Başvuru, baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 11/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler ve Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler Başvuruya konu olaylara ilişkin genel bilgiler ile olağanüstü hal ilanı ve bu süreçte uygulanan tedbirler için bkz. B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 11- B. Başvurucunun Baro Levhasına Yazılma Talebine İlişkin Süreç Başvurucu Yargıtay tetkik hâkimi olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun 4/10/2016 tarihli kararıyla 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) maddesine dayanılarak meslekten çıkarılmıştır. Başvurucu, ihraç kararından sonra baro levhasına yazılma talebiyle Ankara Barosuna (Baro) başvurmuştur. Başvurucunun talebi, Baro Yönetim Kurulunun 25/10/2017 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve bu karar Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulunca uygun bulunmuştur. Söz konusu karar, Bakanlık tarafından onaylanmayarak bir daha görüşülmek üzere TBB'ye geri gönderilmiştir. TBB Yönetim Kurulu 18/12/2017 tarihli kararıyla önceki kararında ısrar ederek başvurucunun baro levhasına yazılmasına karar vermiştir. Bakanlık, başvurucunun baro levhasına yazılmasına ilişkin TBB kararının iptali talebiyle dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada başvurucu davalı TBB yanında müdahil olarak yer almıştır. Mahkeme 10/7/2018 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesi şu şekildedir:"1136 sayılı Avukatlık Kanununda hakim olma niteliğini kaybetmiş olanların, avukatlık mesleğine kabul isteminin reddedileceği hüküm altına alındığından, Yargıtay Tetkik Hakimi olarak görev yapmakta iken meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının baro levhasına yazılma isteminin reddi gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Davalı TBB ve başvurucu Mahkeme kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine (Bölge İdare Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi 27/11/2018 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Nihai karar başvurucuya 22/1/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, 30/1/2020 tarihli ek beyan dilekçesiyle "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yargılandığı davada verilen beraat kararını ve kesinleşme şerhini sunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat İlgili hukuk için bakınız B., §§ 34- 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığa kabul şartları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için:a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,b) Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun olmak veya yabancı memleket hukukfakültesinden mezun olup da Türkiye hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalanderslerden başarılı sınav vermiş bulunmak,c) Avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış bulunmak,d) [mülga] e) Levhasına yazılmak istenen baro bölgesinde ikametgahı bulunmak,f) Bu Kanuna göre avukatlığa engel bir hali olmamak gerekir." 1136 sayılı Kanun'un "Avukatlığa kabulde engeller" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabulistemi reddolunur : ...."b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak" 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hakim ve savcıların;a)Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi,b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması,c) (Değişik : 22/12/2005 - 5435/23 md.) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri,d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları,e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları,f) Ölümleri,Hallerinde görevleri sona erer." 2802 sayılı Kanun'un "Disiplin cezaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hakim ve savcılara; sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca aşağıda yazılı disiplin cezalarından biri verilir :a)Uyarma,b) Aylıktan kesme,c) Kınama,d) Kademe ilerlemesini durdurma,e) Derece yükselmesini durdurma,f) Yer değiştirme,g) Meslekten çıkarma.(Değişik: 12/2/1989 – KHK – 360/4 md.; Aynen Kabul 24/1/1990 – 3611/4 md.) Adalet Komisyonu başkanları görev yaptıkları yargı çevresi içindeki hakimlerin; ağır ceza Cumhuriyet başsavcıları ise merkezdeki Cumhuriyet savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet başsavcı ve Cumhuriyet savcılarının; öğrendikleri disiplin cezasını gerektiren eylemlerini Adalet Bakanlığına bildirirler." 2802 sayılı Kanun'un 63 ila 76 maddelerinde hâkim ve savcılara uygulanacak disiplin cezaları ve süreçleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." Danıştay İçtihadı Hâkim ve savcıların KHK gereğince ihraç edilmelerine ilişkin kararların hukuki niteliğinin değerlendirildiği Danıştay Dairesinin 10/2/2022 tarihli ve E.2017/3615, K. 2022/397 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Anayasa’nın maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Chevrol/Fransa (B. No: 49636/99, 13/2/2003) kararında, Cezayir'de tıp eğitimi alan ve Fransız vatandaşı olan başvurucu, tabip olarak Fransa'da profesyonel faaliyette bulunabilmek için 17/2/1987 tarihinde tabipler tarafından oluşturulan bir derneğe üyelik talebinde bulunmuştur. Başvurucunun mezkur başvurusu ve sonrasında Sağlık Bakanlığına yaptığı on bir başvurunun tamamı reddedilmiştir. Başvurucu, talebinin son olarak 20/3/1996 tarihli kararla reddedilmesi üzerine 3/6/1996 tarihinde Fransız Danıştayına başvurmuştur. Danıştay başvuruyu 9/4/1999 tarihli kararla reddetmiştir. Başvurucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla AİHM'e başvuruda bulunmuştur. Öte yandan, 30/1/1999 tarihli Fransız Resmî Gazetesi'nde yayımlanan 22/1/1999 tarihli bakanlık emriyle başvurucuya 1997 yılından geçerli olmak üzere Fransa'da doktor olarak çalışma hakkı verilmiştir. Bu karara dayanılarak alınan 12/4/1999 tarihli kararla, başvurucu tabipler tarafından oluşturulan bir derneğe üye olmak suretiyle Fransa'da profesyonel faaliyette bulunabilme hakkını elde etmiştir (Chevrol/Fransa, § 20). AİHM, kararda öncelikle başvuranın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesi bağlamında “mağdur” statüsünün olup olmadığını değerlendirmiştir. Mahkeme, başvuranın iddia ettiği ihlalin ulusal makamlarca açıkça veya esasen kabul edilmediğini, başvurucunun 1999 yılında Fransa’da doktorluk yapmaya başlamasının ancak kısmi bir tazmin anlamına geleceğini, tam tazminin sağlanmadığını belirterek başvuranın hâlen mağdur olduğunu iddia edebileceğini değerlendirmiştir (Chevrol/Fransa, §§ 41-43).