5. Hukuk Dairesi 2024/3646 E. , 2024/10486 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/208 Esas, 2023/162 Karar DAVALILAR : Maliye Hazinesi vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 30.12.2011 KARAR : Kabul Taraflar arasındaki taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan çalışma sonucu yüzölçümünün düzeltilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci madd…
**5. Hukuk Dairesi 2024/3646 E. , 2024/10486 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/208 Esas, 2023/162 Karar DAVALILAR : Maliye Hazinesi vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 30.12.2011 KARAR : Kabul Taraflar arasındaki taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan çalışma sonucu yüzölçümünün düzeltilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın taleple bağlı kalınarak davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin dava konusu, Gaziantep ili, ..., Bağlarbaşı Köyü, 4494 parselde tapuya kayıtlı 146.250,00 m²lik taşınmazı 09.02.2007 tarihinde tapu kaydına güvenerek ... ilkesi içerisinde satın aldığını, Gaziantep Kadastro Müdürlüğünün müvekkiline gönderdiği 15.09.2011 tarihli ve 152.01/1168 sayılı yazısında “adına tapuda kayıtlı Gaziantep ili, ..., Bağlarbaşı köyü sınırları içerisinde bulunan 4494 parselin tapu kaydında yazıldığı gibi 146.250,00 m² olmayıp 125.673,00 m² olduğunu” bildirdiğini, ancak müvekkilinin taşınmazı satın alırken tapu kaydına güvenerek 21 dönümlük fazlalığın bedelini ödediğini ve bu ödediği meblağ kadar zarara uğradığını, satın aldıktan sonra taşınmazında meydana gelen eksilmeden dolayı mülkiyet hakkının zarar gördüğünü ileri sürerek uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, davacının Kadastro Müdürlüğüne12.07.2010 tarihinde dilekçe ile müracaat ederek parselindeki hatanın düzeltilmesini talep ettiğini, düzeltme davasının Gaziantep 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1581 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, davacının dava konusu parseli satın alırken Kadastro Müdürlüğüne müracaat etmesi halinde parselin alanındaki hata ile ilgili bilgi sahibi olacağını, davacının kendi eksikliğini başkasına yükleme gayretinde bulunduğunu, aplikasyon yaptırmadan parseli satın almasının sonucuna katlanması gerektiğini, düzeltmeye konu parselin sınırlarının sabit olduğunu, plan ile zemin sınırları arasında uyumsuzluk olmadığını, satın aldığı çaplı taşınmazın kaç m² olduğunu bilecek durumda olan davacının taşınmazın yüzölçümünün maddi yanılgı nedeniyle yanlış yazılmasıyla zarara uğradığını ileri sürerek 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince Devletin sorumlu tutulmasını isteyemeyeceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.03.2013 tarihli ve 2011/1022 Esas, 2013/207 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 28.03.2013 tarihli ve 2011/1022 Esas, 2013/207 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu sınırlarının zeminde sabit olduğu anlaşılan davacıya ait parselin yüzölçümünün kadastro sırasında fazla miktarlı olarak tespit edilip, bu haliyle tapuya tescil edilmesi ve sonrasında bu hatalı işlemin düzeltilmesi ile davacının tapulu parselinin yüzölçümünün, parseli satın aldığı tarihe göre azaldığı anlaşılmaktadır. Şu hale göre, davacının zararının oluştuğu ve bu zararın tazminini 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyebileceklerinin kabulü gerekir. Zira, az yukarıda da belirtildiği gibi tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır. (YHGK'nın 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar ve 16.06.2010 tarihli ve 2010/4-349 Esas, 2010/318 Karar sayılı kararları da bu yöndedir) Ayrıca zarar, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme işleminin tapu kaydına işlenmesinden önce 41 inci madde uygulamasının kesinleşmesi ile doğacağından, dava açabilmek için 41 inci madde uygulamasının tapuya işlenmesini beklemek gerekli olmadığı gibi zarar hesabı da 41 inci madde uygulamasının kesinleştiği tarihe (41 inci madde uyarınca yapılan düzeltim işlemine karşı açılan itiraz davasının reddine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 18.12.2012 tarihine) göre yapılmalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle taşınmazın eksilen yüzölçümünün gerçek değeri ve davacının zararı belirlenerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan tapu müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin tapu müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali resen gözetilerek, davanın Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hazinenin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 12.09.2023 tarihli ve 2020/208 Esas, 2023/162 Karar sayılı kararı ile davanın taleple bağlı kalınarak davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan keşif sonrası '''...Bilirkişi heyeti 01.02.2023 tarihli ek raporunda, dava konusu eksik alanın arsa olarak değerlendirilen % 30'luk kısmının arsa değerini 665.853,69 TL, % 70'lik bölümünün zeytinlik olarak değerinin 966.720,92 TL olarak toplam 1.632.574,61 TL ...'' olarak hesaplandığı bu rapor sonrası 21.02.2023 tarihinde yapılması gereken duruşma bölgemizde meydana gelen deprem nedeniyle 04.07.2023 tarihine bırakıldığını, duruşmada bilirkişi heyeti raporu ile belirlenen bedelin düşüklüğü nedeniyle raporu kabul etmediğimizi duruşmada beyan etmemize rağmen sayın mahkemenin dosyayı incelemeye aldığını ve bilirkişi heyetince belirlenen bedel olan 1.632.574,61 TL üzerinden dosya ıslah edilmediği gerekçesiyle ilk taleple bağlı kalarak davayı 637.932,30 TL üzerinden kabul ettiğini, oysa bu duruşmada bilirkişi heyeti tarafından belirlenen bedeli kabul etmediğimizi belirtmiş olmamıza rağmen bu konuda bir karar verilmediği gibi dosyayı ıslah etmek üzere tarafımıza da süre verilmediğini, bedelin düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, Tapu Sicil Müdürlüğünün sorumluluk doğurucu işleminin olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini kabule göre de diğer davalı ... hakkında hüküm kurulmadığını, davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerektiğini, dava değerine ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 6. 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazın taşınmazın dosya kapsamında değerlendirme tarihinde üzerinde zeytin ağaçlarının dikili olduğuna ilişkin bir tespit yapılmadığı halde hükme esas alınan 01.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda kapama zeytin bahçesi olarak kabulü doğru değilse de; taleple bağlı kalınarak karar verildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3. 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aynı davada ikinci kez ıslah ile talep artırılması mümkün değildir. Fazlaya dair hakların ek dava açılmak suretiyle istenmesi gerekir. Bu itibarla, kısmi dava olarak açılan eldeki davada ıslahla arttırılan miktar üzerinden hüküm kurulması yerindedir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalı ... vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken olumlu ve olumsuz hüküm kurulmaması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine " cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.