Başvuru, başvurucunun bir şirket hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımından dolayı tazminat ödemeye mahkûm edilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun bir şirket hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımından dolayı tazminat ödemeye mahkûm edilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1974 doğumlu olup Bolu'da ikamet eden sade bir vatandaştır. Müşteki T. ise telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren, haberleşme ve iletişim sektöründe ticari faaliyetleriyle kamuoyu tarafından tanınan bir şirkettir. Müşteki, ticari faaliyetlerinin yanı sıra kültür, sanat, spor ve eğitim alanlarında yürütülen birçok toplumsal sorumluluk proje ve kampanyalarına da destek sağladığını belirtmektedir. 2016 yılının Mart ayı başlarında ulusal bir gazetede E. Vakfı ve bir dernekle bağlantılı olduğu söylenen yurtlarda bir kısım öğrencilerin yurt sorumlusu bir öğretmen tarafından tacize uğradığına ve konunun yargıya intikal ettiğine ilişkin bir haber yayımlanmıştır. Kamuoyunda büyük infial uyandıran olay, resmî makamlar ve sivil toplum kuruluşlarınca yakından takip edilmiş; ayrıca ulusal ve uluslararası yayın organlarında sayısız habere konu olmuştur (ayrıntılar için bkz. Hayriye Özde Çelikbilek, B. No: 2016/13543, 24/10/2019, § 10). Bahse konu haberlerin ardından müşteki şirket ile E. Vakfı arasında mali destek ilişkisi bulunduğu iddiaları kamuoyunun gündemine gelmiş ve haberlere konu edilmiştir (benzer nitelikteki haber için bkz. Ceyhun Tunç, B. No: 2017/20822, 14/9/2021, § 11). Nitekim müşteki şirket, iddialara ilişkin olarak 24/3/2016 tarihli kamuoyu açıklamasında bulunmuştur. İlgili açıklama şöyledir:"Türkiye’nin T.’si olarak,..., onbinlerce gencimize umut ışığı olan, geleceğe daha güvenle yürümelerini sağlayan Kardelenler, Van İçin Türkiye Kumbarası, Engelsiz Eğitim, Gönül Köprüsü gibi projeler, milyonlarca insanımızın da takdirini ve gönlünü kazanmıştır. Tüm bu projelerle 16 yıl boyunca kesintisiz olarak 100 binin üzerinde eğitim bursu sağladık. Saygıdeğer kamuoyumuzun bilmesini isteriz ki, doğrudan öğrencilerimize giden burslarla, biz herhangi bir vakfı, derneği veya sivil toplum kuruluşunu değil, öğrencilerimizin eğitimini destekliyoruz,..., ülkemizin geleceğinin garantisi olan gençlerimizi desteklemeye devam edeceğiz" Başvurucu, anılan haberlerin ardından müşteki şirket ile E. Vakfı arasındaki mali destek ilişkisini işaret ederek 25/3/2016 tarihinde bir sosyal medya platformundaki hesabından (Twitter) "#E. Vakfı sponsorluğunu bırakana kadar T.'ye tecavüzcell desek mesela?" şeklinde bir gönderi paylaşmıştır. Müşteki şirket, başvurucunun anılan paylaşım ile tecavüze destek verme ithamında bulunduğunu ve bu nedenle ticari itibarının zarar gördüğünü belirterek İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) manevi tazminat davası açmıştır. Müşteki, Vakfa ait yurtta gerçekleşen cinsel istismar olayı ile bir ilgilerinin bulunmadığını, desteklerinin vakıflara değil öğrencilere yönelik olduğunu, yaşanan olayın sosyal medyada çarpıtıldığını ve şirket aleyhine bir karalama kampanyasına dönüştürüldüğünü ileri sürmüştür. Mahkeme 13/7/2017 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulü ile başvurucunun davacıya 000 TL tazminat ödemesine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...,Dava konusu olaya bakıldığında kamuoyuna yansıyan adli olayın gerçekleştiği vakıf kapsamında bazı öğrencilere destek bursu sağladığı belirten davacı şirketin olayla doğrudan ilişkilendirilemeyeceği, toplumda infial yaratan olayla bağlantılı olarak davacı şirket hakkında "tecavüzcell" denilerek tecavüze destek olduğu ithamının ve bu kapsamdaki paylaşımda yer alan ifadelerin küçük düşürücü nitelikte ağır ve rencide edici olduğu, eleştiri sınırlarında kaldığının kabul edilemeyeceği, AİHM kararlarında belirtildiği üzere davacı şirkete haksız olgu isnadı mahiyetinde olup kişisel değer yargısı olarak nitelendirilemeyeceği bu nedenle basın özgürlüğü kapsamında kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla TBK'nın Maddesi anlamında manevi tazminat koşullarının oluştuğu ve davacı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır". Karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Daire) 12/12/2018 tarihli ilamıyla Mahkeme kararının vekâlet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına, tazminata ilişkin kısmının ise kesin olarak onanmasına karar vermiştir. A. Ulusal Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Ceyhun Tunç, §§ 20-