12. Ceza Dairesi 2020/8659 E. , 2023/5793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/322 E., 2015/360 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, kara
**12. Ceza Dairesi 2020/8659 E. , 2023/5793 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/322 E., 2015/360 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli 2014/322 Esas, 2015/360 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, trafik güvenliğini tehlike sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun 'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b.Taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.10.2020 tarihli ve 2016/119903 sayılı hükmün düzeltilerek onanması ve bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin süre tutum dilekçesi vererek kararı temyiz etmişlerdir. III. OLAY VE OLGULAR 1.04.05.2014 günü saat 17:00 sıralarında sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ... ile Pendik ilçesi İstiklal Caddesi'ni takiben seyirle seyrini sürdürdüğü yolun Uğurlu Sokak ve Pervane Sokak ile kesiştiği dörtlü kavşak çıkışına geldiğinde, idaresindeki vasıtanın direksiyon hakimiyetini kaybedip yolda çıkarak yolun sağında yaya kaldırımı üzeride bulunan yayalar ... ve ...'e çarpması neticesinde, yayalardan ...'in ölümü ve ...'in yaralanması ile sonuçlanan dava konusu kaza meydana gelmiştir. 2. Olaydan sonra Trafik Kazası Tespit Tutanağı ya da Kaza Yeri Terk Bildirim Tutanağı düzenlenmemiştir. 3.Sanığın yapılan alkol kontrolünde 04.05.2014 olay günü saat 18:15 itibariyle 1,78 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. 4. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi 22.06.2015 tarihli rapora göre, a- Sanık sürücü ...’ın idaresindeki ... ile olay günü saat 18:15 itibariyle 1,78 promil alkollü olduğu halde trafikte seyre çıkarak kurallara aykırı hareket etmiş, idaresindeki ... ile meskun mahalde seyrini sürdürürken yola gereken dikkatini vermemiş, görüş alanını kontrol altında bulundurmamış, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermemiş, vasıtayı yolun nizami sınırları dahilinde tutma becerisi gösteremeyip sevk ve idare hatasıyla aracın hakimiyetini kaybedip yoldan çıkarak yol bitişiğinde kaldırımda bulunan müşteki ve müteveffa yayaya çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, olayda, dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareketleriyle asli ve tam kusurlu olduğu, b- Yol dışında yaya kaldırımında bulundukları sırada sevk ve idare hatası sonucu yol dışı kalan ... tarafından çarpılan yayalar ... ve ...’ in olayın oluşu üzerinde herhangi bir hatalı davranışlarının olmadığı ve mevcut şartlarda alabilecekleri bir önlemin bulunmadığı anlaşılmakla, kusursuzdur oldukları belirlenmiştir. 5.Yapılan ölü muayene tutanağı ile kişinin kesin ölüm sebebinin trafik kazasına bağlı kafa travması sonucu oluşan beyin kanamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. 6.Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, olay günü şirkete ait ... ile 17:00 sıralarında şirkete doğru yola çıktığını, yoldayken bir ses duyduğunu ancak ne olduğunu anlamadığı için yoluna devam ettiğini, kısa bir süre sonra akrabasının haber etmesi üzerine bir şahsa çarptığını söylediklerini ve olay yerine çağırdıklarını, cadde üzerinde seyrettiğini, kaldırıma çıkmadığını, herhangi bir kimseye vurup vurmadığını hatırlamadığını, kendi mahallesi olduğu için kaçma durumunun olmadığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE 1.5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık hakkında bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında temel cezanın 4 yıl olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu, sanığın yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemesi gerektiği, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmak şeklinde tek bir bilinçli taksir oluşturan hâlin söz konusu olması ve bilinçli taksir oluşturan başkaca bir hâlin bulunmaması karşısında, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapılmasının isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olmadığı anlaşıldığından, hüküm bu yönde hukuka aykırılık bulunmuş ve bozma sebebi sayılmıştır. 3. 5237 sayılı Kanun'un "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek olan kişinin ... kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi, şikayetten vazgeçilmesi veya uzlaşma nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiği gözetildiğinde, somut olayda sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırıldığının anlaşılması karşısında, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ''hüküm verilmesine yer olmadığına'' kararı verilmesi gerekirken bu suçtan da sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve bozma sebebi sayılmıştır. 4. Kabule göre, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde (2), (3) ve (4) numaralı benttlerde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli 2014/322 Esas, 2015/360 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.