Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/933 E. , 2024/894 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/933 Karar No : 2024/894 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Mardin İli, Derik…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/933 E. , 2024/894 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/933 Karar No : 2024/894 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Mardin İli, Derik İlçesi'nde davalı idarece yürütülen yol genişletme ve düzenleme çalışmaları sırasında 19/12/2017 tarihinde gerçekleştirilen yıkım faaliyeti esnasında ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan iş yerinin bitişiğinde olan duvarın üzerine yıkılması şeklinde cereyan eden hadisede davalı idarenin herhangi bir güvenlik tedbiri almaksızın faaliyet yürüttüğünden bahisle hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek meydana gelen zararlara karşılık olarak 2.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatı (29/03/2021 kayıt tarihli ıslah dilekçesi uyarınca 120.020,29 TL'ye çıkarılmıştır.) ve 1.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; bakılan davada; Mardin İli, Derik İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan davacıya ait iş yerinin bitişiğinde olan duvarın 19/12/2017 tarihinde yıkımı esnasında ilgili mahalde herhangi bir uyarı levhasının bulunmadığı gibi, vatandaşların yıkım alanından uzaklaştırılmasının ardından faaliyete geçildiği hususunun davalı idarece açıkça ortaya konulamadığı, meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve davacının bu kapsamda uğradığı zararların kusur sorumluluğu ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Davacının maddi tazminat talebine yönelik olarak; bakılan davada; Mahkemenin 05/02/2020 tarihli ara kararı uyarınca davacının maluliyet durumunun tespitine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve bu karara istinaden Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu'nca tanzim edilen ... tarih ve ... sayılı raporda özetle: "...’ın 19/12/2017 tarihinde maruz kaldığı ayağına duvar yıkılması kazasına bağlı; 1-)Sol ayak yaralanması yaralanması nedeniyle; a)Geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 4(dört) ay olduğu, 2-)Geçici işgöremezlik süresi sonundan itibaren sağ kalkaneus kırığı arızası nedeniyle; a)Olay tarihinde yürürlükte olan 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle meslek grup numarası 1(bir) kabul olunarak; E cetveline (yaşına) göre %8 (yüzdesekiz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, b)Aynı yönetmelik çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğu, bahse konu rapora davalı idarece yapılan itirazın yersiz görüldüğü, dava dosyasının hesap bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanarak 12/03/2021 tarihinde Mahkemeye sunulan raporda özetle; "Davacının 4 aylık geçici iş göremezlik dönemi yönünden 6.379,92 TL zararının olduğu, E Cetveline göre % 8 oranında meslekten kazanma gücü kaybının karşılığı olarak 113.640,37 TL zararının bulunduğu, genel toplamda 120.020,29 TL zararının mevcut olduğu" şeklinde görüş bildirildiği, bilirkişi raporuna karşı davalı Derik Belediye Başkanlığı'nca itiraz edildiği, itiraz nedenlerinin raporu kusurlandıracak mahiyette olmadığı değerlendirilerek, söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan 29/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi uyarınca maddi tazminat talebinin bilirkişi raporu uyarınca 118.020,29 TL artırılarak 120.020,29 TL'ye çıkarıldığı, bu durumda; davacı nezdinde doğan maddi zarara davalı idarenin hizmet kusurunun sebebiyet verdiği sonucuna varıldığından, davacının 120.020,29 TL'lik maddi tazminat talebinin kabulü ile, ilgili tutarın 2.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/02/2018 tarihinden itibaren, bakiye 118.020,29/TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 06/0472021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin faiz isteminin ise reddine, Davacının Manevi Tazminat İsteminin İncelenmesine gelince; davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan 29/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi uyarınca 1.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin 39.000,00 TL artırılarak 40.000,00 TL'ye çıkarıldığı belirtilmekte ise de, yargılama sürecinde manevi tazminat talebinin ıslahını gerektirecek nitelikte bir durumun mevcudiyetinin davacı tarafından ortaya konulamadığı ve bu şekliyle mevzuatta ıslah için aranan koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan incelemenin dava dilekçesinde belirtilen 1.000,00 TL'lik tutar yönünden yapılması gerektiği, bakılan davada; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilerek Mahkemeye sunulan ... tarih ve ... sayılı raporda davacının % 8 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığının belirlendiği hususu, olayın oluş şekli, vehameti, davacının duyduğu elem ve ızdırap ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 02/02/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Davalı İdarenin Maddi Tazminata Yönelik İstinaf Başvurusunun İncelenmesinden; dava dosyasının incelenmesinden; İdare Mahkemesinin idarenin hizmet kusuruna ilişkin tespitlerinin Dairece uygun bulunduğu, ancak olayda İdare tarafından yıkım işleminin ilan yolu ile halka duyurulduğu, çalışma esnasında da davacının uyarıldığı, tüm bunlara rağmen davacının yıkımdan önce gerekli önlemleri almadığı gibi yıkım esnasında eşyalarını kurtarmak saiki ile hareket ettiğinde duvarın üzerine yıkıldığı dolayısıyla olayda % 50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, bu nedenle dava konusu tazminatın müterafik kusur oranında indirilmesi gerektiği, bu durumda; bilirkişi raporu ile tespit edilen 120.020,29 TL'nin yüzde 50'si olan 60.010,145 TL'nin davacıya ödenmesi, bu tutarı aşan kısmın ise reddi gerektiği, Davalı İdarenin Manevi Tazminata Yönelik İstinaf Başvurusunun İncelenmesinden; dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı, Davacının Faiz Tarihine Yönelik İstinaf Başvurusunun İncelenmesinden; miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı, bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı 02/02/2018 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, bu doğrultuda davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulünün ve kısmen reddinin gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddine, maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kısman kabulüne kısmen reddine, davacının faiz başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, davacıya 60.010,15 TL maddi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 02/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine temyiz yolu açık olarak karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olan temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir...3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir...6) Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 'Temyiz' başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, konusu yüzbin Türk Lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar hakkında verilen kararların temyiz edilebileceği hükme bağlanmış olup, aynı Kanun'un ek 1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulandığından, temyizen incelenerek bozulması istenilen Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği 2023 yılı için temyiz sınırı 581.000,00 TL olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Anayasanın ''Anayasa Mahkemesinin kararları'' başlığını taşıyan 153. maddesinde, ''Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.'' kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Uyuşmazlıkta; davacı tarafından, Mardin İli, Derik İlçesi'nde davalı idarece yürütülen yol genişletme ve düzenleme çalışmaları sırasında 19/12/2017 tarihinde gerçekleştirilen yıkım faaliyeti esnasında ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan iş yerinin bitişiğinde olan duvarın üzerine yıkılması şeklinde cereyan eden hadisede davalı idarenin herhangi bir güvenlik tedbiri almaksızın faaliyet yürüttüğünden bahisle hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek meydana gelen zararlara karşılık olarak 2.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatı (29/03/2021 kayıt tarihli ıslah dilekçesi uyarınca 120.020,29 TL'ye çıkarılmıştır.) ve 1.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi hükmü kapsamında, Bölge İdare Mahkemesi kararı tarihinde güncel temyiz parasal sınırın altında kaldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince 13/10/2023 tarihli 32338 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarihli 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "Konusu yüz bin Türk lirasını aşan..." ibaresinin iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine ilişkin kararına dayanılarak istinaf kararı temyiz yolu açık olmak üzere verilmiş olsa da; Dairemizin bu husustaki içtihadı; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihe kadar İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "Konusu yüz bin Türk lirasını aşan..." ibaresi yürürlükte olduğundan, uyuşmazlığın mevcut mevzuat uyarınca çözümlenmesi gerektiği yönündedir. Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- TEMYİZ İSTEMLERİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2- Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, kesin olarak, 27/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.