Başvuru, suç şüphesi ve tutuklama nedeni olmadığı hâlde tutuklama, gerekçesiz bir şekilde tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesinde savcılık mütalaasının tebliğ edilmemesi, incelemenin duruşmasız yapılması ve itirazın gerekçesiz olarak reddedilmesi, resen yapılan tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılması ve savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi, itirazların itiraz mercileri tarafından etkin bir şekilde incelenmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakk
Başvuru; suç şüphesi ve tutuklama nedeni olmadığı hâlde tutuklama, gerekçesiz bir şekilde tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesinde savcılık mütalaasının tebliğ edilmemesi, incelemenin duruşmasız yapılması ve itirazın gerekçesiz olarak reddedilmesi, resen yapılan tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılması ve savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi, itirazların itiraz mercileri tarafından etkin bir şekilde incelenmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 19/7/2013 tarihinde İzmir Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 11/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 29/05/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlığın 14/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 15/11/2011 tarihli ve E.2011/40745 sayılı iddianameyle başvurucunun, 13/10/2011 tarihinde işlendiği iddia edilen “kasten bıçakla yaralama” suçundan cezalandırılması talebiyle İzmir Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Anılan Mahkemece yapılan ilk duruşma sonunda 26/12/2011 tarihli ve E.2011/686, K.2011/807 sayılı kararda “eylemin öldürmeye teşebbüs kapsamında kalma ihtimalinin bulunduğu, dolayısıyla yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girdiği” gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Mahkeme görevsizlik kararında, duruşmada ortaya çıkan duruma ve beyanlara göre mağdura karşı eylemi nedeniyle “üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile mevcut delil durumu”nu dikkate alarak başvurucunun tutuklanmasına da karar vermiştir. Başvurucunun söz konusu karara itirazı üzerine İzmir Ağır Ceza Mahkemesince 4/1/2012 tarihli ve 2012/25 Değişik İş sayılı kararla Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaası alındıktan sonra “itiraza konu kararda açıklanan gerekçeler ve dayanılan deliller” dikkate alınarak dosya üzerinden itirazın reddine karar verilmiş, karar başvurucu vekiline 18/1/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Görevsizlik kararı üzerine yargılama İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/12 sayılı dosyası üzerinden devam etmiş; 26/3/2012 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun, “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların olması, sanığın kaçma şüphesinin olması, sanığa yüklenen suçun CMK’nun 100/maddesinde sayılan suçlardan olması, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak” tutukluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 10/12/2012 tarihli celsesinde “sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, dosyadaki mevcut savunma, beyan, bilgi ve belgeler uyarınca kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların olması, atılı suçun kanunda öngörülen ceza miktarına göre tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, sanığın kaçma ihtimalinin bulunması ve adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak” başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 18/2/2013 tarihli celsesinde “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların olması, dosya kapsamı ve atılı suçun kanunda öngörülen ceza miktarına göre tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, sanığın kaçma ihtimalinin bulunması ve adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre” dikkate alınarak başvurucunun tahliye talebinin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Davanın görüldüğü İzmir Ağır Ceza Mahkemesince değişik tarihlerde ve en son 6/5/2013 tarihinde başvurucunun tutukluluk durumunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi gereğince resen incelemesinde de aynı gerekçeler ile tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 3/6/2013 tarihli ve E.2012/12, K.2013/256 sayılı kararında başvurucunun, “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve “tutuklulukta geçirdiği sürenim TCK’nun 63/ maddesi gereğince netice cezadan indirilmesi ile aldığı ceza miktarı, tutuklulukta geçirdiği süre ve sabit bulunan suçunun TCK’nun 100/ maddesinde sayılı katalog suçlarından olması” gerekçeleriyle hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 12/6/2013 tarihli ve 2013/501 Değişik İş sayılı kararıyla “itiraza konu kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından; tevkif tarihine ve hükmedilen ceza miktarına göre itirazın reddine ve tutukluluk hâlinin devamına” kesin olarak karar vermiştir. Tutukluluğun devamı yönündeki nihai karar başvurucuya 27/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/6/2013 tarihinde temyiz yoluna başvurmuş ancak 2/9/2014 tarihli dilekçesi ile temyizden vazgeçmesi nedeniyle hakkında verilen karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu 19/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 ve maddeleri. 5271 sayılı Kanun’un ve maddeleri şöyledir:“Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; …Kasten öldürmeSilahla işlenmiş kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama …”Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.…” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.…(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.”