Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/919 E. , 2024/1716 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/919 Karar No:2024/1716 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... A.Ş.'nin hissedarı olduğunu belirt…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/919 E. , 2024/1716 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/919 Karar No:2024/1716 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... A.Ş.'nin hissedarı olduğunu belirterek 06/12/2000 tarih ve 24252 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, anılan Bankanın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının Danıştay Onuncu Dairesi'nin 05/11/2004 tarih ve E:2004/8038, K:2004/7170 sayılı kararıyla iptal edildiği, devamında tesis edilen işlemlerin de Mahkemelerce iptal edildiği ve anılan kararların temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açılan davalarda, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlali tespitinin yapıldığından bahisle, ... AŞ ile ilgili verilen tüm Mahkeme kararları göz önünde bulundurularak, yargı kararlarının infazı ile uğradığı zararların giderilmesi istemiyle yapılan 22/02/2016 tarihli başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile zararı öz kaynaklarını aşan, yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyen, faaliyetlerine devamı malî sistemin güven ve istikrarını tehlikeye düşüren ... T.A.Ş.'nin (Banka) temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasına dayanılarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine ve sonrasında, Fon'un ... tarih ve ... sayılı kararı ile Banka hisse senetlerinin 275.000.000.000 TL tutarındaki kısmının Banka'ya aynı tutarda yapılacak ödeme karşılığında devralınmasına ve hisse senetlerinin Banka pay defterine Fon adına kaydedilmesine karar verildiği, Banka'nın 20/09/2001 tarihinde imzalanan hisse satış sözleşmesi ile tüm hak, alacak, borç ve yükümlülükleriyle 14/12/2001 tarihinde tüzel kişiliği sona ermek suretiyle ... Bankası'na devredilerek kaydının ticaret sicilinden silindiği, devirden önceki ortaklık yapısı itibarıyla Banka'nın % 72.55'inin ... Holding A.Ş.'ne, % 0,023'ünün ...'na ait bulunduğu, ... T.A.Ş.’nin hisselerinin tamamının 4389 sayılı Kanun'un 14/5 maddesinin (a) bendinin (ab) alt bendi çerçevesinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralındığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 03/06/2003 tarih ve E:2002/4599, K:2003/145 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 18/12/2003 tarih ve E:2003/782, K:2003/960 sayılı kararı ile bozulduğu ve Danıştay Onuncu Dairesi'nin 05/11/2004 tarih ve E:2004/8038, K:2004/7170 sayılı kararıyla, bozma kararı doğrultusunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının iptal edildiği, yine Banka hisselerinin ... Bankası'na satışına ilişkin 20/09/2001 tarihli işlemin, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiği, söz konusu kararın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/01/2006 tarih ve E:2005/10, K:2006/470 sayılı kararı ile onandığı, diğer taraftan, Banka'nın hisse senedini satın almış olan bir başka kişinin (... isimli şahıs) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı davada adil yargılama hakkı ile mülkiyet hakkına ilişkin hak ihlali tespit edildiği, davacı tarafından, ... T.A.Ş. ile ilgili verilen tüm Mahkeme kararları göz önünde bulundurularak, Mahkeme kararlarının infazı ile uğradığı zararların giderilmesinin talep edildiği, bu başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; davacı tarafından sözü edilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının, doğrudan davacının tarafı olduğu bir davada verilmiş bir karar olmayıp başka şahsa ait bir karar olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 41. maddesi bağlamında verilmiş bir tazminat hükmü bulunmadığı, davacıyla ilgili sürecin halen devam etmekte olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı durumlarda ihlal kararı vermiş olmasını manevi tazmin bakımından yeterli bularak ayrıca bir manevi tazminata hükmetmediği durumlara da rastlanılması karşısında, bu aşamada davacının başvurusunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; ...'ın ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon'a devrine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile Banka'nın ...'ye devrine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kararının yargı kararları ile iptal edildiği, ancak, Banka'nın Fon tarafından ...'ye devredilmesinin ardından ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliğine son verildiği ve tüzel kişiliğine son verildikten sonra ortaya çıkan yargı kararlarının ise hukukî ve fiili imkânsızlıklar sebebiyle uygulanamadığı anlaşıldığından, gerek idarenin eylem veya işlemleri dolayısıyla ortaya çıkan zararlara ilişkin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde tazmin yükümlülüğünün doğmuş olması gerekse aynı konuya ilişkin olarak başka bir şahsın yaptığı başvuru üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce (Reisner/Türkiye) ilgili şahsın mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş olması karşısında, hukuka aykırılığı yargı kararları ile sabit olan bahsi geçen idari işlemlerden kaynaklanan zararın tazmin edilmesi gerekirken davacının bu yönde yapmış olduğu başvurusunun zımnen redine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davanın süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği, davacının doğrudan tarafı olmadığı bir davada verilen AİHM kararı ile kaçırılan dava süresini yeniden canlandırmaya çalıştığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz istemine konu kararın temyizinin mümkün olmadığı, davalının temyiz talebinin reddi ile dosyanın temyize sevk edilmemesi gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 18/04/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, ... T.A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) kararı neticesinde kaybettiği ... T.A.Ş'.ye ait hisse senetlerinin bedellerinin tazmini amacıyla davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nce davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi tarafından kabul edilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olup, anılan kararın davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir. Her ne kadar, davacı tarafından tazminat talebine dayanak olarak BDDK kararı gösterilmiş ise de davacı, sahibi olduğunu iddia ettiği Banka hisse senetlerinin mülkiyetini, BDDK'nın kararıyla değil, Fon'un 06/12/2000 tarih ve 29 sayılı kararı sonucunda kaybetmiştir. Dolayısıyla, oluştuğu iddia edilen zararla BDDK'nın Danıştay Onuncu Dairesi'nin kararlarına konu olan 06/12/2000 tarih ve 123 sayılı kararı ve Danıştay Onuncu Dairesi'nin iptal kararı üzerine verilen 05/12/2005 tarihli ve 1523 sayılı kararı arasında bir nedensellik bağı bulunmamaktadır. Banka hisselerinin mülkiyetinin Fon'a intikali ise, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (ab) alt bendinde yer alan "Fon ... hisselerin tamamına sahip olmak kaydıyla, sermayesine tekabül eden zararlarını devralmaya yetkilidir. Devralınan zararlara istinaden yapılacak ödemelerin karşılığını temsil eden hisseler başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Fon'a intikal eder." kuralına dayanmaktadır. Bu hüküm çerçevesinde alınan Fon'un 06/12/2000 tarih ve 29 sayılı kararıyla da, "birikmiş zararının, sigortaya tabi mevduatının altında olduğu dikkate alınarak, Banka hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinin (ab) alt bendi hükmü uygulanarak, Banka hisse senetlerinin tamamının, Banka zararının ödenmiş sermayeye tekabül eden 275.000 milyar TL tutarındaki kısmının, adı geçen Banka'ya aynı tutarda yapılacak ödeme karşılığında devralınmasına ve hisse senetlerinin Banka pay defterine Fon adına kaydedilmesinin Banka Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan istenilmesine" karar verildiğinden, davacının sahip olduğu Banka hisse senetlerinin mülkiyetini kaybetmesinde BDDK'nın herhangi bir işlevi bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, idarenin 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca sorumlu tutulabilmesi için, davacının zarara uğramış olmasının yanı sıra, zararın yargı kararını idarenin keyfi şekilde yerine getirmemesinden kaynaklanması da gerekmektedir. Oysa, dava konusu olayda, uğranıldığı iddia edilen zararın dayanağı, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 05.11.2004 tarih ve E:2004/8038, K:2004/7170 sayılı kararının uygulanmaması değildir. Çünkü Danıştay Onuncu Dairesi, Banka'nın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon'a devredilmesine ilişkin Kurul kararını iptal etmiştir. Dolayısıyla, iptal kararının uygulanması çerçevesinde hukuken ve fiilen imkân bulunması hâlinde yapılacak olan işlem, temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimin iadesidir. Görüldüğü üzere, iptal kararının uygulanması çerçevesinde BDDK tarafından yapılacak işlemler arasında hisselerin mülkiyetinin iadesi yer almamaktadır. Kaldı ki, 20/09/2001 tarihi itibarıyla ... Bankası ile Fon arasında hisse devri sözleşmesi imzalandığı, fiilî hisse devrinin 30/10/2001 tarihi itibarıyla gerçekleştiği ve BDDK'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile Banka'nın ... Bankası ile birleştirilmiş olduğu dikkate alındığında, artık ortada Banka'nın tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle hisselerin varlığından da söz edilemeyeceğinden, davacının hisse bedelleri karşılığının tazmini istemiyle BDDK'ya yaptığı başvurusunun reddinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacının bankanın ihdası ile hissedarlık haklarının iadesi için yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabul edilerek davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.