1. Hukuk Dairesi 2011/996 E. , 2011/1992 K. "" MAHKEMESİ : KADIKÖY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanları A.’ın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak 832 ada 52 parselde bulunan 8 nolu bağımsız bölümünü satış suretiyle davalı oğluna devrettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ispat edilemeyen davanın re…
**1. Hukuk Dairesi 2011/996 E. , 2011/1992 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KADIKÖY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanları A.’ın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak 832 ada 52 parselde bulunan 8 nolu bağımsız bölümünü satış suretiyle davalı oğluna devrettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu 382 ada 52 parselde bulunan 3. kat 8 nolu bağımsız bölümün 26.09.2001 tarihinde miras bırakan A. tarafından vekil aracılığıyla dava dışı B.Ö..’e satıldığı, Bülent tarafından da 12.03.2002 tarihli akitle miras bırakanın oğlu olan davalıya satış suretiyle devredildiği görülmektedir. Davacı, miras bırakan tarafından davalıya yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere, Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.