Başvuru, yol çalışması sebebiyle taşınmazda oluşan zararın karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yol çalışması sebebiyle taşınmazda oluşan zararın karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/3/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Siirt ili Baykan ilçesi Merkez Mahallesi İşletme mevkiinde kâin 152 ada 6 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Taşınmazın üzerinde bir adet betonarme yapı ve bahçe bulunmaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğünce taşınmaza yaklaşık 80-95 metre mesafeden geçen Diyarbakır-Bitlis devlet kara yolunda 2012 yılında genişletme çalışması yapılmıştır. Başvurucular 13/8/2012 tarihinde Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinde idare aleyhine tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular, idare tarafından gerçekleştirilen kara yolu yapımı sırasında kontrolsüz toprak alımı sebebiyle, eğimli arazideki toprağın gevşediğini, yağmurun da etkisiyle yamaçta çökme ve çatlakların oluştuğunu belirtmiş; bu sebeple kendilerininki de dâhil olmak üzere çevredeki evlerin kullanılamaz hâle geldiğini ifade etmiştir. Ayrıca bu durumun Siirt Valiliği Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce de raporlandığını vurgulamıştır. Dilekçede ayrıca idarenin taşınmaza kamulaştırmasız olarak fiilen el koyduğunu iddia ederek taşınmaz ile meyve ağaçlarının tam bedeline tazminat olarak hükmedilmesini talep etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi 6/3/2013 tarihinde taşınmaz mahallinde bilirkişilerle birlikte keşif yapmıştır. Keşif zaptında; taşınmaz üzerindeki binada hâlihazırda herhangi bir zararın görülmediği, bahçede herhangi bir meyve ağacının bulunmadığı, binanın etrafının yer yer taş duvarla çevrili olduğu, Karayolları Genel Müdürlüğünün taşınmaza fiilî el atmasının söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan ve jeoloji mühendisi tarafından hazırlanan 8/3/2013 havale tarihli raporda; arazinin %25-30 oranında eğimli olduğu, taşınmazın güneyinde bulunan Bitlis-Baykan kara yolunu genişletme çalışmaları sırasında yamacın altında topuk olarak adlandırılan kısmın hiçbir önlem alınmadan kazılması sonucu yamacın stabilitesinin bozulduğu belirtilmiştir. Raporda; bunun etkisiyle yola doğru kaymanın oluştuğu, ihtilaf konusu taşınmazın da kütle hâlinde kaymaya başlayan alanın içinde olduğu vurgulanmıştır. Raporda ayrıca bölgenin yerleşim için risk teşkil ettiği görüşü açıklanmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi 5/4/2013 tarihinde davayı görev yönünden reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, idarece taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atılmasının söz konusu olmadığı vurgulanmış; idarenin plan ve projesinin uygulanması sebebiyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazminine ilişkin davanın idari yargıda açılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular 2/9/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesinde aynı iddia ve taleple idare aleyhine tam yargı davası açmıştır. İdare Mahkemesince 10/9/2013 tarihinde, usulüne uygun olarak düzenlenmediği için dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucuların idarenin proje yapımı sırasında taşınmazda oluşan zararlarının tazminini mi yoksa kamulaştırmasız el atma sebebiyle oluşan zararlarının tazminini mi istediğini netleştirmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular 2/10/2013 tarihinde dava dilekçesini yenilemiştir. Yenilenen dilekçede, tazminat isteminin yol yapımı sırasında taşınmaza zarar verilmesi fiiline münhasır kılındığı açıklanmıştır. Batman İdare Mahkemesi 11/5/2015 tarihinde taşınmaz mahallinde bilirkişilerle birlikte keşif yapmıştır. Batman İdare Mahkemesine sunulan ve fen bilirkişisi unvanlı iki kişi tarafından hazırlanan 13/11/2015 tarihli raporda, stabil durumdaki yamacın kopmuş kısımlarının yol çalışması sırasında mühendislik önlemlerinin alınmaması sonucu stabilitesinin bozulduğu belirtilmiştir. Raporda; yamaçtaki bazaltın şişme ve kayma sonucu çatladığı, çatlaklara yağmur suyunun sızmasıyla alanın kaymaya başladığı ve ihtilaf konusu taşınmazın da bu alanda bulunduğu ifade edilmiştir. Yine Batman İdare Mahkemesine sunulan ve bir ziraat mühendisi, bir inşaat mühendisi, bir de harita ve kadastro mühendisinden oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan 13/11/2015 tarihli raporda; yol çalışmasının kaymaya yol açan temel etken olmayıp hızlandırıcı bir rol oynamış olabileceği belirtilmiştir. Raporda, binanın mevcut durumunda bir hasar söz konusu olmadığından idare aleyhine tazminat hesaplanmasının uygun olmayacağı görüşü açıklanmıştır. Batman İdare Mahkemesi 28/12/2015 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Siirt İdare Mahkemesine göndermiştir. Davaya bakmaya devam eden Siirt İdare Mahkemesince (İdare Mahkemesi) 15/4/2016 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; Batman İdare Mahkemesine sunulan bir ziraat mühendisi, bir inşaat mühendisi, bir de harita ve kadastro mühendisinden oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan 13/11/2015 tarihli rapora atıfta bulunularak yol yapımı ile zarar arasında nedensellik bağının olmadığı vurgulanmıştır. Başvurucular bu karara karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz dilekçesinde başvurucular, fen bilirkişi raporuna atıfta bulunarak kaymalar dolayısıyla yapının kullanılamaz hâle geldiğini ileri sürmüştür. Başvurucular, İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin Siirt Valiliği Afet ve Acil Durum Müdürlüğününkilerle de çeliştiğini ifade etmiştir. İtiraz dilekçesinde ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan jeoloji bilirkişisi raporunda da taşınmaz üzerinde yapı inşa edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini hatırlatmıştır. Son olarak aynı yerdeki diğer bazı taşınmazlar için tazminata hükmedildiğini ve bu kararların kesinleştiğini vurgulamıştır. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince (Bölge İdare Mahkemesi) 15/11/2016 tarihinde ara kararı verilerek ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında temin edilen bilirkişi raporlarında çelişki bulunması ve hükme esas alınacak nitelikte olmaması nedeniyle yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Siirt İdare Mahkemesince istinabe yoluyla 27/3/2018 tarihinde keşif icra edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İki inşaat mühendisi, bir jeofizik mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve bir ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan 7/5/2018 havale tarihli raporda, kaymanın önemli sebeplerinden birisinin suyun etkisi olduğu belirtilmiştir. Raporda, keşif tarihi itibarıyla taşınmazın alt kotlarında istinat duvarının bulunmasının ve yamaç eğiminin az olmasının kaymaları önlemiş olabileceği kanaati açıklanmış; zeminde açılma, kayma, çökmenin olmamasının ve istinat duvarında herhangi bir çatlamanın görülmemesinin taşınmazda heyelanın bulunmadığını gösterdiği ifade edilmiştir. Taşınmazdaki yapıda herhangi bir hasarın bulunmadığının vurgulandığı raporda, taşınmaz üzerinde bitkisel üretime konu olabilecek ekili/dikili muhdesatın olmadığı belirtilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi 26/9/2018 tarihinde, İdare Mahkemesinin gerekçesini değiştirmek suretiyle itirazı esastan reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, 7/5/2018 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunularak yol yapım ve genişletme çalışması sebebiyle başvurucuların taşınmazı herhangi bir zarara uğramadığından davanın reddedilmesinin sonucu itibarıyla isabetli olduğu belirtilmiştir. Başvurucu bu karara karşı karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Karar düzeltme istemi Bölge İdare Mahkemesinin 29/1/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 4/3/2019 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 25/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " İdari dava türleri şunlardır:...b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,..."