T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-a.4,6 Maddesi Uyarınca Kararın Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi) ESAS NO : 2025/333 KARAR NO : 2026/14 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/01/2025 NUM…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-a.4,6 Maddesi Uyarınca Kararın Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi) ESAS NO : 2025/333 KARAR NO : 2026/14 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/01/2025 NUMARASI : 2019/657 Esas - 2025/43 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak BİR. DAVA KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak BİR. DAVA KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak KARAR TARİHİ : 08/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davalar eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davaların dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; ... İnşaat San. Tur. Mad. ve Tic. A.Ş. ile ... A.Ş. arasında 20.11.2014 tarihli anahtar teslimi götürü bedel, "... Parsel Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi 1. Etap İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenleme İnşaatı İşi Sözleşmesi” akdedildiğini ve sözleşme konusu işin yüklenici tarafından taahhüt edildiğini, idarenin 17.11.2014 tarih ve YKB-2014/17 sayılı yazısı ile Sözleşmenin Müşavirlik (Kontrollük) hizmetlerinin İdare adına ... Mimarlık Mühendislik İnş. Taah. San ve Tic. Ltd. Şti tarafından yürütüleceğinin yükleniciye bildirildiği, sözleşme kapsamında İdareye 5.030.910,00 TL bedelli, 13/03/2017 tarihine kadar geçerli kesin teminat mektubu verildiğini, mevcut tehlikelerin defi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle yapmış olunan başvuru üzerine Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.11.2019 tarih ve E:2019/44 D. İş, K:2019/46 D.İş sayılı kararı ile " İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin talebinin 2.647.927,00 TL. 'nin 96120'sine tekabül eden 3.177.512,40 TL 'lik teminat mukabilinde ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE " karar verilmiş olduğunu, söz konusu karara istinaden ... Şubesi tarafından düzenlenen 08/10/2017 tarih ve *********** nolu 3.177.512,40 TL bedelli, sü teminat mektubu " tedbir dosyasına sunulmuş/yazı işleri müdürlüğü kasasına teslim edilmiş ve kararın infazı için Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/44 D. İş sayılı dosyasına da bilgi verildiğini, HMK m. 397/1 uyarınca, tedbir kararının devamlılığının sağlanması ve kesin kabul ile kesin hakkediş düzenlenmesi konularında ortaya çıkan muarazanın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi tarafından düzenlenen 04/10/2017 tarih ve *********** nolu kesin teminat mektubuna sataşmanın önlenmesine ve kesin teminat mektubunun aynen iadesine, mümkün görülmez ise kesin teminat mektubunun hükümsüzlüğüne, kesin kabul ve kesin hakedişin mahkeme eliyle yaptırılarak, davalı idarenin sözleşme hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle ortaya çıkan muarazanın men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; davacı iddialarının aksine kesin kabul süre tespit tutanağında belirtilen eksik ve kusurlu işler davacının dava dilekçesinde 8. madde altında saydıkları eksik ve kusurlu işleri "haklı gerekçe" ile yapmadığı iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın, kesin kabul eksik ve kusurlu işler listesinde yer alan elektrik tesisatı ile ilgi genel olarak "eksik ve kusurlu" olmadığı iddiası ile yapmayacağını belirttiği, oysa ki anılan eksik ve kusurlu işleri (ve kesin kabul süre tespit tutanağında belirtilen diğer el ve kusurlu işleri) tamamlamak davacının sorumluluğunda olduğunu, davacının bu eksik ve kusurlu işleri yapmaktan haksız bir şekilde kaçındığını, diğer taraftan Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/556 Esas sayılı davasında davalı ... A.Ş. davaya cevaplarında, davacı ... Ltd.Şti.nin alt yüklenici olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, eksik ve kusurlu işler yaptığını beyan ettiğini, bu beyanları da dikkate alındığında esasen işbu davanın davacısı ... her ne kadar elektrik ile ilgili eksik ve kusurlu işlerin tamamlandığını iddia etmekte ise de tevil yoluyla da olsa diğer davada kesin kabul süre tespit tutanağında yer alan eksik ve kusurlu işlerin varlığını kabul ettiğini, kesin kabulün sonuçlandırılamamasının sebebinin davacı tarafın eksik ve kusurlu işleri yapmaktan kaçınması ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi olduğunu, davacının kendi kusuru ile meydana getirdiği durum ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kesin kabulün sonuçlandırılamadığını, buna mukabil işi geciktirmesine rağmen teminat mektubunun süresini uzatmayarak sözleşme ve ilgili mevzuata aykırı davrandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN ANK. 12. ATM'NİN 2024/268 E. SAYILI DOSYASINDA; İDDİA : Davacı vekili; ... İnşaat San. Mad. Ve Tic. A.Ş. ile ... A.Ş. arasında 20/11/2014 tarihli anahtar teslimi götürü bedele, "... Parsel Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi 1. Etap İnşaatı ile Altyapı ve Çevre düzenleme İnşaatı İşi Sözleşmesi" akdedildiğini ve sözleşme konusu işin yüklenici tarafından taahhüt edildiğini, idarenin 17/11/2014 tarih ve YKB-2014/17 sayılı yazısı ile Sözleşmenin Müşavirlik (Kontrollük) hizmetlerinin İdare adına ... Mimarlık Mühendislik İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti tarafından yürütüleceğinin Yüklenici'ye bildirildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği yükümlendiği işleri tam, zamanında ve gereği gibi yerine getirmesine rağmen davalı tarafından kesin kabul, kesin hesap yapılmaması ve teminatın iade edilmemesi nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlık yaşandığını, idarece kötü niyetli olarak çıkarılan ihtilaf nedeniyle teminat mektubunda olası tehditlerin önlenmesi amacıyla mahkemeye başvurulduğunu, HMK 397/1 uyarınca tedbir kararının devamlılığının sağlanması ve kesin kabul ile kesin hakkediş düzenlenmesi konularında ortaya çıkan muarazanın giderilmesi amacıyla ikame edilen davanın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/657 Esas sayılı dosyasına kaydedildiğini, davacının davaya konu iş konusunda edimini yerine getirmiş olduğunu, anlaşmazlığa konu 5 nolu mukayeseli keşfe dair tarafların sunmuş olduğu evrakların incelenmesi sonucu, davacının davalıdan 5 nolu mukayeseli keşif kapsamınd 260.842, 03 TL (KDV hariç) alacaklı olduğunu, davacının taraflar arasında imzalanmış olan hakkedişlere koymuş olduğu ihtirazi kayıtlardan fiyat farkının hesaplanması için ödenek yüzdelerinin belirlenmesi ve revize iş programı üzerinden fiyat farkı hesaplanması konusundaki ihtirazi kaydında haklı olduğunu, bu kapsamda davacının davalıdan 1.443,141,85TL (KDV hariç) fiyat farkı alacağı bulunduğunu, 5 nolu mukayeseli keşif bedelinin fiyat farkı ve KDV dahil davacının kesin hesap alacağının 2.010.700,99TL olduğunu, davacının davaya konu işi bitirmiş olduğunu, heyetlerince hazırlanmış olan kesin hesapta da davacının davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, davalı nezdindeki 2.647.927,00TL tutarındaki kesin teminat mektubunun davacıya iade edilmesine karar verilmesi ve Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/657 Esas sayılı dosyası ile işbu dava dosyası arasında bağlantı bulunduğundan ve işbu davanın ek dava niteliğinde olduğunda nazara alınarak dosyaların ivedilikle birleştirme kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olursa fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/657 Esas sayılı dosyasına kazandırılan 03.04.2024 tarihli Bilirkişi 3. Ek Raporu uyarınca tespit edilen 2.005.256,65 TL davacının kesin hesap ve kesin hakedişe dayalı alacağından anılan mahkeme dosyasında talep edilen 100.000,00 TL'nin düşülmesi suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.905.256,65 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işlemiş/işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; davacının alacak iddialarını asla kabul etmemekle beraber,dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, anılan bilirkişi kurulu raporlarına yapmış oldukları detaylı itirazların da ifade olunduğu üzere rapordaki davalı aleyhine yapılan tespit ve değerlendirmeler ile hesaplamaların hatalı olduğunu, raporu ve bu rapora istinaden iddia edilen alacak iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını, davacı tarafın sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sebeple herhangi bir alacağı bulunduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, 493.546,80 TL'nin davacının iddia konusu kesin hesap alacağından mahsubunun gerektiği hususunun izahtan vareste bulunduğunu, bir an için alacağı bulunduğu kabul edilse dahi işbu alacaktan sözleşme gereği davacı tarafça karşılanması gereken yapı Kullanma İzin Belgesi için İlgili Kurum veya Kuruluşlara davalının ödemiş olduğu tutarların mahsubu/kesilmesi gerektiğini, yapı kullanım izin belgesi davalı tarafından alındığını ve anılan belgenin alınabilmesi için ödenmesi gereken bedellerin de yine davalı tarafından karşılandığını, 226.630,80 TL ve de 266.916,00 TL'lik iskan için gerekli giderler toplamı 493.546,80 TL'nin de davacı yüklenicinin kesin hesabından mahsubu gerektiğini, 03.04.2024 tarihli raporda bilirkişi heyetinin davacının kesin hakedişlerinden kesilmesi gereken cezanın 5.444,34 TL olduğunu ifade ettiğini, ancak 02.10.2023 tarihli itiraz dilekçesinde detaylarıyla açıklandığı üzere 55.428,05 TL'lik cezanın kesin hesapta değerlendirilmesi ve mahsubu gerektiğini, yine aynı raporda fiyat farkı alacaklarına dair itirazlarının da değerlendirilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN ANK. 12. ATM'NİN 2024/835 E. SAYILI DOSYASINDA; İDDİA : Davacı vekili; ... İnşaat San. Tur. Mad. ve Tic. A.Ş. ile ... A.Ş. Arasında 20.11.2014 tarihli anahtar teslimi götürü bedel, “... Parsel Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi 1. Etap İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenleme İnşaatı İşi Sözleşmesi ile sözleşme konusu işin yüklenici tarafından yerine getirilmesinin taahhüt edildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği yükümlendiği işleri zamanında ve eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı tarafından kesin kabul, kesin hesap yapılmadığını ve teminatın iade edilmediğini, bu nedenlerle Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/657 Esas sayılı dosyasında açılan davada kesin teminat mektubuna sataşmanın önlenmesi ve kesin hesabın mahkeme eliyle yapılarak muarazanın meni istemiyle Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/657 esas sayılı dosyasında dava açıldığının ve yargılamaya devam edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/657 Esas sayılı dosyasına kazandırılan 03.04.2024 tarihli Bilirkişi 3. Ek Raporu uyarınca tespit edilen müvekkilinin kesin hesap/kesin hak ediş alacağı olan 2.005.256,65 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işlemiş/işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; iş bu davanın birleşen 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/835 Esas sayılı dosyasının dava konularının ve talep sonuçlarının aynı olduğunu, bu nedenle derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, Birleşen 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/268 Esas sayılı davasının ve 2019/657 Esas sayılı dosyadaki 100.000 TL'lik alacak taleplerinin ise "zorunlu arabuluculuk dava şartı noksanlığı" nedeniyle reddi gerektiğini, zamanaşımı def"inde bulunduklarını, davacı tarafın sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sebeple herhangi bir alacağı bulunduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, 493.546,80 TL'nin davacının iddia konusu kesin hesap alacağından mahsubunun gerektiği hususunun izahtan vareste bulunduğunu, 03.04.2024 tarihli raporda bilirkişi heyetinin davacının kesin hakedişlerinden kesilmesi gereken cezanın 5.444,34 TL olduğunu ifade ettiğini, ancak 02.10.2023 tarihli itiraz dilekçesinde detaylarıyla açıklandığı üzere 55.428,05 TL'lik cezanın kesin hesapta değerlendirilmesi ve mahsubu gerektiğini, yine aynı raporda fiyat farkı alacaklarına dair itirazlarının da değerlendirilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2024 tarih ve 2024/268 Esas 2024/236 Karar sayılı ve 06/12/2024 tarihli 2024/835 Esas 2024/748 Karar sayılı kararları ile dosyaların mahkememiz dosyası ile birleştirmesine karar verilmiş, yargılamaya mahkememizin 2019/657 Esası üzerinden devam olunmuştur. Asıl dava; taraflar arasında imzalanan 20/11/2014 tarihli eser sözleşmesi uyarınca davacı yüklenici tarafından üstlenen edimlerin yerine getirilmesine rağmen davalının kesin kabul ve kesin hakedişi yapmadığı iddiasına dayalı olarak davacı tarafça davalıya verilen teminat mektubunun iadesine olmadığı takdirde hükümsüzlüğüne, kesin kabul ve kesin hakedişin mahkeme eliyle yaptırılarak davalı tarafından çıkarılan muarazanın men'i istemine ilişkin olup, birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/268 Esas sayılı davası; 20/11/2014 tarihli eser sözleşmesi uyarınca kesin hakediş alacağına yönelik asıl davaya ilişkin ek dava, birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/835 Esas sayılı davası; 20/11/2014 tarihli eser sözleşmesi uyarınca kesin hakediş alacağına yönelik asıl davaya ilişkin ek davadır. Taraflarca usulüne uygun dayanılan delilleri celp edilmiş, bilirkişi kök ve ek raporları aldırılmıştır. Mahkememizce görevlendirilen inşaat mühendisi, mali müşavir, elektrik-elektronik mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden alınan 28/12/2021 tarihli kök raporda; davaya konu itilafın taraflar arasında akdedilmiş olan eser sözleşmesinin ifası sırasında, eksik ve hatalı yapılan işler bulunduğu, bu nedenle davacının teminatının ve kesin hesabının davalı idare tarafından yapılmadığı, davacının da iş bu dava ile kesin hesabının yapılması ve teminatının iadesi için talepte bulunduğu, taraflar arasında imzalanmış olan kesin kabul eksiklikleri tutanağında, davacının “İdareye verilen 03.05.2019 tarih ve 06.09.19.337 sayılı dilekçemizde yazılı ihtirazi kayıtla” ibaresi ile imzaladığı, dava dosyasına eklenmiş 06.09.19.337 sayılı bir yazı bulunmadığı, ihtirazi kayıt yazı sayısının 06.09.19.338 olduğu tespit edildiği, ihtirazi kayıt sayı numarasının hatalı yazılmış olması ile ilgili takdirinin mahkemeye ait olduğu, eksiklikler listesi incelendiğinde bazı eksikliklerin davacı tarafından tamamlanmış olduğu, bazılarının ise yapıldığına dair dava dosyasında somut delil bulunmadığı, davacının talep ettiği, kesin hesabın mahkemece çıkarılması konusu için, dava dosyasında, taraflar arasındaki sözleşme, sözleşme eki şartname ve projeler, onaylı iş programları, onaylı iş sonu (as-built) projeleri, onaylı hakkedişler, onaylı mukayeseli keşifler ve davacı tarafından davalı idareye sunulmuş ancak onaylanmamış olan 5 nolu mukayeseli keşif ile bu mukayeseli keşifteki imalat değişikliklerine esas davalı idare onaylarının kazandırılması gerektiği, davacı tarafından talep edilen kesin hesabın bu evrakların dava dosyasına kazandırılmasından sonra hesaplanabileceği, teminatın iadesi hususunun da ancak bu kesin hesap sonucu doğrultusunda değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Taraf vekillerinin kök rapora beyan ve itirazları ile kök raporda belirtilen eksik belgeler tamamlandıktan sonra mahkememizce görevlendirilen inşaat mühendisi, mali müşavir, elektrik-elektronik mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden alınan 06/05/2022 tarihli birinci ek raporda; davaya konu işe ait kesin hesabın bilirkişi heyetince hazırlanması konusunda, 5 nolu mukayeseli keşfe esas yerinde yapılmış imalatların, taraflar arasında antat kalınmış iş sonu projeler olmadan dava dosyası üzerinde heyetlerince tespit edilmesinin mümkün olmadığı, kök raporda dava dosyasına eklenmesi gerektiği belirtilmiş olan bu iş sonu projelerin dava dosyasına eklenmemiş olduğu, davacı beyanlarından iş sonu projelerin davalı tarafından onaylanmadığının tespit edilmiş olduğu, bu nedenlerle davacı tarafından talep edilen kesin hesabın dava dosyasının mevcut hali ile heyetimiz tarafından hazırlanamayacağı, davacı ve davalıların diğer itirazlarının değerlendirilmesi sonucu kök raporda bir değişiklik yapılmasına gerek olmadığı, mahkeme aksi kanaatte olması durumu için, davacı beyanları esas alınarak davacının kesin hesap alacağının 476.209,72 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Taraf vekillerinin ek rapora beyan ve itirazları ile dosyaya kazandırılan yeni belgeler üzerine mahkememizce görevlendirilen inşaat mühendisi, mali müşavir, elektrik-elektronik mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden alınan 03/04/2024 tarihli ikinci ek raporda; davacının kesin hesap alacağının 2.005.256,65 TL olarak hesaplandığı, davacının davalıya 2.647.927,00 TL kesin teminat mektubu vermiş olduğu dava dosyası kapsamından tespit edilmiş olup, davacı uhdesindeki işin tamamlanmış olduğu iş ile ilgili kesin kabulün yapılmış olduğu ve iş ile ilgili kesin hesabında heyetlerince hazırlanmış olduğu ve bu kesin hesap uyarınca davacının davalıdan alacaklı olduğu göz önüne alındığında, davalı nezdindeki teminat mektubunun davacıya iade edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, aynı Kanun'un 114/2 maddesinde ise, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesi getirilmiştir. Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda, arabuluculuk dava şartı olarak belirlenmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesini içermekte olup, bu madde ile dava açılmadan arabuluculuğa başvurulması hali dava şartı olarak kabul edilmiştir. Somut olayda; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereği her bir dava yönünden münhasıran arabuluculuk süreci işletilmesi gerekmekte olup, asıl davanın kesin hesap hakediş alacağına yönelik davasında ve eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemli birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/268 Esas sayılı asıl davaya ek davası yönünden davacının dava şartı arabuluculuk sürecini işletmediği, münhasıran arabuluculuk son tutanağın aslını ya da aslının aynı olduğu onaylı suretini sunmadığı ve asıl davada kesin hesap hakediş alacağına yönelik alacak istemli talebin ve bu talebin ek davası niteliğindeki birleşen dbirleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/268 Esas sayılı davasının davaların açıldığı tarih itibariyle arabuluculuk dava şartına tabi olması nedeniyle; asıl davada kesin hesap hakediş alacağına yönelik davanın ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/268 Esas sayılı davasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi yollaması ile Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bu kez davacı birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/835 Esas sayılı davası ile arabuluculuk dava şartını yerine getirerek eldeki davayı birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/268 Esas sayılı davası ile aynı talep kapsamıyla asıl davaya ek dava olarak açmış ise de her iki dava arasında derdestlik bulunduğu anlaşılmakla birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/835 Esas sayılı davasının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davadaki kesin teminat mektubunun iadesi istemine ilişkin dava ise; davanın açıldığı tarih itibariyle alacak veya tazminat istemlerine ilişkin olmadığından, arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı değerlendirilerek işin esası incelenmiştir (Benzer yönde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/586 Esas 2020/713 Karar sayılı ilamı). Mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınabilir nitelikteki, bilirkişi heyetinin 03/04/2024 tarihli ikinci ek rapor ile davacının kesin hesap alacağının 2.005.256,65 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla, davacının davalıya 2.647.927,00 TL kesin teminat mektubu vermiş olduğu, davacı uhdesindeki işin tamamlanmış olduğu, iş ile ilgili kesin kabulün yapılmış olduğu ve iş ile ilgili kesin hesabın da bilirkişi marifetiyle hazırlanmış olduğu, bu kesin hesap uyarınca davacının davalıdan alacaklı olduğu göz önüne alındığında, davalı nezdindeki teminat mektubunun davacıya iade iade edilmesi gerektiği" gerekçesi ile, asıl davanın kabulüne, birleşen Ankara 12. ATM'nin 2024/268 E. Sayılı dosyası ve birleşen Ankara 12. ATM'nin 2024/853 E. Sayılı dosyası ile açılan davaların dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Ankara 5. ATM'nin 2019/657 Esas sayılı dosyası ile açılan davada kesin teminat mektubuna sataşmanın önlenmesi ve kesin hesabın mahkeme eliyle yapılarak muarazanın meni istemlerinin zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmadığını, harcın yatırıldığı tarih itibariyle 100.000,00 TL kısmi alacak yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve açılan ek davanın da zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu hususlarının sehven atlandığını bu nedenle, Ankara arabuluculuk bürosunun 2024/145603 sayılı doyası kapsamında arabulucuya başvurunun yapıldığını, dosya kapsamındaki usulü eksikliğin ikmal edildiğini, dava açıldığı sırada, derdest başka bir dava bulunsa dahi, eğer derdest dava, daha sonra dosyanın işlemden kaldırılması ve yasal süresi içerisinde yenilenmemesi yahut davanın karşı tarafının açık rızası ile geri alınması yoluyla açılmamış sayılarak ortadan kalkmış, ilk davadan feragat edilmiş veya ıslahla dava konusu, sebebi değişmişse ya da tarafta iradi değişiklik yapılmışsa başlangıçta bulunan dava şartı eksikliği ortadan kalktığı için dava, başlangıçtaki dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddedilemeyeceğini, ilk davanın derdest olmaktan çıkacağı ve hüküm tarihi itibariyle dava şartı noksanlığının giderilmiş olacağından ikinci davaya bakan mahkemenin işin esasını incelemesi gerektiğini, bu hususun HMK. 115/2 maddesi ile de sabit olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve birleşen Ankara 12. ATM'nin 2024/835 Esas sayılı dosyası yönünden verilen kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece teminat mektubunun iadesine dair verilen kararın isabetli olmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu hükme esas alınamayacağını, davacının vermiş olduğu 2.647.927,00 TL kesin teminatın işe ait kesin hesap raporunun düzenlenmemesi, borç alacak ilişkisinin netleşmemesi, sözleşme gereği yapı kullanma izin belgesinin yüklenici firma tarafından alınması gibi hususlara ilişkin yüklenici firma sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle iade edilmediğini, yüklenici tarafından karşılanması gereken yapı kullanma izin belgesi giderlerinin müvekkilince karşılandığını, bu hususun yüklenici tarafından da kabul edildiğini, ilgili izin belgesini veren kurum tarafından ... sayılı parsele ilişkin yapı kullanma izin belgesi giderlerinin Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü hesap fişi ile toplam 493.546,80 TL olarak hesap edildiğini, yükümlülüğünü yerine getirmeyen yüklenici davacının var ise bir kesin hesap alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, bu bedelin sözleşme bedeline dahil olmasına rağmen, yüklenici tarafından karşılanmadığını, ayrıca mahkemece müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının da doğru olmadığını, dava tarihi itibariyle kesin kabul şartlarının oluşmadığını, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Asıl dava imalat bedeli alacağı ve teminat mektuplarının iadesi, birleşen davalar ise imalat bedeli alacağı istemine ilişkindir. Davacı taraf yüklenici, davalı taraf iş sahibidir. Mahkemece asıl davadaki teminat mektuplarının iadesi talebinin kabulüne, asıl ve birleşen 12 ATM'nin 2024/268 Esas sayılı dosyalarındaki imalat bedeli alacağı talebinin arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleşen 12 ATM'nin 2024/835 Esas sayılı davasını ise derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı, davalıya alt yapı ve çevre düzenlemesi işleri yapmayı taahhüt etmiştir. Davacı asıl davada imalat bedeli alacaklarının bir kısmının ödenmediğini iddia ederek, imalat bedeli alacağı ve teminat mektuplarının iadesini istemiş, birleşen davalarda ise imalat bedeli alacağı talep etmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme niteliği itibariyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesidir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, tam olarak iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. 1- Mahkemece birleşen Ankara 12 ATM'nin 2024/835 Esas sayılı davasını derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddetmiştir. Bu davada istenilen 2.005.256,65 TL imalat bedeli alacağının 100.000,00 TL'sinin asıl davaya, 1.905.256,65 TL'sinin ise birleşen 12 ATM'nin 2024/268 Esas sayılı davasına konu edildiği görülmektedir. Dava sebeplerinin, dava konularının ve taraflarının aynı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece söz konusu davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 2- 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesi getirilmiştir. Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda, arabuluculuk dava şartı olarak belirlenmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Düzenlemesi yapılmıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26/11/2024 tarih ve 2024/3201 E- 4336 K sayılı bir ilamında da belirtildiği üzere arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanması da mümkün değildir. Mahkemece asıl davadaki ve birleşen 12 ATM'nin 2024/268 Esas sayılı dosyasındaki imalat bedeli alacağı talepleri arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmiş, asıl davadaki teminat mektubunun iadesi talebi ise kabul edilmiştir. Teminat mektubunun teminat fonksiyonunun devam edip etmediği, iade koşullarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasındaki kesin hesabın çıkartılmasını, tarafların alacak ve borç durumlarının tam olarak tespit edilmesini gerektirir. Bu niteliği itibariyle söz konusu talep alacak talebi mahiyetindedir. Nitekim bu tür taleplerden nispi harç alınmaktadır. Bu itibarla, mahkemece söz konusu bu talep yönünden de arabuluculuk hususunun dava şartı olduğunun nazara alınmaması isabetli olmamıştır. 3- Yüklenicinin sözleşmenin 7. maddesi uyarınca yapı kullanma izin belgesini de alması gerekirken bunu almadığı, işi eksik ve kusurlu yaptığı, kesin kabulün de eksikler listesi düzenlenerek yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece kesin kabul eksikleri listesi düzenlenirken, davalı iş sahibinin bu konuyla ilgili talep hakkını saklı tutmadığı gerekçesiyle, davalı iş sahibinin kesin kabul eksiklerini giderim bedeli davacının teminatlarından mahsup edilmemiştir. İş sahibinin kesin kabul eksiklerinin giderim bedelini talep edebilmesi için bir ihtirazi kayıt koyması şart değildir. Mahkeme kabulüne göre de, kesin kabul eksiklerinin mahalli serbest rayice göre hesaplanacak giderim bedeli düşülmeden, teminat mektubunun iadesine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/657 Esas, 2025/43 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır