10. Hukuk Dairesi 2023/9918 E. , 2023/11575 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/449 E., 2023/2080 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/230 E., 2019/184 K. Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye
**10. Hukuk Dairesi 2023/9918 E. , 2023/11575 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/449 E., 2023/2080 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/230 E., 2019/184 K. Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin askeri öğrenci olarak Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak muvazzaf subay (pilot) olarak çalıştığını, 15.11.2011 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığını, istifa sonrasında özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığını, hala da bu şirkette çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin 4/A ve 4/C statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesini, yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespiti, bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilmesi ve emeklilik tarihinin tespiti için davalı Kuruma dilekçe ile başvurduğunu, fiili hizmet zammını 1373 gün olarak tespit edildiğinin, bu sürenin hizmet süresine eklendiğinin Pendik Sosyal Güvenlik kurumu tarafından müvekkiline bildirildiğini, Tuzla Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından müvekkiline 52 yaşını doldurduğu 28.06.2025 tarihinin emekli tarihi olduğunun bildirildiği, ancak yapılan hesaplamanın hatalı ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkilinin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 32 nci maddesindeki düzenlenmeye göre fiili hizmet süresine zam yapılanlardandır, 28.06.2024 tarihinden 1373 gün düşüldüğü zaman müvekkilinin emeklilik tarihinin 05.09.2020 olduğunu belirterek; müvekkilinin hak etmiş olduğu 1373 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini, geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emeklilik tarihinin 05.09.2020 olarak tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı, davacının SGK kayıtları, bilirkişi raporu incelenmekle birlikte; mevzuat ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emeklilik yaşı hesaplamasında davacının emeklilik yaşından fiili hizmet süre zamanlarının geri çekilmesiyle emekliliğe hak kazandığı tarihin 05.09.2020 olduğu bu tarih itibariyle 51 yaş 5450 günlük prim süresini doldurduğu sonucuna varılarak, davanın kabulune karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın kabulü ile davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin 05.09.2020 olacağının tespitine,.." dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "....Uyuşmazlık, Pendik SGM'nin 04.06.2018 tarih ...5323003 sayılı yazısıyla "davacının 25 yıl, 52 yaş ve 5525 gün prim ödeme koşullarını sağlaması halinde tahsis müracaatında bulanabileceğini bildiren işleminin iptali" niteliğinde olup; Kurumun davacının sigorta başlangıç tarihini 23.05.2002 tarihindeki önceki hizmetiyle orantılı fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürerek bulması ve bunun sonucunda yaşlılık aylığı koşullarının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81.maddesinin B-(ı) bendine göre belirlenmesi (25 yıl 52 yaş 5525 gün) yerinde ise de; Kurumun fiili hizmet zammı süresinin tamamını 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirmesi gerektiği halde aksi yönde işlem yapması hukuka aykırı olduğundan, davanın (Kurum işleminin iptali isteminin) kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken; yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde davanın tümden kabulü usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı ... vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, bozma kararında "....Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacının 23.05.2002 tarihinden önceki toplam hizmet süresinin 4 yıl askeri öğrencilik (1440 gün) ve muvazzaf subaylık süresi (2048 gün) olmak üzere 3488 gün (9 yıl 8 ay 8 gün) olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81'inci maddesinin B-(j) bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 53 yaş ve 5600 prim gün sayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanacağı, somut olayda talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı, davacının 53 yaşını 28.06.2026 tarihinde ikmal ettiği, bu tarihin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince 3 yıl 9 ay 23 gün fiili hizmet zammı kadar geriye çekilmesi halinde aylığa 05.09.2022 tarihinde hak kazanacaktır. Davacının tahsis talep tarihinde ve dava tarihinde aylığa hak kazanamadığı belirgindir. Dava, 12.06.2018 günü açılmış ve hüküm de 15.10.2019 günü verilmiş olduğuna göre, karar tarihinden sonraki bir tarih için ileriye dönük biçimde davacının yaşlılık aylığına hak kazanacağına dair karar verilmesi de mümkün değildir. Bu nedenlerle, davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi istemi yerinde ise de diğer talepleri hukuka uygun bulunmadığından, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince geçici 81 inci madde de belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı ... Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; kendisi hakkında bozma öncesi verilen kararın yerinde olduğunu, davasının tüm talepleri gibi kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.