Başvuru, terör örgütü üyeleri tarafından hısımlarının öldürülmüş olması dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının, ret işlemlerine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; terör örgütü üyeleri tarafından hısımlarının öldürülmüş olması dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının, ret işlemlerine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 18/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/1/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, terör örgütü mensupları tarafından 16/4/1994 tarihinde Batman-Sason kara yolu kesilerek birinci başvurucunun eşi, diğer başvurucuların babaları olan muris S.nin yeğenleri H.A. ve S.A.nın öldürüldüğünü beyan etmiş ve bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle murisleri S.nin köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmişlerdir. Başvurucuların murisi olan S., 21/7/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Başvurucular murisi S., 3/7/2007 tarihinde vefat etmiştir. Komisyon 4/12/2008 tarihli ve 2008/1-2082 sayılı kararında, terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan başvuruda bilirkişi raporlarının incelenmesi neticesinde Sason ilçesi Çayırlı köyü boşalmadığından, başvuru sahibine yönelik doğrudan bir tehdit ve saldırı bulunmadığından bahisle talebin reddine karar vermiştir. Başvurucular tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesinin 10/11/2010 tarihli ve E.2009/309, K.2010/2168 sayılı kararı ile Batman İl Jandarma Komutanlığınca yapılan araştırma sonucunda düzenlenen listede Çayırlı köyünün ve mezralarının terör olaylarından etkilenmediğinin belirtildiği, köy nüfusunun 1997 yılında 480 kişi, 2000 yılında 583 kişi olduğu, köyde koruculuk sisteminin bulunduğu, köyde korucu aileleri dışında başka ailelerin de bulunduğu, köyde muhtarlık seçimlerinin düzenli olarak yapıldığı, köy okulunun açık olduğu, Batman ilinde meydana gelen terör olaylarına ilişkin listede Çayırlı köyü ve mezralarında terör olayı yaşandığı yönünde kayıt bulunmadığı, Çayırlı köyü ve mezralarının tamamen boşalan ya da boşaltılan köyler arasında yer almadığı nedenleri ile anılan dönemlerde köyde güvenli ortamın bulunduğu dikkate alındığında nesnel güvenlik sorunu bulunmadığı hâlde Çayırlı köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmeleri nedeniyle uğradıkları zararın 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 25/6/2012 tarihli ve E.2011/11449, K.2012/4898 sayılı ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek onanmasına karar verilmiştir. Başvurucular tarafından yapılan karar düzeltme istemi, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 3/12/2013 tarihli ve E.2012/10641, K.2013/9774 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddi kararı başvurucular vekiline 17/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 28/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un , , , , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28). 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, Nakdî ödeme yapılır. … Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”