Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/4110 E. , 2024/6275 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/4110 Karar No : 2024/6275 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... ... 37- ... 38- ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA KATILAN :... Ortaklığı A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulm…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/4110 E. , 2024/6275 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/4110 Karar No : 2024/6275 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... ... 37- ... 38- ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA KATILAN :... Ortaklığı A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... pafta, ... ve ... sayılı parselleri kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesi uyarınca hazırlanan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı işlemi ile onaylanan parselasyonun, bu işleme karşı yapılan ... tarihli, ... kayıt nolu itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin, davacılara tebliğ edilmeyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı itirazların reddine dair işleminin, parselasyonun dayanağı olan ve Bakanlıkça 26/04/2021 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, 26/04/2021 tarihinde onaylanan İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Başak ve Başakşehir Mahalleleri Rezerv Yapı Alanı ve Çevresine ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının, önceki planların yargı yerince iptaline karar verilmesi nedeniyle mahkeme kararının iptal gerekçesine uygun olarak hazırlandığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan raporunun birbirleri ile birebir örtüşmekle birlikte, plan paftaları, notları ve raporların kül halinde değerlendirilmesi neticesinde yapılan analizlerin, bölgeleme çalışmalarının ve sentezin planın amacını gerçekleştirmeye yönelik yeterli seviyede olduğu, dava konusu imar planlarının parselleri ilgilendiren kısımlarının şehircilik ilkelerine, belde ihtiyaçlarına, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygun olduğu, parselasyonun yetkisi bulunmadığı halde...GMYO A.Ş. Tarafından hazırlandığı, yapılış amacının mevzuata uygun olmadığı, dağıtım ilkelerine uyulmadığı, parselasyonda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu parselasyonun, parselasyona yapılan itirazın zımnen reddi ve reddi işlemlerinin iptaline, imar planları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına yönelik olarak davalı ve yanında katılan tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda İdari Dava Dairesince verilen kararda; uyuşmazlıkta, dava konusu parselasyon işleminin 16/07/2021 - 16/08/2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, davacılar tarafından parselasyona askı süresi içerisinde 13/08/2021 tarihinde yapılan itirazın askı süresinin son gününü izleyen 30 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle reddedildiği, 15/09/2021 tarihinde oluşan zımnen ret tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde (en son 15/11/2021 tarihi) dava açılması gerekirken bu süre geçtikten sonra 07/12/2021 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile dava açıldığı, öte yandan, davacıların parselasyona yaptıkları itirazın ...tarih ve ... sayılı Çevre ve Şehircik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü işlemi ile reddedildiği (davacıların beyanına göre bu işlemin kendilerine tebliğ edilmediği), zımmi ret süresi geçtikten sonra parselasyona yapılan itiraza verilecek cevabın da dava açma süresini canlandırması olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Bakılan dava, İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... pafta, ... ve ... sayılı parselleri kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesi uyarınca hazırlanan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli, ...sayılı işlemi ile onaylanan parselasyonun, bu işleme karşı yapılan ... tarihli, ... kayıt nolu itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin, davacılara tebliğ edilmeyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının...1 tarihli, ... sayılı itirazların reddine dair işleminin, parselasyonun dayanağı olan ve Bakanlıkça 26/04/2021 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiş; Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanunun 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise: "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." kuralı yer almış, bu ek fıkranın gerekçesinde ise: "Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir." açıklaması yapılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 1.fıkrasında: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının “Dava Açma Süresi” başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, yine aynı Yasanın “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, 08/07/2021 tarihine kadar altmış gün içinde isteğin reddedilmiş sayılacağı düzenlenmişken, 7331 sayılı Kanunla 08/07/2021 tarihinde yapılan değişiklikle otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hükmü getirilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasasının 19. maddesinin 1. fıkrasında, ''İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır.'' hükmü yer almaktadır. Esasen, 2577 sayılı Yasa'da yer alan kurallar idari usulü belirleyen kurallar olmayıp, yargılama usulünün belirlenmesine ilişkin kurallardır. Yargılama usulünde, dava açılmadan önce, idari yoldan işlemin idare bünyesinde ilgili yönünden yeniden değerlendirilmesine olanak sağlayan ve dava açılmasını idarenin bu değerlendirme sonucuna bağlayan ve bunu dava açma süresi ile ilişkilendiren Yasa'nın 10, 11, 12, 13. maddelerinde düzenlenen idari başvuru yolları bulunmaktadır. Bu kapsamda yapılacak başvurular dava açma süresini etkilemekte belirli sürede cevap verilmemesi halinde ise, dava açma süresini başlatmaktadır. İdari işlemlere ya da yargı kararlarına karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilmesi gibi nedenlerden ötürü idari işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idari işlemlerde ya da yargı kararlarında belirtilmesi hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Anayasa'nın 40. maddesi ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmıştır. Anayasa'dan kaynaklanan yükümlülüğün yerine getirilmesi esas olmakla birlikte belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa'nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasında açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur. İdari Yargılama Usulü Yasasında 08/07/2021 tarih ve 7331 sayılı Yasa değişikliği ile genel dava açma süresinin başlangıcına esas alınmak üzere zımni ret süresi 30 gün olarak öngörülmüştür. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk olması nedeniyle Anayasa'nın 40. maddesi hükmü uyarınca 08/07/2021 tarihinden sonra tesis edilen imar planı ve parselasyon işlemlerinde askı tutanaklarında itiraz başvurusu olması halinde zımni ret süresinin 30 gün olduğu, askıdan iniş tarihinden itibaren 30 gün olan zımni ret süresinin son gününü izleyen günden sonra genel dava açma süresinin başlayacağı hususunun gösterilmesi gerektiği, bu hususun askı tutanağında belirtilmemesi halinde, ilgililerce de bilindiği kabul edilen süregelen zımni ret süresi olan 60 günün uygulanması suretiyle davanın süresinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bakılan uyuşmazlıkta, davacılar tarafından askı süresi içerisinde itiraz edildiğinden İdari Yargılama Usulü Yasasının 11. maddesine göre dava açma süresinin belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu plana ilişkin askı tutanaklarında zımni ret süresinin 30 gün olduğu açıkça belirtilmediği için zımni ret süresinin 60 gün olarak uygulanması ve buna göre son askı tarihi olan 16/08/2021 tarihini takip eden 60 günün sonu olan 15/10/2021 tarihinde itirazın zımnen reddedilmiş sayıldığının kabul edilmesi suretiyle bu tarihi takip eden 60 gün içerisinde en geç 14/12/2021 tarihinde davanın açılması gerektiğinden, 07/12/2021 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı, dava konusu parselasyonun, parselasyona yapılan itirazın zımnen reddi ve reddi işlemlerinin iptali, imar planları yönünden ise davanın reddi yolundaki kararın iptale ilişkin kısmına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu parselasyonun, parselasyona yapılan itirazın zımnen reddi ve reddi işlemlerinin iptali, imar planları yönünden ise davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.