Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/3698 E. , 2024/4949 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3698 Karar No : 2024/4949 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava ko…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/3698 E. , 2024/4949 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3698 Karar No : 2024/4949 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İli sınırları dahilinde S:... sayılı II (a) grubu maden işletme ruhsatına ilişkin olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde öngörülen izinlerin süresinde tevdi edilmediğinden bahisle aynı Kanun'un 24. maddesi uyarınca 310.528,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ÇED izni için gerekli başvuruları yaptığı halde sürecin sonlandırılmasında ve alınması öncelikle zorunlu olan ÇED iznine bağlı olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen gerekli diğer izinlerin de alınarak davalı idareye verilememesinde davacının herhangi bir kusuru olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı taraf lehine 05/10/2011 tarihinde işletme ruhsatı düzenlenmesine ve işletme izni için gerekli belgelerin teminine yönelik 09/09/2011 tarihinden itibaren ÇED sürecinin başlatılmasına karşın, 03/12/2012 tarihinde ÇED sürecinin durdurulduğu ve 13/02/2015 tarihi itibarıyla ise sürecin sonlanmasına yönelik işlemlerin başlatıldığı ve ... Valiliği YİKOB'un da kararı doğrultusunda 11/05/2015 tarihinde ÇED sürecinin bütünüyle sona erdirildiği, davacının ÇED sürecinin sona erdirilmesi ve gerekli izinleri alamaması karşısında ruhsatı uhdesinde tutmaya devam ettiği, terk talebinde bulunmadığı, bu haliyle ruhsat hukukundan doğan hak ve sorumluluklarının da devam ettiği, ÇED iznini alamayan ruhsat sahibinin diğer izinlere de başvuramamasının ve buna karşın ruhsat harcı ve ruhsat bedeli gibi mali yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasının kendi başına idari para cezasının tesis edilmesine engel olmadığı, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırı yön bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçe değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... İli sınırları dahilinde S:... sayılı II (a) grubu maden işletme ruhsatına ilişkin olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde öngörülen izinlerin süresinde tevdi edilmediğinden bahisle aynı Kanun'un 24. maddesi uyarınca 310.528,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün... tarih ve E... sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "İşletme ruhsatı ve madenin işletilmesi" başlıklı 24. maddesinin 11. fıkrasında, "7 nci maddeye göre gerekli izinlerin alınmasından itibaren işletme izni verilir. Bu iznin verildiği tarihten itibaren Devlet hakkı alınır. Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde 7 nci maddeye göre alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirme kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili izinlerin Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip, işletme izni düzenlenir. Süresi içinde yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatlar için her yıl 50.000 TL idari para cezası verilir. İşletme ruhsat süresi sonuna kadar bu fıkrada belirtilen izinlerden dolayı işletme izninin alınamaması hâlinde ruhsat süresi uzatılmaz." düzenlemesine; "Ruhsat bedeli, cezalar ve diğer yaptırımlar" başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesinde dava konusu işlem tarihiyle yürürlükte olan halinde, "... bu Kanun gereğince uygulanan idari para cezaları her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı nispetinde artırılır." düzenlemesine; 3. fıkrasında; "Bakanlık, mülki idare amirlikleri ve il özel idareleri tarafından bu Kanuna göre verilen idari para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Tahakkuk eden ve ödenmeyen Devlet hakları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirilir." hükmüne yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesinde; "26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir. Kabahat, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılır. Neticenin oluştuğu zaman, bu bakımdan dikkate alınmaz." kuralı yer almaktadır. 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği'nin 110. maddesinde, "(1) Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde Kanunun 7 nci maddesine göre alınması gerekli olan ÇED kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili izinlerin alınarak Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip işletme izni düzenlenir. Süresi içinde yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatlar için Kanunun 24 üncü maddesinin 11. fıkrası gereğince işlem tesis edilir. İşletme ruhsat süresi sonuna kadar bu fıkrada belirtilen izinlerden dolayı işletme izninin alınamaması hâlinde ruhsat süresi uzatılmaz ve ruhsat iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, davacının, 09.09.2011 tarihinde ÇED raporunu ilgili makama sunduğu, 14.12.2011 tarihinde format verildiği, 12.09.2012 tarihinde formata göre rapor sunulduğu, 19.09.2012 tarihinde çoğaltma istendiği, 06.11.2012 tarihinde çoğaltılıp sunulduğu ve 1. inceleme ve değerlendirme toplantısı yapıldığı, Çevre Şehircilik Bakanlığının Çevresel Etki Değerlendirilmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün süreç durdurma tutanağı ile 03.12.2012 tarihinde eksiklik yazısı yazıldığı, eksikliklerin tamamlanmaması üzerine ÇED sürecinin durdurulduğu, daha sonra Çevre Şehircilik Bakanlığının Çevresel Etki Değerlendirilmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün 13.02.2015 tarihli yazısı ile ÇED süreci durdurulan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili 45 gün içinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili Bakanlıkta devam eden ÇED sürecinin sonlanacağının ifade edildiği, bunun üzerine davacı tarafından 12.03.2015 tarihinde başvuruda bulunulduğu, ilgili kurumlardan alınan olumlu görüşler doğrultusunda süreç devam ederken, ... Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın... tarih ve ... sayılı yazısında belirtilen davacı şirketin kalker ocakları ve kırma eleme tesisleri projesinin uygun görülmediği yönündeki görüş üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısına göre, davacı şirkete S:... sayılı ruhsatla tahsis edilen maden sahasına ilişkin çevresel etki değerlendirme (ÇED) sürecinin sonlandırıldığı, ÇED iznine ilişkin işlemleri gereği gibi takip etmediği gibi, zımnen yahut açık ret işlemlerine dava açılmadığı, dosya kapsamında GSM işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile mülkiyet iznine ilişkin ise bilgi ve belge bulunmadığı, davacı şirketin gerekli izinleri tamamlayarak bir an önce madeni işletmeye başlama iradesini ortaya koymadığı anlaşıldığından, sözü geçen izin başvurularının Kanunda öngörülen sürede sonuçlandırılmamasında kusurlu bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının, 3213 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 11. fıkrasında öngörülen fiilinin sabit olduğu görüldüğünden, davacı şirkete idari para cezası verilmesi gerekmekte ise de; davacıya, 18/02/2015 - 18/02/2016 dönemi için 77.632,00-TL, 18/02/2016 - 18/02/2017 dönemi için 77.632,00-TL, 18/02/2017 - 18/02/2018 dönemi için 77.632,00-TL ve 18/02/2018 - 18/02/2019 dönemi için 77.632,00-TL idari para cezası verilmiş olup, Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesinde yer verilen kabahatin, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılacağı ve neticenin oluştuğu zamanın, bu bakımdan dikkate alınmayacağı düzenlemesi gereğince, davacıya işlenen fiilin gerçekleştiği tarih olan 2016, 2017 ve 2018 yılının karşılığı olan idari para cezası verilmesi gerekirken, tüm dönemler için 2019 yılı için yeniden değerleme oranında güncellenen değerler üzerinden idari para cezalarının kesildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ceza tutarı dikkate alınmak suretiyle 3213 sayılı Kanunun 24. maddesinin 11. fıkrası kapsamında verilen dava konusu idari para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Temyizen incelenen karar sonucu itibariyle hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 01/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY (X): (X)- Bakılan uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesi'nce, davacının ÇED izni için gerekli başvuruları yaptığı halde, sürecin sonlandırılmasında ve alınması öncelikle zorunlu olan ÇED iznine bağlı olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen gerekli diğer izinlerin de alınarak davalı idareye verilememesinde davacının herhangi bir kusuru olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; davacı şirkete S:... sayılı ruhsatla tahsis edilen maden sahasına ilişkin çevresel etki değerlendirme (ÇED) sürecinin sonlandırıldığı, ÇED iznine ilişkin işlemleri gereği gibi takip etmediği gibi, zımnen yahut açık ret işlemlerine dava açılmadığı, dosya kapsamında GSM işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile mülkiyet iznine ilişkin ise bilgi ve belge bulunmadığı, davacı şirketin gerekli izinleri tamamlayarak bir an önce madeni işletmeye başlama iradesini ortaya koymadığı anlaşıldığından, sözü geçen izin başvurularının Kanunda öngörülen sürede sonuçlandırılmamasında kusurlu bulunduğu, davacının, 3213 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 11. fıkrasında öngörülen fiilinin sabit olduğu davacıya işlenen fiilin gerçekleştiği tarih olan 2016, 2017 ve 2018 yılının karşılığı olan idari para cezası verilmesi gerekirken, tüm dönemler için 2019 yılı için yeniden değerleme oranında güncellenen değerler üzerinden idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, temyize konu kararın gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar verilmiştir. Bu haliyle, Dairemiz çoğunluk kararı sonrasında davalı idarece, davacıların fiiline uyduğu anlaşılan 3213 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 11. fıkrası uyarınca yeniden işlem tesisi mümkün hale gelecektir. Bu durum ise Bölge İdare Mahkemesi'nin ısrar hakkını ve davacıların aleyhine bir sonuç doğuracağı anlaşılan karara karşı kanun yoluna başvuru hakkını ortadan kaldıracağından temyize konu kararın değişik gerekçeyle onanması yerine bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.