Başvuru, işçi alacağının ödenmesi için düzenlenen gösteriye katılan başvurucular hakkında idari para cezası verilmesinin suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işçi alacağının ödenmesi için düzenlenen gösteriye katılan başvurucular hakkında idari para cezası verilmesinin suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 31/1/2020, 18/6/2020 ve 22/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. 2020/19159 ve 2020/25045 numaralı başvurular incelenen başvuruyla birleştirilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 2020/5038 sayılı bireysel başvuruya ilişkin görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular olayın meydana geldiği tarihte İnşaat İşçileri Sendikası (Sendika)üyesidir. Başvurucular işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle 9/1/2019 tarihinden itibaren farklı tarihlerde hak edişlerden sorumlu olan şirketin işletmecisi olduğu otelin önünde protesto gösterisi yapmıştır. Bu gösteriler kapsamında 15/1/2019 tarihinde, aralarında başvurucuların da olduğu dört kişi kolluk görevlilerine otelin önünde basın açıklaması yapmak istediklerini bildirmiştir. Kolluk görevlileri bu yerin mülki amirin belirlediği, basın açıklaması yapılacak alanlar arasında olmaması nedeniyle dağılmaları yönünde uyarılarda bulunmuştur. Topluluğun slogan atmaya başlaması üzerine toplantıya müdahale edilmiştir. Başvurucu Ramazan Yıldız ve Özkan Özkanlı 16/1/2019 tarihinde, başvurucu Halil Cihan Özbilen ise 17/1/2019 tarihinde aynı amaçla slogan atarak gösteri düzenlemiştir.A. Başvurucu Ramazan Yıldız ve Özkan Özkanlı Hakkındaki Hukuki Süreç Kolluk görevlileri 16/1/2019 tarihinde devriye görevini ifa ettiği esnada başvurucuların bağırarak gürültü yaptıklarını tespit etmiştir. Bu nedenle başvurucular hakkında30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanun'un maddesi uyarınca 153 TL idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucular; eylemlerinin 5326 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında düzenlenen gürültü kabahatini oluşturmadığını, yaptırımların zorlayıcı bir ihtiyaca karşılık gelmediğini, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında olduğunu belirterek idari para cezasına itiraz etmiştir. Başvurucu Ramazan Yıldız'ın itirazını değerlendiren İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği ( Sulh Ceza Hâkimliği) -idari makamlarca gönderilen belgelere göre-başvurucunun 15/1/2019 tarihinde gerçekleştirdiği protesto eylemini değerlendirmeye esas alarak itirazı incelemiştir. İdari makamlar, protesto eyleminin gerçekleştiği 16/1/2019 tarihine ilişkin herhangi bir belge göndermemiştir. Hâkimlik kararında mülki amir tarafından belirlenen yerler dışında basın açıklaması yapılamayacağı başvurucuya ihtar edilmesine rağmen başvurucu Ramazan Yıldız'ın otelin önünde slogan atmasının toplantı ve gösteri hakkının kapsamında olmadığı gerekçesiyle 2/11/2019 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "15/01/2019 günü, saat 15:00 sıralarında Kadıköy Albay Faik Sözdener Caddesi üzerinde bulunan Hilton Oteli önünde muterizin de aralarında bulunduğu kişilerce basın açıklaması yapılmak istendiği, kolluk görevlilerince şahıslara bahse konu otel önünün 2911 sayılı Yasa kapsamında Valilikçe belirlenen basın açıklaması yapılacak yerlerin dışında kaldığı, yapılacak eylemin yasa dışı olduğu ihtar edilmesine rağmen muteriz ve içinde bulunduğu grubun ihtarları dikkate almayarak slogan atmaya başladığı, bunun üzerine muterizin de diğer şahıslarla birlikte muhafaza altına alındığı ve muteriz hakkında 5326 sayılı Kanunun 36 (başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olmak) hükmü uyarınca idari para cezası uygulandığı, ... , Anayasa ve Kanundan kaynaklı sınırlama nedenlerinin bulunduğu, ..., muterizin kabahate konu eyleminin ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında kalmadığı, Anayasa ve Kanunlarla kişilere tanınan hakkın kullanım sınırının aşıldığı, olaya ilişkin kolluk görevlilerince tanzim edilen 15/01/2019 tarih, saat 16:10 ibareli tutanak, CD izleme tutanağı, muteriz ve diğer şahısların şüpheli sıfatıyla kollukta verdiği ifadeler ve tüm dosya kapsamı itibariyle idari para cezasına konu eylemin sabit olduğu..." Başvurucu Özkan Özkanlı'nın itirazını inceleyen İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği ( Sulh Ceza Hâkimliği) ise başvurucunun itirazını "idarece kabahat konusu eylemin belirlenmesi ve ortaya konulmasının doğru olarak yapıldığı, cezaya konu eylemin sabit olduğu, buna ilişkin uygulanan ceza maddesi ile ceza miktarının usul ve yasaya uygun olduğu, kabahat konusu eyleme ceza veren kişi ve kurumun kanunen buna yetkili olduğu, değerlendirme ve takdirin yerince ve usulüne uygun olarak kullanıldığı" gerekçesiyle 30/12/2019 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.B. Başvurucu Halil Cihan Özbilen Hakkındaki Hukuki Süreç Başvurucu Halil Cihan Özbilen ve Sendika üyesi işçi Y.Ö. 17/1/2019 tarihinde "Ücret haktır gasp edilemez." şeklinde slogan atmıştır. Kolluk görevlileri, başvurucunun bağırarak çevreye rahatsızlık vermesi nedeniyle başvurucu hakkında 5326 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca 153 TL idari para cezası uygulamıştır. Başvurucu; eyleminde 5326 sayılı Kanun'un maddede düzenlenen rahatsız etme kabahatinin unsurlarının bulunmadığını, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında olduğunu ileri sürerek idari para cezasına itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği ( Sulh Ceza Hâkimliği) idari yaptırıma konu eyleminin sabit olduğu ve idari para cezasına yönelik kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını 6/5/2020 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. A. Ulusal Hukuk 5326 sayılı Kanun'un "Gürültü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. (2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. (3) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir. 5326 sayılı Kanun’un "Rahatsız etme" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Mal veya hizmet satmak için başkalarını rahatsız eden kişi, elli Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırılır. (2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına, kolluk veya belediye zabıta görevlileri yetkilidir." Suç ve cezaların kanuniliği ilkesine ilişkin ulusal ve uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu verildiği kararlar için bkz. Gülay Yurt, B. No: 2017/35546, 30/6/2020, §§ 14-19; Kadriye Çağlar Yılmaz, B. No: 2017/22304, 1/7/2020, §§ 14- Gürültüye ilişkin ulusal hukuktaki düzenlemelerin ve uygulanacak yaptırımların ayrıntılı olarak açıklandığı Yargıtay kararı (Yargıtay Ceza Dairesinin 19/1/2015 tarihli ve E.2013/30354, K.2015/1453) için bkz. Kamil Tatlıcı, B. No: 2013/9537, 25/3/2015, § B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yılmaz Yıldız ve diğerleri/Türkiye (B. No: 4524/06, 14/10/2014, §§ 43, 47, 48) kararında, yetkililer tarafından yasaklanan bir alanda gösteri yapmak için toplanmış olmalarına rağmen başvurucuların niyetlerinin kamu menfaatini ilgilendiren konular yani Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devredilmesi üzerine tartışmaya katılma olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların barışçıl bir gösteri yaptıklarını, hastanelerin girişlerinde herhangi bir rahatsızlığa sebep olmadıklarını, ayrıca hastaların hastanelere girmelerine imkân verdiklerini gözlemlediğini ifade etmiştir. Ayrıca gösteri yapan kişilerin gerek kamu düzenine yönelik bir tehlike arz ettiklerini gerekse şiddet içeren eylemlere kalkıştıklarını gösteren bir delil olmadığını vurgulamıştır. AİHM, başvurucuların ilgili makamlar tarafından verilen emirlere uymamalarından suçlu bulunmalarının doğru olduğunu ancak yerel mahkeme kararlarının gerekçe kısmında söz konusu mahkemelerin müdahalenin orantılılığı ve başvuranların toplantı özgürlüğü nedeniyle sahip oldukları hakların dengelenmesi hususları üzerinde durduklarının tespit edilmediğini kaydetmiştir. Dolayısıyla AİHM, yerel mahkemeler tarafından belirtilen gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığını ve izlenen meşru amaçlarla orantılı olmadığını belirtmiştir. Bu belirtilenler ışığında AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (2) numaralı paragrafı kapsamında başvurucuların yalnızca barışçıl bir gösteriye katılmaları nedeniyle yargılanmalarının ve sonunda kendilerine idari para cezaları verilmesinin kamu düzenini sürdürme amacıyla orantılı ve gerekli olmadığını belirtmiştir. AİHM Akarsubaşı/Türkiye (B. No: 70396/11, 21/7/2015, §§ 44-46) kararında, yalnızca basın açıklamasının okunması gereken bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle başvurucuya para cezası verilmesinin bir sendikaya üye olan herkesi cezalandırılma korkusuyla Sözleşme’nin maddesi ile güvence altına alınan gösteri yapma hakkını kullanmaktan caydırabilecek nitelikte olması sebebiyle yetkililer tarafından gösterilen orantısız bir tepki olduğunu belirleyerek 5326 sayılı Kanun’un maddesinin imkân verdiği müdahalenin Sözleşme’nin maddesi anlamında demokratik bir toplumda gerekli olarak görülemeyeceği sonucuna varmıştır. AİHM, bir yandan kamu düzeninin korunmasını gerektiren genel menfaat ile diğer yandan başvurucunun gösteri yapma özgürlüğü arasında adil bir dengenin kurulmadığını tespit etmiş; başvuranın para cezasına mahkûm edilmesinin makul olarak zorlayıcı bir sosyal gereksinime karşılık geldiği şeklinde bir değerlendirme yapılamayacağını belirtmiştir.