(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8327 E. , 2008/8970 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.03.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği dü…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8327 E. , 2008/8970 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.03.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, genel yola çıkışı olmayan 5710 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalıya ait 5171 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacı parseli yararına, davalıya ait 5171 parsel üzerinden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Somut olayda, davacının geçit ihtiyacı içinde bulunduğu tartışmasızdır. Bilirkişi raporunda sözü edildiği üzere davalıya ait 5171 parselin kuzeyi ve 5169 parselin güneyinin eğim farkı nedeniyle fazla masraf gerektirdiği anlaşıldığından, 5171 parselin güneyi ile 5172 parselin kuzeyinden veya bunların ortak sınırından geçit alternatiflerinin araştırması, başka türlü geçit söz konusu olmayacaksa fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gereği zaten küçük olan 5171 parseli ikiye bölme yerine aynı parselin 5169 parsel ile olan sınırından veya 5169 parselin güneyindeki kısımdan geçit hakkı kurulması sağlanarak davacının fazla denilen masrafa katlanması gerekirken, davalıya ait parseli ikiye bölecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.