1. Hukuk Dairesi 2013/9575 E. , 2013/12219 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Hüseyin tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı…
**1. Hukuk Dairesi 2013/9575 E. , 2013/12219 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Hüseyin tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı taktirde taşınmaz değerinin davalılardan tahsili isteklerine ilişkindir. Mahkemece, taşınmaz bedelinin davalı D..’den tahsili gerektiğinden bahisle davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairece, davalı H... uhdesinde kalan 3 nolu bağımsız bölüm yönünden tapu kaydının iptali ve tescil isteğinin kabulüne, üçüncü kişiye intikal ettirilen 5 nolu bağımsız bölüm yönünden ise bedel isteğinin miras payı oranında tahsiline karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK’nun 297.maddesinde mahkeme kararında hüküm sonucu ve yargılama giderleri birlikte varsa kanun yolları ve süresinin açıkça yazılmasının yine kararın hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve terreddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir . Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği olup, aksi halin yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratacağından kuşku yoktur. Bir başka ifadeyle kamu düzeni ve barışın tehlikeye düşeceği açıktır. Ayrıca eldeki davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 492 sayılı Harçlar Kanununun 15, 16, 25 vd. maddelerinde öngördüğü işlemin yerine getirilmesi ve gerekli olan harcın alınması zarureti vardır. Bilindiği üzere, Harçlar Kanunun, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Somut olayda, mahkemece kararın hüküm kısmında karar ve ilam harcı yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığı gibi HMK'nun 297. maddesindeki düzenlemenin aksine, karara karşı başvurulacak kanun yolu ve süresinin de belirtilmediği görülmektedir. Yine mahkeme gerekçesinde 3085 ada 158 parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tescilinden bahsedildiği halde hüküm kısmında 3085 ada 158 parsele kayıtlı tapunun 3/8 hissesinin iptalinden bahsedildiği bu nedenle mahkeme hükmünün açık, şüphe ve terreddüt uyandırmayacak şekilde olmadığı, mahkemece infaza imkan sağlayacak bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.