(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16945 E. , 2010/12841 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 7525.00 Euro cihaz bedelinin en yüksek faiz oranı işletilerek tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü …
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16945 E. , 2010/12841 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 7525.00 Euro cihaz bedelinin en yüksek faiz oranı işletilerek tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, yardıma muhtaç %100 oranındaki sürekli işgöremezliği nedeniyle 25.02.2001 tarihinden itibaren malüllük aylığı almakta olan davacıya, TC Sağlık Bakanlığı Erzincan Devlet Hastanesinin düzenlediği 18.12.2006 gün ve 364 sayılı Sağlık Kurulu raporundaki görüş uyarınca Travmatik T8 kırığı-Parapleji hastalığı nedeniyle alınan "Ayakta Dik Pozisyonlandırma Manuel Kalkış, Manuel Sürüş" cihazı bedeli olan 7525,00-Euro'nun davacıdan alınması gerekli katılım payı düşülerek fiili ödeme tarihinde geçerli olan döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca Euro için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsilini istemiştir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 36. maddesinde bu kanuna göre malulluk aylığı alanların bu kanunun 32. maddesinin (A) ve (B) fıkralarında belirlenen yardımlardan yararlanacakları anılan Yasanın 32. maddesinde sigortalıya protez, araç ve gereçlerinin standartlara uygun olarak sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesinin sağlık yardımı olarak verileceği, 506 sayılı Yasanın 36/B maddesinde yukarıda sözü edilen kimselere verilecek protez, araç ve gereçlerin bedellerinin kendilerince ödeneceği, ancak, alınacak katkı miktarının ödeme tarihindeki 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 33. maddesine göre sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücreti tutarını geçemeyeceği, 34. maddesinde Kurumun sigortalının iyileşmesine yarayacak, yahut işgöremezliğini az çok gidermesi için gerekli görülecek protez, araç ve gereçlerini sağlamak, onarmak ve tespit edilen süre ve şartlarda yenilemekle yükümlü olduğu bildirilmiştir. 506 Sayılı Kanunun hastalık sigortasına ilişkin 32. ve devamı maddelerinde yer alan “işgöremezliği giderme” kavramı yanında uyuşmazlığın çözümünde kanunun 34. maddesinde yer alan “iyileştirme” kavramının da incelenmesi gerekmektedir. T.C. Anayasanın 90. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş anlaşmalar kanun hükmündedir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla, kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır. Bu bağlamda onay kanunu ile yürürlüğe giren Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında 102 Nolu ILO Sözleşmesinin 10/3. maddesinde; yapılacak yardımların, korunan kimsenin sağlığını korumaya, çalışma gücünü iadeye ve şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilme kabiliyetini artırmaya matuf olduğu açıklanmıştır. 506 sayılı Kanunun hastalık sigortası kolundan sağlanacak sağlık yardımlarının kapsamı başlıklı 33. maddesinin son fıkrasında da bu madde gereğince yapılacak sağlık yardımlarının; sigortalının sağlığını koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini artırma amacını güdeceği açıkça belirtilmiş, bir anlamda, onaylanması nedeniyle bağlayıcı hale gelen 102 Numaralı ILO Sözleşmesinin 10/3. maddesi hükmü tekrarlanmıştır. Her iki yasal düzenlemenin açıkça gösterdiği gibi, sigortalıya "dik pozisyonlandırma cihazı" temini yönünden; aranacak temel unsur; iyileşmesine yardımcı olması unsurudur. İyileşmeye yardımcı olma kavramının ise, açık yasal düzenlemeler uyarınca; sağlığı koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini artırma olarak kabulü zorunludur, aksinin kabulü halinde iyileşme kavramına ilk günkü sağlığına kavuşma anlamının verilmesi halinde, ortez ve protez kullanımının hiçbir zaman mümkün olamayacağı hususu da açıktır. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63. maddesinde de yapılan açıklamalar doğrultusunda düzenleme bulunmaktadır. Buna göre; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanması, temini amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri içinde (f) bendinde ortez ve proteze yer verilirken, temini için sadece; “sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedaviler için gerekli olabilme” ifadesi kullanılmıştır. Kurumun teminle yükümlü olduğu yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun fiyatlı dik pozisyonlandırma cihazına hak kazanılması için gerekli olan "iyileştirme" unsurunun, diğer bir anlatımla sağlığı koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini artırma hususlarının; cihazı kullanacak kişi yönünden, üniversite veya eğitim araştırma hastanelerinin fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerinde yatırılarak uygulama ve eğitiminin yapılması, sonrasında nöroloji, ortopedi ve fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlarının da içinde yer aldığı sağlık kurulu raporu ile gerekliliğinin belirlenmiş olması gereklidir."(Yargıtay HGK, 04.03.2009, 2009/10-34 E., 2009/104 K.) Somut olaya gelince Sağlık Bakanlığı Erzincan Devlet Hastanesinin düzenlediği 18.12.2006 gün ve 364 sayılı Sağlık Kurulu raporunda : “Hastanın ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve rehabilitasyonsu için bir adet "Ayakta Dik Pozisyonlandırma Manuel Kalkış, Manuel Sürüş" cihazı kullanımının uygun olduğu, yargılama sırasında görüşüne başvurulan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu is 31.10.2008 ve 11.02.2009 tarihli raporlarında hastanın mevcut sağlık durumu tüm değerleriyle tespit edilmiş, bu tür rahatsızlıklarda sıklıkla ortaya çıkan bası yaralarının 2-6saat arasında açılabilen ve enfekte olduklarında sepsise ölüme yol açan yaralar olduğu, bu tür hastalarda belirli kasların aşırı aktif hale gelerek adale katılığına yada spazmlara neden olan eklem, şekil bozukluğu ve adale kısalmalarına yol açacağı, kronik aşırı zorlanma ve mikro travmaya bağlı sinir harabiyeti gelişeceği, derin ven trombozu nedeniyle damar için pıhtılaşma nedeniyle pulmoner emboli oluşup hayati tehlike yaratacağı, "Ayakta Dik Pozisyonlandırma cihazının" bu komplikasyonları engelleyeceği, hastanın hayatiyetini ve sağlığını koruyacağı, hastanın geri kalan kuvvet ve yeteneklerini geliştirerek iş ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini artırıp fiziksel, psikolojik, sosyoekonomik ve çalışma hayatı açısından tıbbi durumun elverdiği en yüksek kapasiteye ulaşabilmesine katkı sağlayacağı, bu nedenle de sigortalının hastalığı nedeniyle ortaya çıkabilecek komplikasyonları önleyeceği ve rehabilitasyonu açısından gerekli bulunduğu bildirilmiştir. Buna karşılık sigortalının üniversite veya eğitim araştırma hastanelerinin fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerinde yatırılmak suretiyle "Ayakta Dik Pozisyonlandırma Manuel Kalkış, Manuel Sürüş" cihazı uygulama ve eğitimi yaptırılıp bu cihazı kullanıp kullanmayacağını belirleyen bir rapor alınmamıştır. Öte yandan her ne kadar davalı SGK Başkanlığınca bu cihazın Kurumun sözleşme listesinde yer almadığı, bu cihaz için herhangi bir fiyat tespiti rakamı belirlenmediği, Sağlık Uygulama Tebliğinde fiyatının bulunmadığı bildirilmiş ise de davalı Kurum ile protokollü firmaların protokol dahilinde olmayan veya Kurumla protokolü olmayan firmalardan temin edilen cihazların Kurum tarafından karşılanabilecek değerinin tespiti konusundaki yöntem gereğince, Sağlık Bakanlığının konuya ilişkin görüşü de alınmak suretiyle rayiç belirlenmesi gereği gözetilmeksizin yalnızca Ticaret Odası görüşü ile sonuca varılmış olması da isabetsizdir. Yapılacak iş; hastanın üniversite veya eğitim araştırma hastanelerinin fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerine yatırılarak uygulama ve eğitiminin yapılması sonrasında hastanın özür durumu da gözetilerek ortopedi, travmatoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, erişkin nörolojisi uzmanlarının da içinde yer aldığı sağlık kurulu raporu alınıp hastanın özür durumuna göre bu cihazları kullanıp kullanmayacağı, hastanın fiziksel durumu, zeka düzeyi, yaşı ve yaşadığı mekan ile psikolojik koşulları da değerlendirilerek bilimsel dayanaklarıyla ortaya konulmak, Sağlık Bakanlığından fiyatı konusunda görüş alınarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.