T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP :... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas İcranın Geri Bırakılması Kararının Kaldırılmasını talep eden : ... Vekili : Av. ... Davacı : ... Vekili : Av. ... Davanın Konusu : G…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP :... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas İcranın Geri Bırakılması Kararının Kaldırılmasını talep eden : ... Vekili : Av. ... Davacı : ... Vekili : Av. ... Davanın Konusu : Genel Kurul Kararının İptali İstemli G.Karar Yazım Tarihi : 07/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati tedbir/haciz talepli dava dilekçesinde özetle; Davanın 15.11.2024 tarihli genel kurul toplantısını 5., 6., 7. ve 8. gündem maddelerine ilişkin alınan kararların iptali için açıldığını, ilk derece mahkemesi 15.01.2025 tarihli ara kararında genel kurul toplantısının huzur hakkına yönelik 5. ve sermaye artırımına yönelik 8. maddesi yönünden icranın geri bırakılması yönünde karar verdiğini, söz konusu karara 03.02.2025 tarihli dilekçeleri ile itiraz edilse de 19.03.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında ilk derece mahkemesi tarafından itirazlarının reddine karar verildiğini, söz konusu karara karşı 28.03.2025 tarihinde istinaf başvurusunda bulunulduğunu, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 15/01/2025 tarih ... Esas sayılı ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-4 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrası ilk derece mahkemesi 28.05.2025 tarihli ara kararı ile genel kurul toplantısının huzur hakkına yönelik 5. ve sermaye artırımına yönelik 8. maddesi yönünden icranın geri bırakılması yönünde karar verildiğini, davacı tarafından gerçekleştirilen işlemlerin sırasıyla incelenmesi, müvekkili şirketin bir özel okul işletildiğini, özel okulun ana geliri öğrencilerin kayıt esnasında ödedikleri eğitim bedelleri olduğunu, bu bedeller yılın ilk aylarında kayıtların açılması ile tahsil edildiğini, müvekkili şirketin gelirleri yılın ilk aylarında tahakkuk ettiğini, giderlerin ise tüm yıla sirayet ettiğini, geçen sene yaşanan enflasyon artışı nedeniyle müvekkili şirketin senenin ilk kısımlarında tahsil ettiği eğitim ücretlerinin yılın son kısımlarındaki maliyetlerini karşılamayacak bir seviyeye geldiğini, davacının kişisel sebeplerle şirkete karşı başlatmış olduğu hukuki süreç tam da şirketin dış kaynaklarla borçlanması gereken bu döneme denk geldiğini, kuruluşundan itibaren tüm genel kurul toplantılarını çağrısız toplanarak yapan müvekkili şirketten kararlar daima oy birliğiyle alındığını, son genel kurulun toplanması için alınacak yönetim kurulu kararı davacı tarafından imzalanmadığını, genel kurul toplantısı çağrılı yapılmak zorunda kaldığını, şirketin yönetim kurulunun görev süresi dolduğunu, şirket, kredi ve bankacılık işlemleri gibi önemli işlemlerin yanı sıra maaş ödemeleri gibi olağan iş ve işlemlerini de gerçekleştiremez duruma geldiğini, davacının genel kurul toplantısından hemen önce 25.10.2024 tarihinde şirketin mali olarak çıkmazda olduğunu öne sürerek Türk Ticaret Kanunu ("TTK") md. 531 uyarınca şirkete kayyum atamasını ve şirketin feshini talep ettiğini, genel kurul toplantısının yapılamaması adına ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, yönetim kurulu başkanı ...'in davacıdan boşanarak ... ile evlenmesini, ...'in şirketin %2,7'sine karşılık gelecek adette pay edinmesini, şirketin ...'e yüksek faizli borçlandığı yönündeki asılsız iddiası ile şirketin feshini talebinde bildirdiğini, şirketin kaynak ihtiyacını karşılayacak olan sermaye artırımı kararının alınamaması adına genel kurul toplantısının ertelenmesini talep ettiğini, icranın geri bırakılmasına yönelik tedbir kararının hatalı olduğunu bu nedenle söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvurulması gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapılabildiği bir durumda huzur hakkının belirlenemiyor olmasının kabul edilemeyeceğini, huzur hakkı ödemesinin yönetim kurulu seçimi ile doğrudan bağlantılı olduğunu, dolayısıyla huzur hakkına ilişkin kararın finansal tabloların müzakeresiyle bağlantılı kabul edilip tedbiren durdurulması veya iptalinin içtihatlara, hakkaniyete aykırı bir karar olacağını, şirketin, gelir vergisi, SGK ve sair giderler olmak üzere daha yüksek bir maliyete katlanması gerekeceğini, sermaye artırımı kararının icrasının geri bırakılmaması gerektiğini, sermaye artımı kararı TTK md. 456 ve devamı hükümleri uyarınca esas sözleşme değişikliği niteliğinde olduğunu ve bağımsız bir gündem maddesi olduğunu, finansal tabloların görüşülmesinin ise şirketin geçmiş mali yılının değerlendirilmesine yönelik olduğunu ve yeni sermaye ihdasına ilişkin işlemlerle doğrudan ilgili olmadığını, somut olayda sermaye artırımı kararının dış kaynak şirketi ve pay sahiplerini zarara uğratacak nitelikte olmadığını, tam aksine şirketi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak, faaliyetlerini devam ettirmesini sağlamak adına acilen alınmış zorunlu bir karar olduğunu, müvekkili ...Anonim Şirketi'nin 2008 yılında ...kurulduğunu ve şirketin faaliyet gösterdiği yegane sektörün eğitim olduğunu, müvekkilinin tek işletmesinin aynı zamanda sahibi olduğu ... olduğunu, ...nin ... ilinin ve bölgenin tanınmış, eğitim kalitesi yüksek, başarılı ve prestijli okullarından biri olduğunu, bu okulun 2015 yılında eğitim hayatına başladığını ve halihazırda tam donanımlı eğitim kampüsüyle ...’ta anaokulu, ilkokul, ortaokul ve anadolu lisesi olarak yüzlerce öğrenciye eğitim vermeye devam ettiğini, şirketin sermaye artışı tarihine denk gelen dönemdeki (15.11.2024 – 31.01.2025) mali dengesi yaklaşık (-) 30.000.000 TL, şirketin 18,789,705.62 TL nakit varlığı bulunduğunu buna karşın şirketin 48,818,537.99 TL vadesi gelmiş/gelecek borcu bulunduğunu, şirketin ilgili dönem içinde yaklaşık 30.000.000 TL kaynak temin edememesi halinde şirket kredi borçları, ücret ödemeleri, vergi ödemeleri gibi kritik önemi haiz kalemlerde temerrüde düşeceğini, davacının, TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebini bir silah olarak kullanıldığını, hukukun bir hakkın kötüye kullanılmasını koruması gerektiğini, davacının 22.09.2024 tarihine kadar müvekkil şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, bu nedenle şirketin yönetimi, faaliyeti ve finansal tabloları ile ilgili halihazırda bilgi sahibi olduğunu, kronolojik olarak yukarıda açıklandığı üzere davacı, Şirketi kilitlemek amacıyla hareket ettiğini, TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebi samimi olmadığını ve bir silah olarak kullanıldığını, finansal tablolar görüşülüp tasdik edildikten sonra sermaye artırımı kararı tescil edildiğini, davacının bazı pay sahiplerinin şirketi borçlandırarak diğer pay sahiplerinin hisselerini örtülü olarak devraldığını iddia etmekteyse de bu iddialar da dayanaksız ve gerçek dışı olduğunu, davacının iddia ettiği dönemde pay sahipleri arasında herhangi bir pay devri olmadığını, sermaye artırımında ise artırıma konu olan 44.330.000,00 TL’nin tamamı nakden ödenmek üzere ortaklar tarafından taahhüt edildiğini, ortakların şirketten olan alacakları sermayeye dönüştürülmediğini, tamamen ortaklar tarafından taahhüt edilen miktarları kullanılarak sermaye artırıldığını, hiçbir ortağın payının örtülü olarak devralındığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, sermaye artırımı, davacıdan başka tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla ve hepsinin sermaye artırımına katılmasıyla gerçekleştirildiğini, sermaye artırımı kararıyla şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, icranın geri bırakılması kararının sermaye bedellerinin şirkete ödenmesine, kaynak gerekmesi halinde yeni sermaye artışı yapılmasına, ortakların pay devri yapmasına fiilen engel olduğunu, icranın geri bırakılması kararı, hukuki değil yönetsel bir karar olarak şirkete etki ettiğini, usulen veya esasen sermaye artırımı kararı yönünden icranın geri bırakılmasının gerektirecek bir durum söz konusu olmadığını, teminatsız olarak icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini, yönetim kuruluna seçilen kişilerin ayda bir toplanma görevi dışında işletmede fiili görevi de olan kişiler olduğunu, davanın esası bakımından yaklaşık ispat gerçekleşmediğini, usuli yönden de yaklaşık ispat gerçekleşmediğini, öncelikle mahkemenizin 28.05.2025 tarihli icranın geri bırakılması kararlarının kaldırılmasına, aksi halde icranın geri bırakılması kararının ne şekilde uygulanacağına ilişkin hükmün açıklanmasına (tavzihine) karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 02/07/2025 tarihli ara kararında; "Toplantı tutanağının 5. Maddesinin Yönetim Kurulu üyelerine verilecek huzur hakkı ödemelerini içerdiği, 8. Maddenin ise sermayenin arttırılmasına ilişkin hükümleri içerdiği, sermaye artırımına ilişkin alınan kararların ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararların finansal konuların görüşülmesi ile bağlantılı olması bu madde içeriklerinin şirketin geliri ve finansal tabloları ile ilişkili olduğu gözetilerek bu yöndeki iddiaların TTK nın 449. Maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı verilebilmesi yönünden yaklaşık ispat şartını sağladığı anlaşıldığından verilen tedbir kararının yerinde olduğu kaldırılmasını gerektiren hususların mevcut olmadığı" gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararında usul ve yasaya aykırı bir yan görülmediğinden itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapılabildiği bir durumda huzur hakkının belirlenemiyor olmasının kabul edilemez olduğunu, zira huzur hakkı ödemesinin yönetim kurulu seçimi ile doğrudan bağlantılı olduğunu, ayrıca finansal tabloların incelenmesi ve müzakeresinde amaç şirketin daha tasarrufla ilerlemesini sağlamak ve maliyetleri kısmak ise bu amaca zaten fiili olarak ulaşıldığını, nitekim şirketin, bu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üye sayısını 6 kişiden 3 kişiye düşürdüğünü, huzur hakkı bedeline ise zam yapılmadığını, piyasa rayicinin altında tutulduğunu, huzur hakkı olarak yönetim kurulu üyelerine ödenen toplam tutarın önceki iki yıl ile aynı seviyede bırakıldığını, böylece şirkete ek maliyet yaratılmasının önüne geçildiğini, eski yönetim kurullarında görev alan davacının geçmiş yıllarda huzur hakkı olarak ödenen tutarlara itiraz etmemişken yeni yönetim kuruluna 2 yıl önceki tarifeden huzur hakkı ödenmesine karşı çıktığını, bu durumun, şirketin zarara uğratıldığını iddia eden davacının iddialarında samimi olmadığını gözler önüne serdiğini, ayrıca yönetim kuruluna seçilen kişilerin ayda bir toplanma görevi dışında işletmede fiili görevi de olan kişiler olduğunu, kimseden karşılığını almadığı bir işte çalışması beklenemeyeceği göz önünde bulundurulursa, huzur hakkı ödemesi olmasa da bu kişilere maaş ödemesi yapılması gerekeceğinin,bu durumda şirketin, gelir vergisi, SGK ve sair giderler olmak üzere daha yüksek bir maliyete katlanması gerekeceğini, dolayısıyla huzur hakkı ödemesinin icrasının geri bırakılmasına ilişkin kararın içtihatlara ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi halihazırda mali açıdan zor günler geçiren şirketin pratikte daha büyük bir maliyete katlanmasına neden olacağını, şirketi zarara uğratacak bu tedbirin teminatsız olarak verilmesinin hatalı olduğunu, huzur hakkı ödemesi kararının icrasının geri bırakılması kararına itiraz ettiklerini, kararın kaldırılmasını talep ettiklerini ,sermaye artımı kararı TTK md. 456 ve devamı hükümleri uyarınca esas sözleşme değişikliği niteliğinde ve bağımsız bir gündem maddesi olduğunu, finansal tabloların görüşülmesinin ise şirketin geçmiş mali yılının değerlendirilmesine yönelik ve yeni sermaye ihdasına ilişkin işlemlerle doğrudan ilgili olmadığını, sermaye artırımı kararının dış kaynak şirketi ve pay sahiplerini zarara uğratacak nitelikte değil; tam aksine şirketi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak, faaliyetlerini devam ettirmesini sağlamak adına acilen alınmış zorunlu bir karar olduğunu, davacının TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebini bir silah olarak kullandığını, Hukukun bir hakkın kötüye kullanılmasını korumaması gerektiğini, davacının 22.09.2024 tarihine kadar müvekkili şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, bu nedenle şirketin yönetimi, faaliyeti ve finansal tabloları ile ilgili halihazırda bilgi sahibi olduğunu, bunun yanında finansal tablolar, yasal sürenin çok öncesinde davacıyla ve tüm pay sahipleriyle paylaşıldığını, finansal tabloların müzakeresi ile ilgili tüm gündem maddelerinin ertelenen 16.12.2024 tarihli genel kurul toplantısında görüşülerek davacıdan başka tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla tasdik edildiğini, sermaye artırımı kararının ise 17.12.2024 tarihinde tescil edildiğini, finansal tablolar görüşülüp tasdik edildikten sonra sermaye artırımı kararının tescil edildiğini, davacı, bazı pay sahiplerinin Şirketi borçlandırarak diğer pay sahiplerinin hisselerini örtülü olarak devraldığını iddia etmekteyse de bu iddiaların da dayanaksız ve gerçek dışı olduğunu, davacıdan başka tüm pay sahiplerinin kabul ettiği sermaye artırımı kararının şirketi içinde bulunduğu mali durumdan kurtarmak için zorunlu ve acil olarak alındığını, bu sermaye artırımının davacıdan başka tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla ve hepsinin sermaye artırımına katılmasıyla gerçekleştirildiğini, söz konusu sermaye artırımı kararıyla Şirket'in zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, pay sahipleri lehine çıkar sağlanmadığını, bu icranın geri bırakılması kararı, sermaye bedellerinin Şirket'e ödenmesine, kaynak gerekmesi halinde yeni sermaye artışı yapılmasına, ortakların pay devri yapmasına fiilen engel olduğunu, dolayısıyla mevcut durumda icranın geri bırakılması kararının hukuki değil yönetsel bir karar olarak şirkete etki ettiğini, ayrıca şirkete geri dönülmesi imkansız nitelikte zarar verme ihtimali bulunan bu tedbir kararının ayrıca teminatsız olarak verildiğini , usulen veya esasen sermaye artırımı kararı yönünden icranın geri bırakılmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, aksine Şirketin, sınırlı gelir kaynaklarıyla içinden geçmekte olduğu zor ekonomik koşulları profesyonelce yönettiğini, şirketi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak, faaliyetlerini devam ettirmesini sağlamak adına usule ve esasa uygun, zorunlu olarak sermaye artırımı kararı aldığını, kaldı ki davacının asılsız iddialarını ispat edecek hiçbir delil sunmadığını, bu nedenle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğini, açıklanan bu sebeple, sermaye artırımının icrasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından verilen 28.05.2025 tarihli icranın geri bırakılması kararına itirazın reddine ilişkin 02.07.2025 tarihli kararının kaldırılmasını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen icranın geri bırakılması kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; genel kurul kararının iptali, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Davacı tarafça davalı şirketin 15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 5,6,8,9 nolu maddelerdeki kararların TTK 449/1 maddesi uyarınca yürütmesinin durdurulması talep edilmiş, ilk derece mahkemesince talebin yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkı ödemelerini içeren 5. madde ve sermayenin artırılmasına ilişkin hükümleri içeren 8. Madde yönünden kabulüne karar verilmiş, karara itiraz üzerine itirazın reddine dair verilen ara karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Mahkemece ilk olarak verilen 19/03/2025 tarihli ara karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine 19/03/2025 tarihli ara kararda itiraz incelemesine konu edilen 15/01/2025 tarihli ara kararın ihtiyati tedbir harcı alınmamış olması nedeniyle Dairemizce usulden inceleme yapılarak kaldırılması üzerine tedbir harcının tamamlandığı, ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir talebine ilişkin 28/05/2025 tarihli ara karar ile yeniden değerlendirme yapıldığı, itiraz üzerine verilen 02/07/2025 tarihli ara kararın da istinaf edilmesi üzerine iş bu dosyada Dairemizin .... esasını aldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nin, "Kararın yürütülmesinin geri bırakılması" başlıklı 449. maddesi, "(1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmünü, "Kararın etkisi" başlıklı 450. maddesi,"(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır." hükmünü içermektedir. TTK'nin 449. maddesindeki, "genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına" ilişkin düzenleme, sadece dava açıldıktan sonra ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra verilebilen kararlardan olup, özel geçici hukuki korumalardandır, yani bir başka anlatımla özel bir ihtiyati tedbirdir. İhtiyati tedbire ilişkin genel düzenleme, HMK'nin 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. Gerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, gerekse de Yargıtay 23. Hukuk Dairesince, prosedür ve kanun yoluYargıtay 11. Hukuk Dairesi, gerekse de Yargıtay 23. Hukuk Dairesince, prosedür ve kanun yolu bakımından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerine tabi olacağı kabul edilmiştir. (Benzer Şekilde Ankara BAM 23 HD, 2023/223 Esas, 2023/203 Karar) HMK'nın 389/1.maddesi hükmü “Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. TTK madde 420'de "Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır." düzenlemesi mevcuttur. Dosyanın incelenmesinde; davacının da ortağı olduğu davalı şirketin 15/11/2024 tarihinde 2024 yılı Genel Kurul toplantısının, Genel Kurulda davacı ortak tarafından verilen önergeye istinaden gündemin "Finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki" başlıklı 3. Maddesi ve "Yönetim Kurulunun ibrası" başlıklı 4. Maddesinin görüşülmesinin TTK m. 420 gereğince 16/12/2024 tarihine ertelendiği, finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesi 16/12/2024 tarihine ertelendiğinden, ilk derece mahkemesince 15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkını ödemelerini içeren 5. Madde ve sermayenin artırılmasına ilişkin hükümleri içeren 8. Madde yönünden, sermaye artırımına ilişkin alınan kararların ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararların finansal konuların görüşülmesi ile bağlantılı olması, bu madde içeriklerinin şirketin geliri ve finansal tabloları ile ilişkili olduğu gözetilerek bu yöndeki iddiaların TTK nın 449. Maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı verilebilmesi yönünden yaklaşık ispat şartını gerekçesiyle kabul kararı verildiği anlaşılmakla belirtilen maddelerin finansal tablolarla ilişkili olduğu gözetildiğinde verilen kararda esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği düşüncesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen 02/07/2025 tarihli ara karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.06/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.