10. Hukuk Dairesi 2012/3908 E. , 2012/16036 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :78-740 Dava, davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığının 20.04.1995 tarihinde başladığının ve 6111 sayılı Yasadan yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafın…
**10. Hukuk Dairesi 2012/3908 E. , 2012/16036 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :78-740 Dava, davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığının 20.04.1995 tarihinde başladığının ve 6111 sayılı Yasadan yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece, kısa kararda, “davacının 01.04.1995-31.12.1995 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine” karar verildiği, gerekçeli kararda ise, “davacının, 01.06.1996-01.05.1997 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine” şeklinde hüküm kurularak; kısa karar ile, gerekçeli karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu görülmektedir. Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa son oturumda tefhim edilen kısa kararın gerekçeli karara aykırı olduğu yukarıda belirtildiği gibi zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.4.1992 günlü ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, tarafların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.