 828.073,37 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş. Nal. İth. İhr. San. Tic. Ltd. ve Şti.'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ... İnş. Nal. İth. İhr. San. Tic. Ltd. ve Şti. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tarihindeki aylık ücretin net 5.500,00 TL olduğunu, dinlenen tanık ...'in bunu doğruladığını, davalı tanıkların asgari ücret ödendiğini ileri sürdüklerini, bu tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, sendikadan yapılan ücret araştırmasının 2.409,78 TL olarak geldiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre 1.540,00 TL olduğunu, TÜİK istatistiğinin dikkate alınarak asgari ücretin 1,2451 katı ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 40.000,00 TL manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davalıda ki kusurun %90 olması dikkate alındığında manevi tazminat talebinin tam olarak hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür. 2.Davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, kusur oranının tespitine ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yine maluliyet oranının %38 olarak tespit eden Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan rapora da itiraz ettiklerini, maddi tazminat talebinin hatalı olarak hesaplandığını, 3 adet aktüerya hesabı bulunduğunu, en son hesabın asgari ücretin 1,2451 katı üzerinden yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının usta olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatı miktarının yüksek olduğunu, SGK tarafından davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, davacının maddi tazminat hesabında TRH 2010 ömür tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu, kazadan sonra davacının babasına yapılan ödemenin düşülmesi gerektiğini, davacının fiilen çalışmaya devam ettiğini, Adli Tıp raporunda çift görme bozukluğu, gözde kayma ve anksiyete bozukluğu sebebiyle çalışamayacağı yönündeki raporun gerçeği yansıtmadığını, hüküm altına alınan alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihinin olay tarihi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının davalı ... İnşaatın diğer davalı ... Kooperatifinden aldığı anahtar teslim A,B,C blokların tüm dış cephe kaplama işinde çalışırken 4 üncü kattaki iskeleden düşmek suretiyle yaralandığı, bu olay sebebiyle kafa içi yaralanma, çift görme, göz kası paralizisine bağlı diplopi ve organik beyin sendromu arızası sebebiyle Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından maluliyet oranı %38 olarak tespit edilerek maluliyet durumunun kesinleştiği, SGK müfettiş inceleme raporunda olayın meydana gelmesinde davacı %10, davalı ... İnşaat ise %90 kusurlu bulunduğu, mahkemece A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda da aynı şekilde kusur dağılımı yapıldığı, olay tarihinde davacı 1.500,00 TL ücret aldığını ileri sürdüğü davacı tanığının davacıyı doğrulamışken, davalı tanıklarının ise davacının asgari ücretle çalıştığını belirttiğini, davacının 2013 Kasım dönemi bordrosuna göre kazancı brüt 1.100,00 TL olduğu bunun asgari ücrete oranı 1.100/1.021,50=1,076 katına denk geldiği, 2014 TÜİK istatistik verisine göre ise 2014 yılı Kasım ayı ortalama brüt ücretin 1.412,00 TL olduğu, bunun o tarihteki asgari ücrete oranı ise 1.412/1.134=1,2451 kat olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu miktar üzerinden davacının maddi zararın hesaplandığı, olay tarihinde davacı 23 yaşında olup dış cephe kaplama ustası olduğunu ispat edemediği, mahkemenin hükme esas aldığı ücret miktarında hata bulunmadığı, davacının olay tarihinde davacının 23 yaşında olması, geçirdiği sakatlanma sonucunda %38 oranında malul kalması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının kusurunun %90 olması da dikkate alındığında talep edilen 80.000,00 TL manevi tazminatın tamamının hüküm altına alınması gerektiği gözetilerek bu yönden davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerektiği, davalılar arasında anahtar teslim eser sözleşmesi bulunduğundan hüküm altına alınan alacaklardan davalı ... Kooperatifinin sorumluluğu bulunmadığından açılan davanın husumetten reddi kararının yerinde olduğu gözetilerek; davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile Mahkeme kararının HMK'nun 353/1.b-2 hükmü gereğince düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılarak; I-Davalı ... Kooperatifi aleyhine açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, II-Davalı ... İnşaat aleyhine açılan davanın kabulü ile 828,073,37 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile iş bu temyize cevap ile davacı vekilinin katılma yoluyla süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının istinaf başvurusunun süresinde olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında istinaf başvurusu için yeterli gerekçe olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, tanık beyanlarına göre emniyet kemeri verildiği halde kullanılmamış olması İş sağlığı ve güvenliği uzmanı tarafından uyarılmalarına karşın kullanmamış olmaları nedeniyle hatalı olduğunu davacının asli kusurlu olduğunu, sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğunu, davacının ameliyatı kabul etmesi halinde maluliyetin tamaen ortadan kalkacağının araştırılması gerektiğini, müvekkili muayene edilmeden ATK 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporun hatalı olduğunu, Hakem hastaneye gönderilmesi gerektiğini, şaşılık alanında uzmanların olduğu bölümden bir hastaneden rapor alınması gerektiğini, davacının fiili olarak çalışmaya devam ettiğini, maddi tazminat hesabında; tanık anlatımlarına göre davacının düz işçi olarak asgari ücret aldığı sabittir usta işçi pozisyonunda olmadığını, Bakiye Ömrün tespitinde TRH 2010 esas alınmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından işçiye yapılan fiili ödemenin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin tenzili gerektiğini, davacıya izinli olan dönem içinde ödeme yapıldığını, sigorta primlerinin yatırıldığını ve maaş verildiğini, ayrıca tanık anlatımlarında geçen 10.000 TL’lik yardım yapıldığını Mahkeme tarafından faiz başlangıcının hatalı tespit edildiğini, belirsiz alacak olduğundan dava tarihi esas alınması gerektiğini, manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin usta işçi olarak 1.500 TL olarak esas alınması gerektiği halde bu ücret altındaki ücrete itibar edilmesinin hatalı olduğunu, asgari ücretteki değişikliğinin hesap raporuna uygulanmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle eşi, çocukları, anne ve babasının destekten yoksunluk kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme A) Davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2022 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.080,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında verdiği kararda manevi tazminat isteminin tam kabulüne karar verildiği ve bu kararın ve maddi tazminat kararından bağımsız ayrı bir dava olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacı ve Davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti vekillerinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ve davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. 3.Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. 4. Öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin delil mahiyetinde olmayıp, kuvvetli delil mahiyetinde olduğu, davacının yaptığı işe göre alacağı ücretin Dairenin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından getirilecek emsal ücretler gözetilerek belirlenmesi gerektiği, sendikasız işçi için sendikalardan bildirilen ücretin de dikkate alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır. 5.6100 sayılı HMK'nun 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. 6. Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan "Usul Ekonomisi" ilkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" 8.Somut olayda; davalı işveren şirketin davacıyı SGK'ya inşaat ustası olarak bildirildiği halde mahkemece usta inşaat işçisi için ücret araştırmasının yapılmadığı gibi, davacı vekilinin 06.01.2020 tarihli kök ve 28.07.2020 tarihli ek hesap raporlarında bakiye ömür tablosu olarak PMF 1931 bakiye ömür tablosunun esas alındığı davacı vekilinin TRH 2010 bakiye ömür tablosunun esas alınmasına dair itirazı olmadığı halde hükme esas alınan 23.01.2022 tarihli hesap raporunda bakiye ömür tablosu olarak TRH 2010 tablosunun esas alındığı anlaşılmaktadır. 9. Bu açıklamalar doğrultusunda davacının davalı işveren şirket nezdinde inşaat ustası sıfatıyla istihdam edildiği gözetilerek, yaşı ve bu meslekteki eğitim ve kıdem durumu da dikkate alınmak suretiyle TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile (sendikalı olmayan sigortalı için) sendikalar haricindeki meslek odalarından bilinen dönem içerisinde alabileceği ücretler tespit edilerek hesaba esas ücretin belirlenmesi, bu hususta davacı iddiasının aşılmamasına da riayet edilmesi gerekmektedir. 10. Her ne kadar dairemizce maddi tazminatın hesabında bakiye ömür tespitiyle ilgili olarak TRH 2010 bakiye ömür tablosu dikkate alınmakta ise de; HMK 25 inci maddesinde yer alan "taraflarca getirilme ilkesi ve HMK 281 inci maddesinde belirtilen "bilirkişi raporuna itiraz prosedürü" kapsamında; davacılar vekilinin 06.01.2020 tarihli kök ve 28.07.2020 tarihli ek hesap raporlarına itirazlarında bu raporlarda da esas alınmış olan PMF 1931 bakiye tablosuna açıkça itirazının olmadığı anlaşılmakla, bu tablonun maddi tazminat hesabında dikkate alınması yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu gözetilmeden ek raporlarda diğer tablonun hesapta dikkate alınması da hatalı olmuştur. 11.Mahkemece yazılı hususlar dikkate alınmadan hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. 12. O halde, davacı ve davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2. Davacı ve davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 4.Dairemizde icra edilen duruşmada davacı kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle 17.100 TL vekalet ücretinin davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti'.den tahsiline, davalı ... İnşaat Nalbur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle 17.100 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiline, 5. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.