4. Hukuk Dairesi 2022/4048 E. , 2023/12566 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/95 Değişik İş – 2022/90 Karar HÜKÜM/KARAR : Davacı vekilinin itirazının kabulü/ Davanın kabulü Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının…
**4. Hukuk Dairesi 2022/4048 E. , 2023/12566 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/95 Değişik İş – 2022/90 Karar HÜKÜM/KARAR : Davacı vekilinin itirazının kabulü/ Davanın kabulü Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi müteveffa Abdullah Buğdalı'nın dava dışı Garanti Bankası A.Ş'den kredi kullandığını ve davalı şirket nezdinde 23.01.2020 başlangıç ve 23.02.2023 bitiş tarihli poliçesi ile ''Kredi Hayat Sigortası'' Sözleşmesi düzenlendiğini ve kredi borçlusu murisin 22.10.2020 tarihinde vefat ettiğini, davalı sigorta şirketince hayat sigortasıyla teminat altına alınan banka alacağının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce mevcut beyan edilmemiş rahatsızlığı bulunması nedeniyle reddedildiğini belirterek fazlaya dair olan hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı Abdullah Buğdan’ın sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığı olduğunu, sigortalının bu hastalığı sigorta sözleşmesi sırasında beyan etmediğini, sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sigorta öncesinden gelen kalp hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalının yapılmaması gereken bir sözleşmenin yapılmasına sebebiyet verdiğini, sigortalının öncesinden gelen ve davalı şirkete bildirmediği kalp hastalığına bağlı olarak vefat ettiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu ve davalının tazminat ödeme yükümlüğü bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu sigorta sözleşmesi kapsamında T.C. Garanti Bankası A.Ş Diyarbakır Şubesi'nin poliçede dain-i mürtehin olarak yer aldığı, dain-i mürtehin bankanın kredi alacağının halen devam ediyor olduğu, bankanın, başvuru sahiplerinin tazminat alacağının doğması durumunda ödemenin öncelikli olarak kendilerine yapılması kaydıyla muvafakat ettikleri, sigorta tazminatının başvuru sahiplerine ödenmesine açıkça rıza gösterilmemiş olduğu, (muvafakatlerinin şartlı olarak verilmiş olduğu) gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, poliçede lehdar kısmında kanuni varisler yazılı olup Türk Ticaret Kanunu'nun 1493 üncü maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca edimi isteme hakkının aksi kararlaştırılmadıkça lehtara ait olduğunu, kredi veren kurumun (rehin sahibi) muvafakat vermemesinin de kredi veren kardeş kuruluşların uyuşmazlığın mahkeme önüne getirilmesini engelleme amacı taşıdığını, bunun da Anayasa'nın hak arama hürriyetine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu poliçede davacı T.C. Garanti Bankası A.Ş Diyarbakır Şubesi'nin dain-i mürtehin olarak yer aldığı, dain-i mürtehin banka tarafından, başvuru sahiplerinin tazminat alacağının doğması durumunda ödemenin öncelikli olarak kendilerine yapılması kaydıyla muvafakat edildiğinin beyan edildiği, davalı sigorta şirketi ile kredi veren kuruluş aynı sermaye grubuna ait olup bu durumda muvafakatin verilmemesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle davacı vekilinin itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacılar tarafından kredi borcuna denk gelen kısmın bankaya, kalanın ise kendilerine ödenmesinin talep edildiği, kredi borcunun bankaya ödenmediği, bakiye olmadığı için varislere düşen miktarın kalmadığı, öte yandan, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.001,00 TL'nin tahsilinin istendiği gerekçesiyle davacılar vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile taleple bağlı kalınarak 5.001,00 TL'nin 20.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıların talebi üzerine T.C. Garanti Bankası A.Ş. Diyarbakır Şubesi'ne ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından beyan edilmeyen hastalık ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, faiz türünün ve faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ve davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'ine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı TTK’nın 1435, 1436 ve 1439 uncu maddeleri ile 1487 nci vd maddeleri Hayat Sigortaları Genel Şartlarının C.2 maddesi. 3. Değerlendirme 1.Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeler olup taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. Yine poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan Hayat Sigortaları Genel Şartları’nın C.2 maddesinde "Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü: 2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır. 2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci,sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur. Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır. Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder. 2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer. 2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir. 2.5- Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, kredi borçlusu Abdullah Buğdalı ile davalı sigorta şirketi arasında 23.01.2020 başlangıç ve 23.02.2023 bitiş tarihli hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş, muris 22.10.2020 tarihinde vefat etmiştir. Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde murisin kredi hayat sigortası başvuru formunda sigortalının sözleşmelerinin başlangıç tarihinden önce gelen, mevcut bulunan kalp ve damar rahatsızlığını poliçesinin başlangıç tarihi olan 23.01.2020 tarihinden önce sağlık beyan formlarında beyan etmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince murisin hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı konusunda rapor almaksızın yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. O halde, İtiraz Hakem Heyetince Adli Tıp Kurumu’dan iddia edilen hastalıkla ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün beyan edilmeyen hastalıktan meydana gelip gelmediği hususunda rapor alarak yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Bozma nedenine davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA 2. Değerlendirme bölümünün (2) bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 23.11.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Kredi borcunun ödenmemiş olması halinde sigorta bedelini talep hakkı öncelikle bankaya aittir. Ancak kredi borcunun bir kısmı ödenmiş ise ödenen miktar kadar tazminat talep etme hakkı mirasçılara, kredinin ödenmeyen kısmı yönünden talep hakkı yine bankaya aittir. Kaldı ki kredi borç miktarını aşan teminat limiti yönünden bankanın muvafakatinin aranmasına gerek olmadığı gibi, kalan kredi borcu için icra takibine girişilmiş olması durumunda da dava dışı rehin alacaklısının muvafakatinin sorulmasına gerek yoktur. Yukarıda da değinildiği üzere, somut olayda kredi borcu için icra takibine girişilmiş olduğu ve dava dışı rehin alacaklısının muvafakatinin sorulmasına gerek bulunmadığı gözetilerek, buna göre Hakem Heyetince öncelikle; rehne konu borcun kaynağının araştırılması bakımından rehin ve poliçelere konu bankaca yapılan işlemlere ilişkin evrakların getirtilmesi, rehne konu borç yönünden kredi borcunun miktarının tespiti ile icra takibinde borcun tamamının ödenip ödenmediğinin araştırılması, ondan sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı; ayrıca dava dışı bankanın davada taraf olmadığı, davada taraf olmayan kişi leh ya da aleyhine de hüküm kurulamayacağı hususları dikkate alınmak suretiyle hüküm tesisi ve kararın bu nedenlerle bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.