T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/2654 KARAR NO: 2026/878 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 15/06/2023 NUMARASI: 2022/773 Esas - 2023/460 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/2654 KARAR NO: 2026/878 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 15/06/2023 NUMARASI: 2022/773 Esas - 2023/460 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi özetle; müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı yan tarafından sigortalı olan ... plakalı araç arasında meydana gelen 22.04.2020 tarihli kaza neticesinde, ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini, söz konusu kazada ... plakalı aracın kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise işbu kazada kusuru bulunmadığını, müvekkilinin 28.04.2020 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilinin tazminatını sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini beyan ederek; müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu trafik kazasından kaynaklı talep edilen alacaklar zaman aşımına uğradığını, meydana gelen olayda müvekkili şirketin her hangi bir kusuru olmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafından sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nın vermiş olduğu karar ve davacı tarafın bu karar neticesinde yapmış olduğu icra takibi neticesinde belirlenmiş olan tüm kalemler davacı tarafa ödendiğini, davacı tarafça munzam zarar olarak iddia edilen zararın ispat edilemediğini, enflasyon, döviz kuru artışı veya faiz oranlarının artışı gibi sebepler munzam zararın oluştuğu ve müvekkili şirketin sorumlu olduğu hususunun hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, huzurundaki davanın, sigorta şirketinin temerrüte düşmesine rağmen, kanuna göre alacaklı olan müvekkiline ödemekle zorunlu olduğu talep rakamlarının ödenmemesi sebebiyle müvekkilinde oluşan fakirleşme sonucu ortaya çıkan zararın tazmini talepli olduğunu, mahkeme tarafından davalının kusurlu olup olmadığı hususu incelemeksizin karar verilmesinin adil yargılama hakkına aykırılık oluşturduğunu, munzam zararın faizi aşan (faizle karşılanamayan) bir zararın giderilmesine ilişkin talep olduğunu, mahkeme tarafından enflasyon ile buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği hususunun göz ardı edildiğini, munzam zarar sorumluluğunun, kusura dayalı borçlu mahkeme kararına dayanak teşkil eden yargıtay kararı sonrası Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş olan karar ile adeta ortadan kalkmış ve kişilerin ekonomik değişkenlik karşısındaki maddiyatı korunmak amacı ile soyut ispat hususunun kabul edildiğini, hasar ve değer kaybına neden olan kazanın 22.04.2020 tarihinde gerçekleştiğini, 28.04.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulmuş olup, buna rağmen 8 iş günü içinde ödeme yapılmamış olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, munzam zarar istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, davalı şirket sigortalısı ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı araç arasında 22/04/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak 22/09/2020 başvuru tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2020/78507 E, 2021/213778 Karar sayılı kararı ile "başvuranın talebinin kabulü ile 7.119,19 TL hasar tazminatının 25/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, 400,00 TL yargılama gideri ve 2.500,00 TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketinden tahsil edilerek başvurana ödenmesi ne" şeklindeki kesin kararı uyarınca davacı tarafından İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takip neticesinde davalı tarafından 03/03/2021 tarihinde 13.7170,01-TL tutarında icra dosyasına ödeme yapılarak dosyanın infazen tahsil edildiği, ancak oluşan gerçek zararın temerrüt faizi ile karşılanmayacak tutarda fazla olduğu iddiası ile munzam zararın talep edildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih ve 2023/1888Esas- 2023/6062 Kararında "... Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121 inci maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alaca -ğını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacı nın munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını ileri sürmüş ise de, munzam zarar iddiası na konu alacak iddiasının trafik kazası sonucu davacı aracında meydana gelen değer kaybı zarar iddiası olduğu, kazadan kusurlu olduğu iddia edilen karşı aracın trafik sigortacısı olması hasebiyle davalının sorumlu tutulduğu, değer kaybı zarar tutarının ne kadar olduğu hususunun doğal olarak taraflar arasında ihtilaflı olduğu nitekim davacı STK nezdinde talepte bulunurken bile gerçek zarar tutarını öngöremediğinden belirsiz alacak davası olarak talepte bulunduğu, zarar tutarının bilirkişi tarafından rapor tarihindeki güncel kriterlere göre belirlendiği, kaza, başvuru, rapor, karar, icra ve tahsil tarihleri dikkate alındığında makul yargılama sürelerinin aşıldığından bahsedilemeyeceği gibi hukuk mahkemeleri için ön görülen ortalama yargılama sürelerinden daha kısa sürede yargılamanın STK' nda sonuçlandırıldığı, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu, 14.05.2015 tarihili 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları A.6/k bendi gereği yansıma zararların trafik poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalı sigorta şirketi olup,davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olduğundan göreve ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 463,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/04/2026