10. Hukuk Dairesi 2021/4038 E. , 2021/13004 K. "İçtihat Metni" Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi Dava, Kurum işleminin iptali ile yeniden ölüm aylığı bağlanması ve ödenmeyen aylıkların tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk De
**10. Hukuk Dairesi 2021/4038 E. , 2021/13004 K.** **"İçtihat Metni"** Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi Dava, Kurum işleminin iptali ile yeniden ölüm aylığı bağlanması ve ödenmeyen aylıkların tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM [adres satırı maskelendi] II-CEVAP Davalı kurum vekili, davacının eşinden boşandığı halde, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceğini, bu kişilere ödenmiş olan tutarların 96. maddeye göre geri alındığını, davacının emeklilik dosyasının incelenmesinde 5434 sayılı Yasa kapsamında emeklilik aylığı almakta iken 19/09/1995 tarihinde vefat eden davacının babası ...'dan dolayı talebi üzerine davacıya 01/12/2000 tarihinde aylık bağlandığını ve 16/03/2016 tarih ve 2016/ÖÇ/018 sayılı rapor ile davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edildiğini, yapılan tespit üzerine de davacının almakta olduğu maaşının kesilmiş olduğu ve yersiz ödenen aylıkların tahsili gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI "1-Davacının davasının kabulüne; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle babası Mehmet Yalçınkaya sigortalılığından bağlanan yetim aylığını kesen kurum işleminin iptaline, Davacıya yeniden aylık bağlanması ve iptal tarihinden itibaren ödenmeyen her bir aylığın hak ediliş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine," karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI "1-Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, ... 2. İş Mahkemesinin 2018/179 E. 2019/96 K. sayılı kararının kaldırılmasına, 2) Davanın reddine" karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı vekili, boşandığı eski eşiyle birlikte yaşamın söz konusu olmadığından bahisle davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davanın yasal dayanağı, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20'nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, medula sisteminden araştırma yapılmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşam olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Eldeki davada, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de; verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, yapılan emniyet araştırmalarında davacı ve eşinin boşandıkları dönemde ayrı yaşadıklarına dair tespitler yapıldığı ve birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmakla; boşanma davasında velayeti kendisine bırakılan ve yargı kararıyla da uyuşturucu madde kullandığı sabit olan davacının oğlu Enes'in bakım ve gözetimi ile ilgili olarak boşandığı eşiyle görüşüp görüşmediği noktasında, boşanılan eşin ve davacının ikametgah adreslerindeki komşuların tanık olarak beyanları alınarak denetim tutanağında belirtilen "boşanılan eşle her gün çocuklardan dolayı görüşme olayının" gerçekleşip gerçekleşmediği, çocuğun uyuşturucu kullanımı eylemi nedeniyle bu durumun zorunluluk arz edip etmediği hususunun araştırılması ve aydınlatılması ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 27.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.