Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/5487 E. , 2024/19595 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5487 Karar No : 2024/19595 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idare bünyesinde öğretmen olarak
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/5487 E. , 2024/19595 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5487 Karar No : 2024/19595 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının suçu sabit bulunarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile tecziyesine karar verildiği, anılan kararın istinaf aşamasında olduğu; dava dosyasında yer alan belgeler, sözü edilen ceza mahkemesi kararı ve UYAP sorgulamaları sonucunda elde edilen bilgilerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Milli Eğitim Bakanlığı çalışanları tarafından 13/03/2009 tarihinde kurulan, 22/07/2016 tarih ve 667 sayılı KHK ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu, Fetullahçı Terör Örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlendiği için kapatılan Erdemli Kalemler Derneğinin üyesi olduğu, söz konusu derneğin düzenlediği, kamu kaynaklarının örgüte aktarılması, örgüte insan kaynağı sağlanması ve örgüt faaliyetlerinin meşrulaştırılması amacıyla hazırlanan ... no lu "Geleceğe Tutunan Fidanlar" isimli SODES projesinde davacıya eğitici ödemesi yapıldığı, aynı dernek tarafından gerçekleştirilen ... no lu "Geleceğe Tutunan Fidanlar" isimli SODES projesinde fiyat tespit ve satın alma komisyonu başkanı ve SODES proje inceleme komisyon üyesi olduğu ve projenin fiyat tespit ve satın alma komisyonunda görevlendirildiği, bu tür görevlendirmelerin örgüte bağlılığını ispatlamış, sadık ve üst kademe üyelerine verildiğinin bilindiği, Erdemli Kalemler Derneğinde ve Fem Dershanesinde düzenlenen sohbet adı altındaki örgüt toplantılarına katıldığı, bu durumda davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı olduğu gerekçesiyle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında 'terör örgütü üyesi olmak' suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, ... tarih ve K. ... sayılı kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile tecziyesine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında beraat kararı verildiği; bu durumda, anılan kararda davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı ile SODES projesinde görevlendirilen ve komisyon üyesi olan davacı ile ilgili olarak 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik' suçu ile ilgili olarak ayrı ayrı beraat etmiş olduğu, bu nedenle anılan davadaki hususların davacı açısından 'terör örgütüne üye olmak' suçundan yargılandığı davada delil olarak değerlendirilemeyeceği; ayrıca sohbetlere 17/25 Aralık öncesinde katıldığı, 17/25 Aralık sonrasında sohbetlerin sona erdiği, 2014 yılında katıldığı birkaç sohbetin dini içerikli olduğu belirtilerek terör örgütüne üye olmaktan beraat ettiği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu, davacı hakkında örgüt üyesi olmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği, bu kararda örgüt ile irtibatı ve iltisakına ilişkin delillerin ortaya konulduğu, dava konusu işlemin terör örgütleriyle zorunlu, acil ve orantılı bir tedbir niteliğinde olduğu ve hukuka uygun olarak tesis edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dava dosyası tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarih ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Bayburt ilinde öğretmen olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca Milli Eğitim Bakanlığının 29/11/2019 tarih ve E.23638510 sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın istinaf kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir.'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacı hakkında 'terör örgütü üyesi olmak' suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın bozulması üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında beraat kararı verildiği; bu durumda, anılan kararda davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı karar ile SODES projesinde görevlendirilen ve komisyon üyesi olan davacı ile ilgili olarak 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik' suçu ile ilgili olarak ayrı ayrı beraat etmiş olduğu, bu nedenle anılan davadaki hususların davacı açısından 'terör örgütüne üye olmak' suçundan yargılandığı davada delil olarak değerlendirilemeyeceği; ayrıca sohbetlere 17/25 Aralık öncesinde katıldığı, 17/25 Aralık sonrasında sohbetlerin sona erdiği, 2014 yılında katıldığı birkaç sohbetin dini içerikli olduğu belirtilerek terör örgütüne üye olmaktan beraat ettiği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunmadığı sonucuna varılmış ise de; İdare Mahkemesi kararında yer alan, davacının Fetullahçı Terör Örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kapatılan Erdemli Kalemler Derneğinin üyesi olması, söz konusu derneğin düzenlediği "Geleceğe Tutunan Fidanlar" isimli SODES projesinde davacıya eğitici ödemesi yapılması, aynı dernek tarafından gerçekleştirilen sözü edilen SODES projesinde fiyat tespit ve satın alma komisyonu başkanı ve SODES proje inceleme komisyon üyesi olması ve projenin fiyat tespit ve satın alma komisyonunda görevlendirilmesi, ayrıca Erdemli Kalemler Derneğinde ve Fem Dershanesinde düzenlenen sohbet adı altındaki örgüt toplantılarına katılması yönündeki tespitler ile davacı hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "...tanık S.K, "Dernek ve yurttaki sohbetlerde hep öğretmenler olarak toplanırdık. Toplantılar devamlı olmazdı, 2-3 haftada bir olurdu, 2012 yılından önce ben katılıyordum,...... ile beyan ettiğim sohbetlerde karşılaşırdık, öğretmen olduğunu biliyorum."; tanık A.S ise, "...'a ilişkin olarak, yine Fem Dershanesi üstündeki sohbetlerde görmüşümdür, 2014 yılında sohbet olup olmadığını tam hatırlayamıyorum, ancak daha öncesindeki sohbetlerde görmüştüm." şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın, örgüt üyelerinin örgütle ve birbirleri ile olan bağlılığını artırmayı amaç edinen örgüt gezilerine katıldığı, buna ilişkin dosya içerisinde fotoğrafların bulunduğu, dijital materyal incelemesinde sanığın kendisine ait tablette FETÖ terör örgütü liderinin resmine rastlanıldığı..." şeklindeki tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.