4. Hukuk Dairesi 2022/6938 E. , 2025/256 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1117 Esas 2022/820 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 02.03.2017 SAYISI : 2016/41 Esas 2017/68 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tet…
**4. Hukuk Dairesi 2022/6938 E. , 2025/256 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1117 Esas 2022/820 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 02.03.2017 SAYISI : 2016/41 Esas 2017/68 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; TRT Haber'de yayınlanan "..... Analiz" isimli programın 05.08.2014- 05.05.2015- 25.08.2015-27.10.2015-10.11.2015-12.01.2016- 19.01.2016 tarihli yayınlarında müvekkili banka hakkında sarf edilen söz ve ifadelerin bankanın ticari itibarına zarar verdiğini, müvekkilinin konumu itibari ile herhangi bir tartışma içinde bulunmamasına rağmen siyasi tartışmalara konu olan kişilere cevap vermek adına hedef gösterildiğini, yayınlarda müvekkili bankanın kötü yönetildiği izlenimi oluşturulmaya çalışıldığını, hisse devirlerinin üzerinden 10 ve 20 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen siyasi tartışmalarla beraber hukuka aykırı şekilde yeniden gündeme getirildiğini, BDDK'nın hisse devirleri ile ilgili olumsuz bir kararının bulunmadığını, sistematik şekilde yapılan dava konusu yayınlarda müvekkili bankanın kişilik haklarının ve ticari itibarının zarar gördüğünü, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek dava konusu yayınların hukuka aykırı olduğunun tespiti, saldırılara son verilmesi ve kararın yayınlanması talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu programlarda Siyasi Partiler Kanunu'na aykırılıkların eleştiri sınırları içerisinde dile getirildiğini, toplum önünde bulunan kişi ya da kurumların eleştirilere açık olmaları gerektiğini, eleştiri sınırlarının aşılmadığını, dava konusu yayınların ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TRT Haber'de yayınlanan "........... Analiz" isimli programın 05.08.2014-05.05.2015-25.08.2015-27.10.2015-10.11.2015- 12.01.2016-19.01.2016 tarihli yayınlarında kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, eleştiri sınırlarının aşıldığı, basın özgürlüğü içinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TRT Haber logolu televizyon kanalında yayınlanan ".........Analiz" isimli programlarda 19.05.2014 tarihinden karar tarihine kadar devam eden dava konusu yapılan yayınların hukuka aykırı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayınlarda davacı bankanın ortaklık yapısı irdelenerek birtakım eleştirilerin ileri sürüldüğü ve yorumlar yapıldığı, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu, yayın tarihi itibari ile toplumsal ilginin bulunduğu, dava konusu yayınların hukuka aykırı olmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; siyasi tartışmalar içerisinde yer alan kişilere cevap vermek adına müvekkili bankanın kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, yayınlarda kullanılan söz ve ifadelerin eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, hisse devirlerinin üzerinden 10 ve 20 yıllık sürenin geçtiği değerlendirildiğinde güncellik ve toplumsal ilgiden söz edilemeyeceğini, yayınların gerçek dışı olduğunu, verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; TRT Haber'de yayınlanan ".......... Analiz" isimli programın 05.08.2014- 05.05.2015- 25.08.2015- 27.10.2015-10.11.2015-12.01.2016- 19.01.2016 tarihli yayınlarında sarf edilen söz ve ifadelerle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile yayınların hukuka aykırı olduğunun tespiti, saldırılara son verilmesi ve kararın yayınlanması talep edilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yayınlarda sarf edilen söz ve ifadeler kişisel değer yargısı niteliğinde olup, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının; Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiğinin, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.