Başvuru, dere ıslah çalışmaları sırasında mülkiyeti belediyeye ait olan taşınmaz üzerindeki gecekondunun yıkılması ve ağaçların sökülmesi kapsamında enkazın ve ağaçların bedelinin ödenmemesi sebebiyle mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, dere ıslah çalışmaları sırasında mülkiyeti belediyeye ait olan taşınmaz üzerindeki gecekondunun yıkılması ve ağaçların sökülmesi kapsamında enkazın ve ağaçların bedelinin ödenmemesi sebebiyle mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 2/4/2014 tarihinde İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 1/2/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul ili Kadıköy ilçesi Küçükbakkalköy Mahallesi 1870 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Toplu Konut İdaresi adına kayıtlı iken 1991 yılında Kadıköy Belediye Başkanlığı (Belediye) adına tescil edilmiş olup başvurucu, anılan taşınmaz üzerinde tek katlı bir gecekondu inşa ettirmiş ve taşınmaz üzerine çok sayıda ağaç dikmiştir. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (İSKİ) Belediyeye gönderdiği 10/7/2004 tarihli ve 4071 sayılı yazı ile Kurbağalıdere ıslah çalışmaları kapsamında atık su kaçaklarının tamamen kesilebilmesi için derenin ve kollarının sağında ve solunda kadastral sınırları ihlal ederek yapılmış işgallerin kaldırılması, kadastral sınırların kaçak yapılaşmaya karşı muhafaza edilmesi ve tecavüzlü parsellerin kadastral sınırlarına çekilmesi talep edilmiştir. Belediye İmar İşleri Müdürlüğü tarafından Belediye Zabıta Müdürlüğüne gönderilen 17/9/2004 tarihli ve 408806 sayılı yazı ile Kurbağalıdere ıslah çalışmaları kapsamında kalan ve aralarında başvurucunun da bulunduğu isimleri belirtilen kişilere ait gecekonduların boşaltılması için tebligat yapılması istenmiştir. Başvurucu, sahibi bulunduğu gecekondunun bütünleyici parçaları ile birlikte maliyet, inşaat ve yıkımın gerçekleşmesi hâlinde enkaz bedelinin tespit edilmesi için Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/242 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunmuş; bu kapsamda alınan 8/10/2004 tarihli bilirkişi raporunda başvurucuya ait yaşları 13 ile 17 arasında değişen ağaçların toplam bedeli 640 TL olarak tespit edilmiş; 11/10/2004 tarihli bilirkişi raporunda ise başvurucuya ait bina ve eklentilerinin bedeli 780 TL, işçilik hariç enkaz bedeli 457 TL olarak tespit edilmiştir. Başvurucunun gecekondusu 1/12/2004 tarihinde yıktırılmış ve ağaçları sökülmüştür. Başvurucu 1980 yılından bu yana hiçbir engelleme ile karşılaşmadan ailesi ile birlikte yaşadığı, Belediye hizmetlerinden yararlandığı, emlak vergilerini yatırdığı gecekondusunun yıkılması ve ağaçlarının sökülmesi nedeniyle kendisine hiçbir bedel ödenmediğini belirterek tazminat istemiyle İSKİ, Belediye ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Büyükşehir Belediyesi) aleyhine 14/9/2007 tarihinde Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemenin 26/6/2008 tarihli ve E.2007/365, K.2008/185 sayılı kararı ile İSKİ'nin başvurucuya ait gecekondunun yıkılması veya yıkım kararı alınmasıyla ilgili hiçbir eylem ve işleminin bulunmadığı gerekçesiyle İSKİ aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, bir hizmetin ifası sırasındaki idari eylemden dolayı uğranılan zararların tahsiline ilişkin davalarda idari yargı görevli olduğundan diğer davalılar aleyhine açılan davada yargı yeri bakımından dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/1/2009 tarihli ve E.2008/14267, K.2009/440 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Yargıtay onama ilamından sonra başvurucu, taleplerini tekrar ederek İSKİ, Belediye ve Büyükşehir Belediyesi aleyhine 24/3/2009 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde 420 TL tazminat talepli tam yargı davası açmıştır. Mahkemenin 24/11/2009 tarihli ve E.2009/450, K.2009/1572 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:"Kamu yararı doğrultusunda yürütülen kamu hizmetinin icrası amacıyla yıkılan bina veya gecekondunun değeri için bedel ödenebilmesi için üzerinde yer aldığı taşınmazın mülkiyetinin ilgiliye ait olması veya taşınmazı tapu tahsis belgesine istinaden kullanması gereklidir. Başka bir deyişle taşınmazı kullanmasını gerektiren hukuken haklı ve geçerli bir nedenin bulunması zorunludur.Olayda, davacının gecekondusunun kamu yararı doğrultusunda dere ıslah çalışması kapsamında yıkıldığı, gecekondunun üzerinde yer aldığı taşınmazın mülkiyetinin Kadıköy Belediyesine ait olduğu ve taşınmaz için tapu tahsis belgesi de bulunmadığı, dolayısıyla davacının taşınmazda işgalci olduğu, gecekondusu için korunmaya değer bir hakkının bulunmadığı görüldüğünden tazminat ödenebilmesi için gerekli şartların oluşmadığı sonucuna varılmaktadır." Temyiz üzerine Danıştay Ondördüncü Dairesinin 16/10/2012 tarihli ve E.2011/7919, K.2012/7175 sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 9/1/2014 tarihli ve E.2013/4043, K.2014/749 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 3/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 2/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B.İlgili Hukuk 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun maddesi şöyledir: "Bu kanunda sözü geçen (Gecekondu) deyimi ile, imar ve yapı işlerini düzenliyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmıyan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir." 775 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır. Yıkım sırasında lüzum hasıl olduğunda, belediyeler ilgili mülkiye amirlerine başvurarak yardım istiyebilirler. Mülkiye amirleri, Devlet zabıtası ve imkanlarından faydalanmak suretiyle, izinsiz yapıların yıkım konusunda yükümlüdürler." 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi şöyledir: "Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir." 4721 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar, bunların malikine aittir. " 4721 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili bölümü şöyledir: " Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz."