10. Hukuk Dairesi 2024/5322 E. , 2024/6700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2982 E., 2024/329 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/306 E., 2019/320 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf
**10. Hukuk Dairesi 2024/5322 E. , 2024/6700 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2982 E., 2024/329 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/306 E., 2019/320 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının ... köyü ilköğretim okulunda 1 Eylül 1994 yılında çalışmaya başladığını 1 Temmuz 2011 tarihine kadar hizmet sözleşmesine dayalı olarak hademe olarak çalıştığını maaşını aylık olarak elden aldığını, ancak sigorta yapılmadğını bu hizmetlerden faydalanabilmesi için sigortalılığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ve beyan etmiştir. Davalı MEB vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların soyut ifadeler olduğunu davanın reddini talep ve beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2019 tarihli ve 2016/306 E., 2019/320 K. sayılı kararı ile "... Somut olayda, dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin yazılı ve sözlü beyanları, taraf tanıkları ile re'sen dinlenmelerine karar verilen bordro tanıklarının beyanları, SGK kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonunda; davacının, davalı MEB'e bağlı ... İlkokulunda hizmet sözleşmesine dayalı hademe olarak çalıştığının iddia edildiği görülmüştür. Yapılan incelemelerde ve özellikle tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesiyle davacının, sözü geçen okulda 1994/9-2011/6 dönemleri arasında 922 gün süreyle dönemin asgari ücreti ile kısmi süreli olarak çalıştığının ve çalıştığı bu sürelerin kuruma bildirilmediğinin tespit edildiği görülmüştür. Karar eki olan bilirkişi raporundaki tabloda da ayrıntılı gösterildiği şekliyle davacının çalışma olgusunu göstermesine rağmen sigortasının yapılmaması nedeniyle açmış olduğu eldeki davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği" gerekçesiyle; "1-Davacı vekili tarafından açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; Bilirkişi ... Aytürk tarafından hazırlanan 21.01.2019 havale tarihli raporda, bilirkişinin belirttiği şekilde, davacı ...'ın ... Köyü İlkokulu'nda SGK'ya bildirilen çalışma süreleri dışlanarak; 1994/9-2011/6 dönemleri arasında 922 gün süreyle dönemin asgari ücreti ile kısmi süreli olarak çalıştığının ve çalıştığı bu sürelerin kuruma bildirilmediğinin tespitine, bilirkişi raporunun karar ekinden sayılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece çelişki tanık beyanları esas alınarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı MEB vekili istinaf dilekçesinde; tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, yazılı belge olmadığı halde sadece tanık beyanları esas alınarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini beyanla mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2020 gün, 2019/2723 E. - 2020/544 K. sayılı kararı ile "... Somut olayda; davacının çalıştığını beyan ettiği okulda yönetici ve öğretmen olarak çalışmış tanıklar ile komşu işyeri tanıklarının beyanları dikkate alındığında; davacının görevinin okulda soba yakmak ve temizlik yapmak olduğu anlaşılmaktadır. Raporu hükme esas alınan bilirkişi tarafından; sömestri ve yaz tatilleri dikkate alınarak davacının soba yakmak ve temizlik yapmak için günde iki saat çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Her ne kadar bilirkişi tarafından davacının Eylül - Haziran ayları arasında sömestri tatilleri dışlanarak her ay çalışmasının bulunduğunun kabulü ile hesaplama yapılmış, sobanın yakılmaya başlama ve yakılmama tarihleri hususunda bir açıklama yapılmamışsa da; okulda müdür yetkili öğretmen olarak çalışan tanık ... tarafından davacının sabahları gelip temizlik yapıp akşamları da temizliği bitirip çıktığının beyan edilmiş olması, yine 1990'lı yıllarda okulda öğrenci olan tanık ... tarafından davacının sabahtan gelip sobayı yakıp temizlik yaptığının beyan edilmiş olması, iki derslikli 30 öğrencili bir okulun müdür odası, öğretmenler odası, wc vs temizliği, kış için kullanılacak odun, kömür gibi yakacakların hazırlanması, depolanması, ayrıca mevsim sıcaklıklarının değişken olması nedeni ile sobaların yanmaya başlaması ve yakılmaya son verilmesine ilişkin tarihlerin net olarak belirlenememesi hep birlikte değerlendirildiğinde; kabul edilen dönemde her gün için günlük iki saat üzerinden çalışma hesaplanması hayatın olağan akışına uygun bulunmuştur. Yine davacının mahkemece kabul edilen dönem içerisinde 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunmakta ise de; söz konusu Yasa kapsamındaki sigortalılığın isteğe bağlı olması, 2925 ve 506 sayılı Kanun'lara tabi sigortalılıkların çakışması halinde, zorunlu sigortalılık olan 506 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığa üstünlük tanınması gerekeceği, davacının sabah ve akşam üzeri arasındaki dönemde süreksiz tarım işçisi olarak çalışmasının mümkün bulunması nedeni ile de mahkemece verilen hüküm isabetsiz bulunmamıştır. Her ne kadar dava dilekçesinde SGK fer'i müdahil olarak gösterilmemiş ise de tensip zaptı ile davanın SGK'ya ihbar edildiği ve dava dilekçesinin fer'i müdahil olarak tebliğ edildiği, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından davanın takip edildiği anlaşılmaktadır. Ancak; davalılardan ... harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedilmesi ve bilirkişi tarafından tespit edilen toplam süre 921 gün olduğu halde eksik gün sayısının 922 gün olarak kabulü isabetsiz olmuştur. Hükmün yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısımlarında da "davalı" yazılması gerekirken "davalılar" yazıldığı anlaşılmaktadır. Kararın bu yönlerden düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; fer'i müdahil Kurum vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırıldığı" gerekçesiyle; "I-Fer'i müdahil Kurum ve davalı ... Bakanlığının istinaf başvurularının kısmen kabulü ile Ereğli (Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/306 E. ve 2019/320 K. sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, a)Davanın kısmen kabulü ile bilirkişi ... Aytürk tarafından hazırlanan 21.01.2019 havale tarihli raporda, bilirkişinin belirttiği şekilde, davacı ...'ın ... Köyü İlkokulu'nda fer'i müdahil Kurum'a bildirilen çalışma süreleri dışlanarak; 1994/9-2011/6 dönemleri arasında 921 gün süreyle dönemin asgari ücreti ile kısmi süreli olarak çalıştığının ve çalıştığı bu sürelerin Kurum'a bildirilmediğinin tespitine, bilirkişi raporunun karar ekinden sayılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 03/11/2021 gün, 2020/8594 E., 2021/13391 K. kararında; "... Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 15.05.2010-08.09.2010 tarihleri arasında 3785 işyeri sicil nolu Vaha İnşaat şirketi ile 19.04.2011-09.05.2011 tarihleri arasında 1323 işyeri sicil nolu ... Yapı AŞ. tarafından sigorta bildirimlerinin yapıldığı, aynı zamanda komşu işyeri araştırması yapılırken beyanı alınan ve Mahkemece de dinlenen, mahallenin eski muhtarı ...'in davacının 1996-2000 yılları arasında çalıştığını, 2000-2011 yılları arasında da çalıştığını ancak bu süre içinde yaklaşık 3 yıl çalışmadığını, başka bir şahsın çalıştığını belirtmesi; yine 02.10.2000-17.08.2009 tarihleri arasında müdür yetkili öğretmen olduğu belirtilen davalı tanığı ...'ın, çalıştığı dönemde 7 farklı kişinin çalıştığı, davacının okulda günde 1 saaat kadar zaman geçirdiği, bazen işi olduğunda gelmediği, eşinin ilkbahar, sonbahar dönemlerinde çalışmaya geldiği; 2009 yılı Eylül ayı ile 15.10.2002 tarihleri arasında müdür yetkili öğretmen olduğu belirtilen ...'nun ise davacının çalışmasının sürekli olmadığı, kaloriferleri yaktıktan sonra gittiği, onun döneminde başkalarının da kaloriferi yakıp bu işi gördüğünü; son olarak 12.02.1994-15.11.1999 tarihleri arasında öğretmen olduğu belirtilen davacı tanığı ...'un davacının daimi bir çalışması olmadığını beyan etmeleri karşısında, davacının davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi ya da mevsimlik olup olmadığı belirlenmeli, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. " gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... davaya konu edilen dönemde davalı işyeri tarafından davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesi ve fer'i müdahil Kurum'a bildirilen çalışma bulunmadığı, davacının 01.01.1996-01.01.1997 tarihleri arasında 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu, talep edilen dönemde ... Köyü İlköğretim Okulu'nda görev yapan yönetici ve öğretmenler, zabıta tarafından tespit edilen komşu işyeri tanıkların bozma kararı öncesi mahkemesince dinlendiği anlaşılmaktadır. Bozma kararı sonrası, bozma ilam doğrultusunda talimat mahkemesi aracılığı ile tanıklar dinlenmiş, Dairemizce davacının dava konusu yaptığı döneme ilişkin beyanı alınmış, tespit edilen ... Köyü İlköğretim Okulu'nda görev yapan öğretmenler ve hademe olarak çalışan kişiler yine talimat mahkemesi aracılığı ile dinlenmiştir. Davacının sigorta kaydında, dava konusu yaptığı dönemde çalıştığı anlaşılan 3785 işyeri sicil numaralı Vaha İnşaat Şirketi ve 1323 işyeri sicil numaralı ... Yapı A.Şirketi ile davalı Bakanlık arasında organik bağı bulunup bulunmadığına ilişkin araştırma yapılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadı gereğidir. Somut olayda; davacının çalıştığını beyan ettiği okulda yönetici, öğretmen ve hademe olarak çalışmış tanıklar ile komşu işyeri tanıklarının beyanları dikkate alındığında; davacının ... Köyü İlköğretim Okulu'nda, okulların fiili eğitim-öğretim yaptığı dönemlerde soba yakmak ve temizlik yapmakla görevli olduğu, sömestri ve yaz tatillerinde çalışmadığı, okulun derslik ve öğrenci sayısı dikkate alındığında haftanın 5 günü, günlük 2 saat çalıştığı, davacı ile aynı işi yapan tanık ...'in, tanıkların, özellikle ..., ..., ...'ın anlatımlarından davacının 2001/6 ilâ 2005/9 döneminde çalışmasına ara verdiği, 2005/9 ayında yeniden çalışmaya başladığı, ikinci dönem çalışmasına 15.05.2010-08.09.2010 ve 19.04.2011-09.05.2011 tarihlerinde ara verdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma ilamı öncesi alınan, sömestri ve yaz tatili, başka işyerlerinden sigorta bildirimi yapılan dönemleri dışlayan bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak, bilirkişi raporunda tespit edilen ve davacının çalışmasına ara verdiği, 2001/6-2005/9 dönemindeki 220 günlük kısmın dışlanması sonucunda davacının davalı bakanlığa ait okul işyerinde talebe konu dönemde toplam 701 gün kısmi süreli çalıştığı, hak düşürücü süreye uğrayan çalışmasının olmadığı anlaşılmıştır. Kararın yukarıda açıklanan kısımlarının düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davalı ... ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurusunun belirtilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği sonucuna ulaşıldığı" gerekçesiyle; "I-Davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan ilk derece mahkemesi kararının ...nın 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, 1-Davanın kısmen kabulü ile davacı ...'ın ... Köyü İlkokulunda 1994/9-2011/5 dönemleri arasında 701 gün süreyle dönemin asgari ücreti ile kısmi süreli olarak çalıştığının ve çalıştığı bu sürelerin Kurum'a bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı MEB ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddi ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1- Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 3. Değerlendirme Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan araştırma neticesinde davacının çalışmalarının sürekli olmadığı tespit edilmiş olup tanık beyanlarına göre davacının belli dönemlerde işe ara verdiği, nitekim davacıya ait hizmet cetvelinde de 15.05.2010-08.09.2010 tarihleri arasında 3785 işyeri sicil nolu Vaha İnşaat şirketi ile 19.04.2011-09.05.2011 tarihleri arasında 1323 işyeri sicil no.lu ... Yapı A.Ş. tarafından sigorta bildirimlerinin yapıldığı anlaşılmakta olup ilk bozma ilamı ile davacının dava dışı işyerlerinden bildirimlerinin bulunduğu belirtilerek hak düşürücü süre yönünden bozma kararı verilmiş olup; davanın 09.03.2016 tarihinde açıldığı, bozma kararı sonrasında ise Mahkemece 2001/6-2005/9 dönemlerinde ve farklı işyerlerinden bildirimlerinin bulunduğu 15.05.2010-08.09.2010 ile 19.04.2011-09.05.2011 tarihlerinde ara verdiği kabul edilerek ve bu bildirimler dışlanarak bu tarihler aralığında işe ara verildiği kabul edildiği halde her iki dönem yönünden (2010 öncesi) davanın hak düşürücü süreye uğradığının gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.