4. Hukuk Dairesi 2011/4515 E. , 2012/10243 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... .. aleyhine 19/04/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 15/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapo…
**4. Hukuk Dairesi 2011/4515 E. , 2012/10243 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... .. aleyhine 19/04/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 15/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Döner Sermaye Doğrudan Temin biriminde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görevini yaparken başhekim olan amiri konumundaki davalı tarafından, kadrosuna uygun olmayacak birimlerde görevlendirildiğini, mevzuata aykırı olarak yapılan bu işlemlere yönelik itirazının davalı tarafından reddedildiğini, davalı ile görüşme taleplerinin geri çevrildiğini, bazı yazılı taleplerine sert bir üslupla olumsuz cevap verildiğini, yine davalının İl Sağlık Müdürlüğü'ne yazı göndererek, verilen görevleri yerine getirmediğinden bahisle görev yerinin değiştirilmesini istediğini, kasten düşük sicil notu verdiğini, kendisine haber vermeden bilgisayarını incelettirdiğini ve bütün bu baskı ve sistematik yıldırma çabaları sonucunda psikolojisinin bozulduğunu, tedavi görmek zorunda kaldığını beyanla,oluşan manevi zararının tazminini istemiştir. Mahkemece,davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine ve idari yargı yerinde açılmalıdır. ( TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Somut olayda, davacının amiri konumunda bulunan davalının,yerine getirdiği kamu görevi ile ilgili olarak, bu görevi sırasında gerçekleştirdiği öne sürülen bir takım eylem ve işlemlerinden dolayı uğranılan zararın tazmini dava konusu edildiğine göre, yukarıdaki bilgiler ışığında davanın husumetten reddi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru bulunmamış, temyiz edilen kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/06/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI