8. Hukuk Dairesi 2017/15708 E. , 2018/9427 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönder
**8. Hukuk Dairesi 2017/15708 E. , 2018/9427 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı Hazine vekili Av. ...geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu 9, 10 ve 17 parsel sayılı taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmaları nedeni ile tapu kaydından terkin edildikleri, davalı ... tarafından dava konusu alanda bulunan yapıların 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik esaslarına uygun hale getirilmediklerini ileri sürerek, dava dilekçesine ekli raporda gösterilen 11 adet yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., dava konusu dolgu sahası alan ile ilgili imar çalışmalarının devam ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, yapıların Kıyı Kanunu ve yönetmeliğine uygun yapılar oldukları, katlı otopark hakkında da yıkım kararı mevcut olduğundan bu yapı yönünden dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm; davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanda inşa edilen yapıların yıkımı isteğine ilişkindir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden; çekişme konusu AY(Aydeniz Büfe), AY 1 (Tostçu Mehmet), GAZ 2 (Uğrak Kafe)'nin 670 ada 17 parsel, GAZ1 (Kristal Kafe), GAZ 11 (Balıkhane)'in 670 ada 9 parsel, GAZ 5 (Ice-mar Kafe), GAZ 6 (Yakamoz Kafe)'nın 670 ada 10 parsel, GAZ 7 (Atatürk Kültür Merkezi), GAZ 8 (Askeri Gazino), GAZ 9 (Şehir Restoran)'un denizden dolgu yoluyla elde edilen alanda, GAZ 10 (Katlı otopark)'un ise bir kısmının denizden dolgu yoluyla edilen alan, bir kısmının ise 160 ada 2 ve 3, 161 ada 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların sınırları içerisinde kaldıkları, 670 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların 11.05.1973, 17 parselin ise 15.08.1975 tarihinde ihdasen davacı Hazine adına tapu kaydına tescil edildikleri, ... Mal Müdürlüğünün 14.05.2008 tarih ve 639 sayılı yazılarına istinaden kıyı kenar çizgisi içinde kalmaları nedeni ile kıyıya terkin edildikleri, davaya konu olan yapıların büyük oranda dolgu yoluyla kazanılan kısımda bulundukları, davacı Hazine ile davalı ... arasında düzenlenen 02.03.2001 tarihli protokol uyarınca da, davaya konu yapıların imar planı, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve bu Kanun'un uygulanmasına dair yönetmelik esaslarına uygun hale getirilmesi, Belediye tarafından işletilmesi veya işlettirilmesi hususlarında anlaşmaya varıldığı, dava konusu yapıların davalı ... tarafından yapılıp yine belediye tarafından tasarruf edildiği, davalı ...'nin taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı görülmüştür. Hemen belirtilmelidir ki; denizden dolgu yolu ile elde edilen alanlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kamu malı niteliğindedir. Bu yerlerde yapılaşma 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 6 ile 10. maddelerinde öngörülen koşulların yerine getirilmesi ile mümkündür. Bilindiği üzere; 3621 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin ilk fıkrasında; kıyılarda ne gibi yapılanmanın mümkün olmayacağı belirtilmiş, 2. fıkrasında ise bu yerlerde uygulama imar planı gereğince iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım... gibi sayılan yapı ve tesislerin yapılabileceği kabul edilmiştir. Anılan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere sözkonusu yapılaşmanın hukuken korunabilmesi, kıyıda uygulama imar planının karar altına alınması ve uygulamaya geçilmesi ile olanaklıdır. Diğer taraftan aynı Yasa'nın ''doldurma ve kurutma yoluyla, arazi ve bu araziler üzerinde yapılabilecek yapılar'' başlıklı 7. maddesinde; denizden doldurma ve kurutma işlemleri belirli prosedüre ve bir takım izinlere bağlanmış, yine aynı Yasa'nın 8. maddesinde ise;'' uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4. maddede belirtilen mesafeler içinde hiçbir yapı ve tesis yapılamayacağı, uygulama imar planı bulunan yerlerde de duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamayacağı, moloz, toprak, cürüf, çöp gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemeyeceği, kazı yapılamayacağı belirtilmiştir. Açıklandığı üzere bu alanlarda; uygulama imar planı kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesisleri yapılabilir. Bu haliyle davaya ve yıkıma konu olan yapıların hukuken korunabilmesi uygulama imar planının karar altına alınması ve uygulamaya geçilmesi ile mümkün olacaktır. Açıklanan hukuki olguların ışığı altında somut olaya gelince; dava konusu olan yapıların bulunduğu alan ile ilgili olarak 1995 tarihinde onaylanan imar planında söz konusu alanın "çocuk bahçesi, gezinti alanları, gösteri alanı" fonksiyonları ile tanımlandığı, 2006 tarihli imar planı revizyonunun henüz bakanlıkça onaylanmadığı, dosya arasında mevcut 02.03.2012 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu GAZ 10 ile gösterilen katlı otoparkın bina niteliğinde olup, sökülüp takılabilir yapıda olmadığı, GAZ 8 ile gösterilen Askeri Gazinonun halka açık olmadığı, GAZ 5 ile gösterilen Ice-Mar Kafenin 1995 yılında onaylanan imar planında otopark olarak gösterilen alanda bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Saptanan bu olgular karşısında; dava konusu yapıların 3621 sayılı Kanunun 6., 7. ve 8. maddelerinde belirtilen nitelikte bulunmadığı, büyük bölümlerinin sabit nitelikte yapılar olduğu, gazinonun herkesin girebileceği halka açık yer olmadığı gibi onaylanmış geçerli bir uygulama imar planının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, Uyap üzerinden yapılan incelemede, davacı Hazine tarafından aynı yerde bulunan "yeni yapı 1", "yeni yapı 2" olarak gösterilen diğer 2 yapı hakkında ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/335 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, Mahkemenin 2010/402 Karar sayılı kararı ile eldeki davada gösterilen gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, yapılan temyiz incelemeleri üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2013/12258 Esas, 2013/15175 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmesi gereğine işaret edilmek suretiyle hükmün bozulduğu ve Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın kabulüne karar verildiği belirlenmiştir. O halde; Mahkemece, davaya konu yapılar hakkında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Her ne kadar GAZ 10 ile gösterilen katlı otopark hakkında yıkım kararı mevcut olduğundan hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ise de, dava konusu yapının yıkılmamış olduğunun tespiti halinde bu yapının da yıkımına karar verilmesi gereklidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazine'ye verilmesine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi