11. Ceza Dairesi 2021/22139 E. , 2025/3564 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/272 E., 2019/119 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, yukarıda tarihi ve sayısı gösterilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2020/39 Esas ve 2020/27
**11. Ceza Dairesi 2021/22139 E. , 2025/3564 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/272 E., 2019/119 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, yukarıda tarihi ve sayısı gösterilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2020/39 Esas ve 2020/272 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ilk hükmü temyiz etmeyen ve lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlanan sanık ... hakkında bozma sonrası kurulan hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmayan sanık müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla, REDDİNE, Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Dairemizin 18.03.2022 tarihli ve 2021/22139 Esas, 2025/3564 Karar sayılı ilamındaki ret düşüncesine aşağıdaki sebeplerle katılmıyorum. Daire çoğunluğu ile ortaya çıkan uyuşmazlık ilk hükmü temyiz etmeyen ve ancak lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlanan sanığın bozma sonrası kurulan yeni mahkumiyet hükmünü temyiz etme hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Somut olayda; sanıklar ... ve ... hakkında Salihli Ağır Ceza Mahkemesince 24.09.2013 tarihli ve 2013/212 Esas, 2013/282 Karar sayı ile TCK'nin 204/1, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl, 8 ay hapis ve TCK'nin 51. maddesi uyarınca ertelenmesine; aynı Yasa'nın 158/1-f,son, 62, 52 maddeleri uyarınca da 2 yıl, 6 ay hapis ve 2.500,00-TL APC ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Anılan karar sanıklardan ... tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi'nin 09.10.2018 tarihli ve 2015/11222 Esas, 2018/6491 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş ve hükmü temyiz etmeyen sanık ...'e de teşmiline karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada yerel mahkemece 26.03.2019 tarihli ve 2018/272 Esas, 2019/119 Karar sayı ile her iki sanığın TCK'nin 207/1, 62 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına ve hükümlerin CMK'nin 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına; ayrıca TCK'nin 158/1-d, son, 62, 52/2 maddeleri uyarınca 1 yıl, 8 ay hapis ve 80,00-TL APC ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Anılan hüküm bu sefer daha önce hükmü temyiz etmeyen ancak bozma kararı kendisine sirayet ettirilen sanık ... tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2019 tarihli ve 2019/54169 sayılı tebliğnamesi ile sirayet ile kurulan yeni hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir. Sayın Daire çoğunluğunca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.06.2020 tarihli ve 2020/39 Esas, 2020/2725 Karar sayılı ilamı da dayanak alınmak suretiyle, daha önce hükmü temyiz etmeyen sanığın sirayet üzerine kurulan yeni hükmü temyize hakkı olmadığına işaretle 1412 sayılı CMUK'nin 317. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Herşeyden önce bir hakkın ortadan kaldırılması, ancak yasada açıkça düzenlenen bir hüküm sebebi ile mümkün olabilir. Yasayla açıkça yasaklanmayan bir hakkın kullanılması yorum yoluyla yasaklanamaz. Gerek 1412 sayılı CMUK'da gerekse 5271 sayılı CMK'de daha önce hükmü temyiz etmeyen ancak sirayetten faydalanan sanıkların temyiz hakkını kullanamayacağına ilişkin hiçbir yasaklama yoktur. Dolayısıyla yasalarla açıkça yasaklanmayan bir hakkın kullanılabilmesi asıldır. İç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesine Ek 7 No’lu Protokol’ün 2/1 maddesine göre "Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir." Anılan protokol 10.03.2016 tarihli, 6684 sayılı Kanun'la onaylanmış ve Anayasamızın 90. maddesine göre iç hukukumuzun bir parçası olmuştur. Bu kapsamda yasa yolu açıkça kapatılmayan herkesin temyiz hakkını özgürce ve herhangi bir makamca engellenilmeden kullanabilmesi gerekir. Bu düşüncelerle sayın çoğunluğun ret düşüncesine katılmıyorum. 18.03.2025