Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/5246 E. , 2024/4029 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/5246 Karar No : 2024/4029 DAVACILAR : 1- ... Genel Merkezi 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... / ... DAVANIN_KONUSU : Davalı idare tarafından 09/07/2018 tarihten itibaren Suriye uyruklu yabancılara vatandaşlık verilmesine dair her bir idari işlemin iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemler ile davacılar arasında menfaat ilişkisini
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/5246 E. , 2024/4029 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/5246 Karar No : 2024/4029 DAVACILAR : 1- ... Genel Merkezi 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... / ... DAVANIN_KONUSU : Davalı idare tarafından 09/07/2018 tarihten itibaren Suriye uyruklu yabancılara vatandaşlık verilmesine dair her bir idari işlemin iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemler ile davacılar arasında menfaat ilişkisinin bulunması nedeniyle davanın esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Hukuk Devleti olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu; 80. maddesinde de, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün Milleti temsil edecekleri kurala bağlanmış olup, söz konusu temsilin siyasi bir temsil olduğu, hukuki anlamda dava açmaya vekâlet niteliği taşımadığı açıktır. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun ''Genel Başkan'' başlığını taşıyan 15. maddesinin üçüncü fıkrasında, partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu; kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisinin, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. Dava dilekçesinin incelenmesinden; davalı idare tarafından 09/07/2018 tarihten itibaren Suriye uyruklu yabancılara vatandaşlık verilmesine dair her bir idari işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte; davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi veya manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Bu bağlamda, davalı idare tarafından 09/07/2018 tarihten itibaren Suriye uyruklu yabancılara vatandaşlık verilmesine dair her bir idari işlem ile davacı siyasi parti ve milletvekili olan genel başkanı arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisi bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE, 2- Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine, 3- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/10/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) - KARŞI OY : Bir siyasi partinin, kendi tüzüğü doğrultusunda ülke çapında kamu menfaati ve yararı için faaliyet göstermek üzere teşkilatlanmış bir tüzel kişilik olduğu, ayrıca bir siyasi partinin milletvekili olan genel başkanının ise, bütün Milleti temsil ettiği göz önüne alındığında; hem hukukun tesisi hem de kamu yararı için uyuşmazlık konusu vatandaşlık verilmesine ilişkin işlemlere karşı dava açma ehliyetlerinin olduğunun kabulü gerekmektedir. Öte yandan; Türk vatandaşlığına alınan ya da alınacak kişilerin oy hakkına sahip olacağı, seçimlere katılan davacı siyasi partinin bu yönden de menfaatinin etkileneceği kuşkusuzdur. Bu nedenle, davanın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.