9. Ceza Dairesi 2021/19280 E. , 2023/794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak v
**9. Ceza Dairesi 2021/19280 E. , 2023/794 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi: Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza miktarına göre 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 28.05.2018 tarihli ve 2018/589 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan dava açılmıştır. 2. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2019 tarihli ve 2018/182 Esas, 2019/31 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bentleri ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2019/686 Esas, 2019/1381 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.01.2021 tarihli ve 14-2019/131782 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz isteği, mağdurun vermiş olduğu beyanların çelişkili olduğuna, tanık beyanlarının da mağdurun beyanlarıyla uyuşmadığına, hukuka aykırı elde edilen ses kaydında sanığı suçlamaya yetecek konuşma bulunmadığına, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir. 2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği, mahkemece alt sınırdan ceza tayin edilmesi ve takdiri indirim uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilk derece mahkemesi tarafından Bakanlık lehine takdir edilen vekalet ücretinin istinaf mahkemesi tarafından hükümden çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Katılan ...'ün olay günü tanık ....'nin evine bakıcısı tanık .... ile birlikte katran yağı almak için gittiği, ....'nin evine ablası tanık ....’nin de geldiği, ablasının 'Bizim eve git, enişten sana haşhaş versin, buraya getir' diyerek kendisini eve gönderdiği, evde eniştesi sanık ...’la karşılaştığı, eniştesinden haşhaşı istediği, akabinde evin bahçesinde bulunan tuvalete ihtiyacını gidermek için girdiği, tuvalete girmeden önce üzerinde bulunan şalvarı tuvalet ve banyo olarak kullanılan yerin dışarısına evin merdiveninin üzerine koyduğu, çıktığında ise şalvarı bulamadığı, sanığın şalvarın mutfakta olduğunu söylediği, sanığın kendisinden önce mutfağa gittiği, elinde plastik kutu içerisinde kül olduğu, kendisine bu külden kremi yaptığını, külün kılları döktüğünü söylediği, sanığın elindeki külü sürmek için katılanı evin içerisinde bulunan başka bir banyoya doğru götürdüğü, bağırarak pijamasını ve iç çamaşırlarını çıkarmasını istediği, katılanın da çıkardığı, sanığın banyoda elindeki külü katılanın bacaklarına, bacak arasına, poposuna sürdüğü, katılanın karşı çıktığı ancak sanığın devam ettiği, aybaşı olup olmadığını sorduğu, katılanı göbeğinden ve göğsünden öptüğü, üzerinde bulunan külleri eliyle dokunarak yıkadığı, sanıkla katılanın beraber banyodan çıktıkları olayın bu şekilde gerçekleştiğinin ilk derece mahkemesince sabit kabul edildiği, sanığın alınan savunmasında olay günü katılanı görmediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği; katılanın alınan beyanında ablasına sanığın da yanlarında olduğu bir gün, bacaklarında bulunan kılların kaşıntı yaparak rahatsız ettiğini söylediği,bu sebeple eniştesinin külle krem yaparak kendisini kandırmaya çalıştığını, ablası neden geciktiğini sorunca eniştesinin yaptıklarını anlattığını, söylediklerinin hepsini tanıklar ...., ...., .... ve ...'nün de duyduğunu, ablasının ağlamaya başladığını belirttiği; Meram tıp fakültesince düzenlenen raporda ...’ün anatomik bakire olduğunun belirtildiği; Selçuk Hastanesi Tıp Fakültesince verilen raporda katılanın beyanlarına itibar edilebileceği, maruz kaldığı fiil açısından kendisini savunamayacağı, eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağının bildirildiği; dosya kapsamında yer alan bir kısım tanık beyanları katılanın anlatımlarını doğrulamamış ise de, tanıkların sanıkla olan yakın ilişkisi dolayısıyla objektif olmadığı değerlendirilen beyanlarına itibar edilmediği, sanıkla katılan arasında eskiye dayalı bir husumetin olmadığı, katılanın hafif mental düzeydeki zihinsel engeline rağmen olayı yer ve zaman olarak detaylı bir şekilde anlattığı, sanığın kendisine cinsel saldırıda bulunmadan önce aybaşı olup olmadığını sorduğunu iddia ettiği, katılanın engel hali itibariyle böyle bir hususu uydurmasının beklenemeyeceği, kaldı ki katılanın iffet ve onurunu zedeleyecek bir konuda iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu; tanıklar .... ve .... arasındaki telefon görüşmesi tutanağında ....’nın sanıktan bahsederken ‘...’ü banyoya götürmüş,ona mı kaldı toz çalmak, o benim kardeşim ona mı kaldı sürmesi’şeklindeki sözlerinin de katılanın iddialarını doğruladığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, her ne kadar sanık hakkında organ sokmak suretiyle cinsel saldırıdan kamu davası açılmışsa da; sanığın eyleminin basit cinsel saldırı düzeyinde kaldığı, organ sokma eylemine ilişkin olarak katılanın çelişkili beyanlarda bulunduğu, bu hususta şüphe oluştuğu bundan sanığın yararlanması gerektiği; olay günü sanığın, eyleme mukavemete muktedir olmayan katılanın kıyafetlerini çıkarttırarak, katılanın cinsel organlarına dokunup, anlık ve kesintili olmayan; sarkıntılık düzeyini aşacak şekilde bir müddet okşamak, göğsünü göbeğini öpmek suretiyle katılana karşı cinsel saldırıda bulunduğu, ayrıca sanığın kendisini savunamayacak ikinci derecedeki kayın hısmına karşı bu suçu işlemesinin anılan suçun nitelikli halleri olduğu anlaşılmakla sanığın bu eylemlerinin nitelikli cinsel saldırı suçuna sübut verdiği kanaatine varılmış ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmış, ancak katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi kısmının ilk derece mahkemesi kararından çıkarılmak suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık hakkında kurulan hükümde, olayın intikal şekli ve zamanı, hafif mental retarde olan mağdurenin beyanlarının dinlenen tanık ifadeleriyle doğrulanmamış olması, tanıklar ....ve ....nin olaydan sonra aralarında gerçekleşen telefon görüşme kayıtlarının hükme esas alınamayacak olması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur. Bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2019/686 Esas, 2019/1381 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde karar verildi.