4. Hukuk Dairesi 2010/11309 E. , 2011/14202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/07/2006 gününde verilen dilekçe ile rücuen alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/12/2007 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafı
**4. Hukuk Dairesi 2010/11309 E. , 2011/14202 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/07/2006 gününde verilen dilekçe ile rücuen alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/12/2007 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; a-Dava, davacı idareye ait araç ile polislik vazifesi sırasında davalının neden olduğu trafik kazasından dolayı davacının ödemek zorunda kaldığı tazminatın öteki sorumlu olan davalıdan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, trafik kazasında yaralanan dava dışı üçüncü kişinin uğradığı zararın kendisinden ödetilmesine karar veren Ankara 5. AHM nin 2002/879 esas, 2005/48 karar sayılı dosyası uyarınca ödemek zorunda kaldığı tazminat tutarının tümünün davalıdan ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, kaza sırasında kullandığı aracın kara yoluna uygun olmayan zırhlı bir araç olduğunu, kazadan önce aldığı görev emri uyarınca yoğun yağışlı havada terörle mücadele için seyir halinde iken yol ve hava şartlarının elverişsizliği nedeni ile kazanın meydana geldiğini, gelirinin istenen tazminatı ödemeye imkan vermediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu uyarınca istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden davalının sanık sıfatı ile yargılanıp mahkum olduğu ceza dava dosyasında, davalının meydana gelen trafik kazasında kusurunun 4/8 olduğu kabul olunmuştur. Davacı ise araç maliki ve işleten sıfatında bulunduğundan dava dışı üçüncü kişinin uğradığı zararın tümünden sorumlu tutulmuştur. Davalıya rücu edebileceği tutar ise ancak onun kusuru oranına isabet eden kısımdır. Davacı, dava dilekçesinde ödediği 4.525,00TL yargılama gideri ile 174.728,00TL tazminat tutarının rücuen tahsilini istediğine göre mahkemece bu miktarların ancak ½ oranına isabet eden kısmı hüküm altına alınabilir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda hesaplanan 104.577,48TL nin ise kabaca bir hesap ile dahi bu oranı aştığı anlaşılmaktadır. Şu durumda davalının sorumlu olduğu tutarı fazla hesaplayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. b-Davacı, dayanışmalı sorumlu olarak üçüncü kişiye ödediği paranın ardıllık (haleflik) kuralları gereğince rücu yoluyla ödetilmesini istediğine ve davalı önceki davada davalı konumunda olmadığına göre ödemenin kapsamı, kural olarak davacının sorumlu tutulup ödediği para ile kendisi hakkında açılan davanın sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar işleyecek faiz ve önceki davada takdir edilen avukatlık ücreti ile yargılama giderleri ve bir de davacı aleyhine ödetme kararı alan üçüncü kişinin karar kesinleşmeden önce alacağını almak için kararı icraya koymuş olması halinde kararın kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri ve avukatlık ücreti ile aynı güne kadar gerçekleşen faizden ibarettir. Kendi kusurlu davranışı ile icranın sürüp gitmesine yol açan davacı, bu savsaması nedeniyle artan icra giderlerinin ve kararın kesinleşmesinden sonra geçen sürenin faizini isteyemez. Bu ilkelere aykırı olarak yapılan bilirkişi hesabı uyarınca hüküm kurulması doğru olmamıştır. c-Diğer yandan, rücunun amacı, birlikte sorumlular arasında hak ve adalete göre denge kurmaktır. Borçlar Yasası'nın 50. maddesi yargıcın takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını yargıç takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli dayanışmada da (teselsülde de) yargıç, rücu kapsamını takdir durumundadır. Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hak ve adalet duygusu da onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı, polis özel harekat şube müdürlüğünde görevli polis memuru olarak kendisine verilen vazife sırasında zarara yol açmıştır. Trafik kazası sırasında kullandığı araç terörle mücadele aracı olup trafik sigortası da bulunmamaktadır. Davalının ekonomik ve sosyal durumu da gözetildiğinde tazminatın tümüyle davalıdan tahsili durumunda hak ve adalet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, BK 43 ve 44. maddeleri uyarınca belirlenen maddi tazminattan hak ve adalete uygun indirim yapılmamış olması da usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2/a-b-c ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.