Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3173 E. , 2024/4524 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/3173 Karar No:2024/4524 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2-... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar adına kayıtlı olan ve İstanb…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3173 E. , 2024/4524 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/3173 Karar No:2024/4524 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2-... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar adına kayıtlı olan ve İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... Parselde bulunan arsa niteliğindeki taşınmazın satışına ilişkin işlemin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğinden bahisle, satışın geçersiz sayılarak anılan taşınmazın önceki maliki olan ... Yatırım A.Ş. adına tescil edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... Yatırım A.Ş'ye, şirket ortaklarının FETÖ/PDY terör örgütü yöneticisi ve üyesi olduklarından bahisle 11/04/2016 tarihinde kayyım atandığı, 19/04/2016 tarihinde kayyımlık kararının kaldırıldığı, 26/04/2016 tarihinde tekrar kayyım atandığı, 06/06/2016 tarihinde kayyımlık kararının yeniden kaldırıldığı, 12/01/2017 tarihinde Fonun kayyım olarak atandığı, bu süreçte (ikinci kayyımlığın kaldırılması tarihi olan 06/06/2016 ile üçüncü kez kayyım atama tarihi olan 12/01/2017 tarihleri arasında) anılan şirket tarafından İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi ... Ada, ... Parselde bulunan arsa niteliğindeki taşınmazın davacılara devredildiği, söz konusu taşınmazın davacılara satışına ilişkin işlemin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğinden bahisle satışın geçersiz sayılmasına, taşınmazın tapu kaydının satış/devir öncesi hale getirilerek, ... Yatırım A.Ş. adına tescil edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; uyuşmazlık konusu olayda, ... Yatırım A.Ş'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatının tespit edildiği, 11/04/2016-12/01/2017 tarihleri arasında anılan şirkete 3 kez kayyım atandığı ve 2 kez kayyımlık kararının kaldırıldığı, anılan taşınmazların davacılar tarafından satın alınmasının da kayyımlık kararının son kez kaldırıldığı döneme denk geldiği, taşımaz bedelinin büyük kısmının elden ödenmek suretiyle yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, her ne kadar davacılar tarafından, taşınmaza ilişkin bedelin tapu kaydında düşük gösterildiği ve kalan kısmın sözleşme ile elden ödendiği ileri sürülmüş ise de, şirketin muhasebe kayıtlarında davacılar tarafından taşınmaz bedeli olarak yatırılan tutarın ortaklar cari hesabı çalıştırılarak muhasebeleştirildiği, davacılar tarafından dosya içerisine sunulan banka para çekme dekontlarının taşınmaz bedeli olarak yapılan ödeme anlamı taşımadığı, tüm bu hususlar göz önüne alındığında, ortada muvazaalı bir devir işlemi bulunduğu, davalı idarenin yetkisi kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. ve 135. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu, dava konusu gayrimenkulün satışına ilişkin ceza yargılaması sürecinde haklarında beraat kararı verildiği, idari bir kurumun aleyhlerine yürütülen bir süreçte taraflarından bilgi ve belge talep etmeden tek başına ve keyfi olarak karar aldığı, ...'ün ortakları ile aralarında herhangi bir akrabalık ilişkisinin bulunmadığı, aralarındaki tanışıklığın yalnızca gayrimenkul satımından kaynaklı olduğu, gayrimenkulü satın alma sürecinde iyi niyetle hareket ettikleri, ipotek bedelini ödedikten sonra gayrimenkulü satın aldıkları ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, kayyımlık kararının kaldırıldığı dönemde dava konusu taşınmazın satışının gerçekleştiği, dava konusu işlemin Fon'un yetki ve görevleri kapsamında hukuka uygun olarak tesis edildiği, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasının da uyuşmazlıkta dikkate alınması gerektiği, 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin kıyasen uygulanacağının hükme bağlandığı, kıyasen uygulamalarda açık hüküm aranmayacağı, dava konusu satışın 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde yapılan çok sayıdaki muvazaalı işlemden biri olduğu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 4721 sayılı Medeni Kanun'a nazaran özel nitelikte bir kanun olduğundan uyuşmazlıkta Bankacılık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, Fon'un kararlarının Anayasa'ya aykırı olmadığı ve mülkiyet hakkını ihlal etmediği, bilakis Fon'un kayyımı olduğu şirketin mülkiyet haklarını korumaya yönelik işlemler tesis ettiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... Yatırım AŞ'nin Kaynak Holding ve bağlı şirketleriyle şüpheli para trafiklerinin bulunduğu ve FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle anılan şirkete 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca ... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararıyla kayyım atanmış, ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararıyla kayyımlık kararı kaldırılmıştır. ... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararıyla tekrar kayyım atanmış, ... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararı ile kayyımlık kararı yeniden kaldırılmıştır. Bu kez 12/01/2017 tarihinde ... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş sayılı kararıyla Fon kayyım olarak atanmış, kayyımlık kararının kaldırıldığı süreçte 24/06/2016 tarihinde anılan şirket tarafından İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parselde bulunan arsa niteliğindeki taşınmaz davacılara devredilmiş, belirtilen devir işleminin muvazaalı olduğundan bahisle Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla söz konusu devir işleminin geçersiz sayılmasına karar verilmiştir. Anılan Fon Kurulu kararının iptali istemiyle de bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Temel hak ve hürriyetler arasında yer alan "mülkiyet hakkı" Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenmiş olup, ilgili maddede herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 numaralı Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlığını taşıyan 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinde, "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."; 1025. maddesinde, "Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır." kuralına yer verilmiştir. 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133'üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceği ve devirle birlikte kayyımların görevlerinin sona ereceği; 20. maddesinde ise, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesinin atıfta bulunduğu 5411 sayılı Kanun'un 134. maddesinde, "... Bu Kanunun 71'inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hükmü uyarınca faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankanın hâkim ortakları, yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri, genel müdür, genel müdür yardımcıları ve bunların eş ve çocukları ile evlatlıklarının, bunların diğer kan ve kayın hısımlarının ve imzaya yetkili banka mensuplarının kendi aralarında veya üçüncü kişilerle yaptıkları taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı aynî hak tesisine ilişkin sözleşmeler mahsus siciline veya defterine kayıt ya da şerh edilmiş olsun veya olmasın her türlü şahsi haklar ve/veya zilyetliğin devrine dair sözleşmeler dâhil her türlü tasarrufları ile kara, hava ve deniz taşıtları gibi taşınır ve yalı, villa, ada, site, tüm eklentileri ile çiftlik gibi taşınmazlarla ilgili adi ve hasılat kira sözleşmeleri, taşınır veya taşınmaz mal, finansal kiralama sözleşmeleri, uydu ve kablolu yayın kanalı kullanma hakkı, televizyon kanalı ile gazetelerin yayım hakkı, marka ve lisansı devir ve kullanma hakkı veren sözleşmeleri, idare ve hizmet vekâleti ile Avrupa Birliği standartları üzerinde prim ödemek suretiyle yapılan hayat, bireysel emeklilik, ihtiyarlık ve sağlık sigorta sözleşmeleri ve limitli veya limitsiz kredi kartı ile ATM kartı sözleşmeleri ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller ile her türlü hisse devir sözleşmeleri Fon Kurulunun kararıyla geçersiz sayılır. Bu sözleşmelerin geçersizliğinden dolayı karşı tarafça açılacak tazminat davalarında sözleşmede muvazaa bulunmadığını ve sözleşmeyle ödenen bedelin muvazaalı olmayan rayiç bedel olduğunu ispat yükü davacıya aittir." kuralı yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca Fon'un kayyım olarak atandığı ... Yatırım AŞ'ye ait davaya konu taşınmazın, kayyımlık kararının kaldırıldığı dönemde davacılara devredildiği, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, kayyımlık kararının kaldırıldığı dönemde yapılan bu devir işleminin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı gerekçesiyle 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesinin atıfta bulunduğu 5411 sayılı Kanun'un 134. maddesi uyarınca söz konusu devir işleminin geçersiz sayılmasına karar verildiği, anılan Fon Kurulu kararının iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Aktarılan mevzuat hükümleri dikkate alındığında, mülkiyet hakkının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat kapsamına alınarak keyfi müdahalelerden korunmak istendiği açıktır. Üçüncü kişiler yani devlet, idare, kamu kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler mülkiyet hakkına haksız olarak el koymaktan, bu hakkın kullanılmasını engellemekten kaçınmak zorundadır. Anayasa'da mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmüş olup, davalı Kurumun Fon Kurulu kararıyla dava konusu taşınmazın satış işleminin geçersiz sayılarak tekrar eski malik olan ... Yatırım A.Ş. adına tescil edilmesine ilişkin işleminin dayanağı olarak gösterdiği 5411 sayılı Kanun'un 134. maddesinde mülkiyete ilişkin tescilin tapudan terkin edilebileceğine dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Medeni Kanun'a göre taşınmaz mülkiyeti kural olarak tescil ile kazanılır. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan yolsuz tescil ise ancak bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimsenin tapu sicilinin düzeltilmesi için açacağı dava sonucundaki Mahkeme hükmünün kesinleşmesi ile tapudan terkin edilebilir. Bu durumda, davalı Kurum tarafından, muvazaalı olduğu iddia edilen satış işleminden dolayı Medeni Kanun hükümleri doğrultusunda adli yargıda tapu iptali ve tescili davası açılabileceği açık olup, 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesinin atfıyla 5411 sayılı Kanun'un 134. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazla ilgili tapu kaydının terkininin yapılması mümkün olmadığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.