Başvuru, ilk derece mahkemesinin boşanma kararı yönünden kısmi kesinleştirme yapmaması nedeniyle evlenme hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ilk derece mahkemesinin boşanma kararı yönünden kısmi kesinleştirme yapmaması nedeniyle evlenme hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu 10/11/2015 tarihli dilekçesiyle Antalya Aile Mahkemesinde (Mahkeme) evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davası açmıştır. Başvurucu, boşanma ile birlikte maddi ve manevi tazminat, müşterek çocuğun velayeti, iştirak nafakası ve mal rejiminin tasfiye edilmesi taleplerinde bulunmuştur. Başvurucunun eşi (H.İ.) tarafından 8/12/2015 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı karşı dava açılmıştır. H.İ. boşanma, maddi ve manevi tazminat ile müşterek çocuğun velayetinin kendisine verilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme 1/2/2017 tarihinde tarafların boşanmalarına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, müşterek çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesine, müşterek çocuğun ihtiyaçları için başvurucuya iştirak nafakası ödenmesine, mal rejiminin tasfiyesi davasının tefrik edilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına eşit kusurlu davranışlarıyla sebep olduğu ve evliliğin devamında taraflar ve çocuk için bir menfaat kalmadığına işaret edilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı 14/3/2017 tarihli dilekçesiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine (Daire) istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde; Mahkemenin davaya ve karşı davaya ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde tamamen kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davasının kabul edilmesini, karşı davanın ise reddedilmesini talep etmiştir. H.İ. 4/4/2017 tarihli istinaf dilekçesinde mahkeme kararının kaldırılarak Dairece yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir. Daire 9/5/2017 tarihinde, mahkemelerin tüm kararlarının gerekçeli olmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu belirterek davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Mahkemece 4/10/2017 tarihinde tarafların boşanmalarına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, müşterek çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesine, müşterek çocuğun ihtiyaçları için başvurucuya iştirak nafakası ödenmesine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı 21/11/2017 tarihli dilekçesiyle Daire nezdinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde; karşı davanın reddine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, daha yüksek miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesini istemiştir. H.İ. 30/11/2017 tarihli istinaf dilekçesinde; davanın reddine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, müşterek çocuğun velayetinin babasına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Daire 8/10/2018 tarihinde tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Başvurucu 26/11/2018 tarihli dilekçesiyle karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve iştirak nafakasının miktarına ilişkin; H.İ. ise 17/12/2018 tarihli dilekçesiyle davanın kabulü, ferileri ve kendi tazminat taleplerinin reddine ilişkin olarak anılan karara karşı Yargıtay Hukuk Dairesine (Yargıtay) temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 14/9/2020 tarihli kararıyla Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde verdiği ilk hükümde davanın boşanma yönünden kabulüne ilişkin kısmın taraflarca istinaf edilmeden kesinleştiği, Dairece bu husus gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle Dairenin 8/10/2018 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtayın bozma kararı sonrası Mahkemece 26/10/2020 tarihinde kesinleşme şerhi düzenlenerek kararın boşanma yönünden 15/3/2017 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgilere göre başvurucu tarafından 21/2/2020 tarihinde Antalya Aile Mahkemesinde, H.İ. tarafından 19/5/2020 tarihinde Antalya Aile Mahkemesinde olmak üzere başvurucu ve H.İ.nin birbirlerine karşı zina nedeniyle boşanma davası açtığı görülmüştür. Bozma sonrası üç davanın birleştirilerek yargılama sürecine devam edildiği tespit edilmiştir. UYAP evrak işlem kütüğünde yapılan inceleme sonucunda tespit edildiği üzere başvurucu vekili, kesinleşme şerhini 27/10/2020 tarihinde gördükten sonra 24/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.