Başvuru, Türkiye'ye giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Türkiye'ye giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 1984 yılında doğan başvurucu, Özbekistan vatandaşıdır. Başvurucu 5/9/2014 tarihinde ev işlerinde çalışma izni almış olup bu tarihten beri Türkiye'de çalışmaktadır. Başvurucunun 31/8/2018 tarihinde yaptığı çalışma izni süresinin uzatılması talebi İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün (Genel Müdürlük) olumsuz görüşü nedeniyle reddedilmiştir. Genel Müdürlük 24/8/2016 tarihinde 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince başvurucu hakkında G-82 (millî güvenlik aleyhine faaliyet) tahdit kayıtlı yurda giriş yasağı koymuştur. Başvurucu hakkındaki G-82 tahdit kaydı tüm versiyonlarıyla birlikte 22/2/2022 tarihinde kaldırılmıştır. İstanbul Valiliği 25/7/2019 tarihinde başvurucu hakkında söz konusu kayıt nedeniyle 6458 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kamu düzeni veya kamu güvenliğini ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilerek sınır dışı kararı almıştır. Başvurucu, nişanlısı Türk vatandaşı İ.A. ile 20/2/2020 tarihinde resmî nikahla evlenmiştir. Başvuru formunda başvurucunun evlilik birliğinin devam ettiği ve hamile olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, sınır dışı edilme kararının iptali istemiyle 29/7/2019 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 25/10/2019 tarihinde davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararda; başvurucunun 23/7/2019 tarihinde İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğüne giderek turizm amaçlı ikamet izni talebinde bulunduğu, başvurucu hakkında GöçNet sisteminde yapılan tahdit ve giriş çıkış sorgulama ekranındaki incelemelerde aktif G-82 kodunun bulunduğunun anlaşılması üzerine gerekli işlemlerin yapılabilmesi için pasaportuyla birlikte kolluk personeline teslim edildiği, ifadesinin alınmasının akabinde sınır dışı işlemlerinin yapılabilmesi için davalı idareye teslim edildiği ve hakkında sınır dışı kararı alındığı belirtilmiştir. Kararda devletin hükümranlık yetkisi uyarınca ülke için tehlike oluşturacağı kanaatine varılan yabancıları sınır dışı etme yetkisi bulunduğu, yabancının sınır dışı edilebilmesi için ülkede kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturan bir eyleminin olması gerekmediği gibibu hususta bir yargı kararı da aranmayacağı, yabancının kamu düzeni ve güvenliği için tehdit oluşturduğuna yönelik şüphe bulunmasının yeterli olduğu, netice itibarıyla davacının kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturduğu değerlendirildiğinden davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu 20/9/2019 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) yurda giriş yasağı kararının kaldırılması talebiyle dava açmıştır. Mahkeme, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından başvurucunun 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan eğitim kurumunda (Özel Cahit Nakıboğlu Ortaokulu) hangi görev ve unvanlarda çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin gönderilmesini talep etmiştir. 5/5/2020 tarihinde gelen cevap yazısında, başvurucunun söz konusu eğitim kurumunda çalıştığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Mahkeme 6/5/2020 tarihinde davanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda başvurucunun G-82 millî güvenliğimiz aleyhine faaliyet tahdit kaydı ve akabinde giriş yasağı konulmasına dayanak teşkil eden Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 18/8/2016 tarihli yazısı ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığının 6/10/2016 tarihli yazısının incelenmesinden başvurucunun kapatılan eğitim kurumlarında çalıştığının ve kaydının olduğunun belirtildiği, bunun dışında millî güvenlik aleyhine nasıl bir faaliyet gösterdiğine ilişkin somut herhangi bir belirlemenin yapılmadığı ifade edilmiştir. Bu durumda davalı idare tarafından dava konusu işlem tesis edilirken başvurucu hakkındaki tahdit kaydına dayanıldığı, başvurucunun millî güvenlik aleyhine faaliyette bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir araştırma, somut belirleme yapılmadığının anlaşıldığı vurgulanmıştır. Genel Müdürlüğün bu kararı istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince (Bölge İdare Mahkemesi) 10/9/2020 tarihinde istinaf talebi kabul edilerek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Kararda somut olay ve mevzuat hükümlerine yer verildikten sonra seyahat hürriyetini düzenleyen Anayasa hükmü ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin ilgili hükmü incelendiğinde, seyahat hürriyetinin vatandaşa tanınan bir hak olduğunun, başka ifade ile vatandaşın yurda girme ve yurttan çıkma hakkının istisnalar haricinde sınırlanamayacağı üzerinde durulduğu, yabancıların yurda girme hakkı olduğuna dair bir hükmün bulunmadığı ifade edilmiştir. Somut olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması bağlamında, davacı hakkında devlet güvenlik birimlerinin raporları dikkate alınmak suretiyle hükümranlık yetkisi dâhilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucu, nihai hükmü 8/10/2019 tarihinde öğrendikten sonra 2/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.