T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1130 KARAR NO : 2025/1346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2017/812 Esas 2023/501 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 07.11.2025 GERE…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1130 KARAR NO : 2025/1346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2017/812 Esas 2023/501 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 07.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 01.12.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 02.09.2016 tarihinde, davalılardan ... Belediyesi Başkanlığı adına kayıtlı, sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekicinin kırmızı ışık ihlâli yaparak davacı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının bacağında kemik kırıklarının oluştuğunu ve ağır şekilde yaralandığını, onlarca ameliyat geçirmesine rağmen bir kolunun felç kaldığını ve hâlen bacağında illizarov denilen bir demir aparatla ve tekerlekli sandalye ile yaşamına devam ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün kırmızı ışık ihlâli yapması nedeniyle asli kusurlu olduğu belirtilerek hakkında iddianame düzenlendiğini, davacının %76 oranında maluliyetine ilişkin raporun bulunduğunu, davacının 1 yılı aşkın süredir hastanelerde çeşitli operasyonlar geçirdiğini, özel ambulansla hastane ev arasında gidip geldiğini, hâlen de devam eden tedavileri için bir çok masraf yaptığını, faturalandırılabilen masrafların yaklaşık 80.000,00 TL olduğunu, faturalandırılamayan masraflarla birlikte 100.000,00 TL hastane ve zaruri ihtiyaç harcaması yaptığını, kaza neticesinde davacının yaklaşık 20.000,00 TL değerindeki motorunun ve ... markalı 3.192,00 TL değerindeki telefonunun kırıldığını ve kullanamaz hâle geldiğini, davacının öğretmenlik görevini icra ederken aylık 4.000,00 TL maaş aldığını, kaza sonrasında görevine devam edemeyecek duruma geldiğini ve maaşlarını da kesintilerle aldığını, sigorta şirketine başvurularının sonuçsuz kaldığını belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 100,00 TL tedavi, motor hasar ve telefon bedeli, 300,00TL sürekli iş göremezlik, 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 300,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini istemiş, tedavi masrafları, motor hasar bedeli ve telefon bedeline yönelik taleplerini 05.04.2018 tarihi itibariyle takipsiz bıraktığını belirtmiş, 18.03.2019 tarihli dilekçesi ile davalı ... şirketi yönünden davadan feragat ettiklerini beyan etmiş ve 18.03.2019 tarihinde, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 906.653,45 TL'ye artırmıştır. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı sürücü ...'ın bulunduğu kavşakta yeşil ışıkta geçme süresinin 11 saniye olduğunu, aracın bulunduğu tarafın rampa olduğunu, 11 saniye gibi bir zamanda büyük bir aracın hazırlanıp, devrini alıp geçişini tamamlamasının mümkün olmadığını, davacının da ana yolda motosikleti ile azami hız sınırlarını aşarak ve kasksız olarak kendi yönünde hızla gelmekte iken kendisi için yanan yeşil ışığın sona ermesine rağmen hızından dolayı duramayarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, kazanın meydana geldiği kavşakta kaza tarihindeki sinyalizasyon sisteminde kazaya karışan her iki araç yönünde ait kırmızı ışık yanma sürelerinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığından sorulması ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, davalı ...'ın kullandığı aracın ağır ve uzun bir araç olduğunu ve yolun rampa olması nedeni ile hareket etmesinin ve hızını artırmasının uzun zaman aldığından yeşil ışıkta orta refüjü geçtiği sırada ışık aniden kırmızı ışık yanmış ise de, davalı sürücünün kırmızı ışığın yandığını görebilecek bir konumda olmadığını ve yolun ortasında olduğundan trafiği tıkamamak için geçişini tamamlamak zorunda olduğunu, kırmızı ışık yandığında neredeyse geçişini tamamladığını ve ışık panosunun aracın arkasında kaldığını, her ne kadar trafik kazası tespit tutanağında kırmızı ışıkta geçtiği yazılmış ise de bu hususun doğru olmadığını, davacının kullandığı motorsikletin geldiği yöne yeşil ışık yandığı ve motorsiklet sürücüsü davacının yeşil ışıkta geçtiği iddia edilmekte ise de; motorsiklet sürücüsü hareket ettiğinde aynı yönde bulunan diğer araçların hareket etmemiş olmaları nazara alındığında motosiklet sürücüsünün de yeşil ışıkta geçmediğini, ancak kırmızı ışığın süresinin dolmasına yakın, ancak yeşil ışık yanmadan geçtiğinin anlaşılacağını, bekleyen bir motosikletin bir anda 130 km sürate çıkabilmesinin mümkün olmadığını, davacı sürücünün uzaktan hiç hız kesmeden geçmek istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Anonim Şirketi vekili, Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesi gereğince davacının usûlüne uygun olarak sigorta şirketine başvurusunun bulunmaması nedeniyle başvuru şartının yerine getirilmediğini, sorumluluklarının kusur oranında poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak yapılması gerektiğini, davalı ... şirketinin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın, 02.09.2016 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası nedeniyle davalı ... şirketinden ZMMS poliçesi kapsamında, davalı ...'dan araç sürücüsü, diğer davalıdan araç maliki olması sebebiyle geçici, sürekli işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatı ve tedavi masrafları, motor hasar bedeli ile telefon bedeli, sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin 18.03.2019 tarihli dilekçesi ile davalı ... şirketi yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, tedavi masrafları, motor hasar bedeli ve telefon bedeline yönelik taleplerini 05.04.2018 tarihi itibariyle takipsiz bıraktığını belirttiği, 08.06.2018 tarihli duruşmada bu talepler yönünden HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı ve karar tarihine kadar yenilenmediği, 15.02.2019 tarihli raporda, meydana gelen kazada davacının %25, davalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ATK İkinci Üst Kurulu Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine düzenlenen raporda, tüm vücut engellilik oranının %73 olduğunun, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 24 aya kadar uzayabileceğinin, iyileşme süresi içerisinde 6 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin belirtildiği, SGK'ya yazılan müzekkere cevabında, rücuya dayalı ödemenin bulunmadığının belirtildiği, davacının öğretmen olarak görev yaptığı bildirilen Hamravad Ortaokuluna müzekkere yazılarak ek ders ödemelerini gösterir maaş bordrolarının istendiği, aktüer bilirkişi tarafından TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanarak düzenlenen raporda, davacı için 3.687.340,58 TL sürekli iş göremezlik, 53,72 TL geçici iş göremezlik (ek ders ücreti), 7.613,78 TL bakıcı gideri tazminatının hesaplandığı, sigorta şirketi yönünden yapılan feragatin diğer davalılara sirayet edeceği ve bu nedenle hesaplanan tutardan teminat limiti olan 310.000,00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiği, mevcut bilirkişi raporları, davacının da gerçekleşen kazada kusurunun bulunması, yaralananın kaza neticesinde uğramış olduğu zararın, kazanın meydana geliş şekli, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayışı, kazanın davacının vücudunda bıraktığı hasar neticesinde duyduğu üzüntü, tarafların kaza tarihindeki yaşı, sosyal ve mali durumuna göre, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacının, tedavi masrafı, motor hasar bedeli ve telefon hasar bedeline dayalı maddi tazminat talebi yönünden HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... Anonim Şirketine yönelik açılan maddi tazminat talepli davanın feragat sebebi ile reddine, diğer davalılar ... ve ... Belediyesi Başkanlığına yönelik maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 906.653,45TL sürekli iş göremezlik, 53,72TL geçici iş göremezlik ve 300TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 907.007,17TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02/09/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ... ve ... Belediyesi Başkanlığına yönelik manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.09.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bordrolardaki net ücretin doğru bir şekilde tespit edilmediği gibi, öğretmen olan davacının ek ders ücretleri ve aslında net ücretine dahil olan diğer kesintilerin de gözetilmediğini, asgari ücret ve memur maaşında yapılan zamların da dikkate alınmadığını ve pasif dönemde artık yürürlükte olmayan AGİ indiriminin yapıldığını, davacının aylık gerçek gelirinin doğru şekilde belirlenemediğini ve eksik tazminat hesaplandığını, hesaplamada prograsif rant, yani işleyecek devredeki gelirlerin her yıl %10 artırılıp %10 eksiltilmesi yöntemi kullanılmış ise de, iskontoya ilişkin katsayıların yanlış belirlendiğini, her ne kadar kararda taleple bağlı kalınarak hüküm verildiği belirtilmişse de, davacının uğradığı gerçek zarar doğru bir şekilde hesaplanmadığı için bu dosyada ıslah yapılamadığını, dosya kapsamında maluliyete ilişkin alınan Adli Tıp raporlarında davacının maluliyet oranı ile geçici iş göremezlik ve bakım ihtiyacı süresinin eksik tespit edildiğini, takdir edilen manevi tazminatın da çok düşük belirlendiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması gerekirken davanın görevsiz asliye ticaret mahkemesinde görüldüğünü, kusur oranının yanlış takdir edildiğini, trafik ışıklarına ilişkin sinyalizasyon bilgisi talep edilmeden kusur takdiri yoluna gidildiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun da hatalı olduğunu, tazminat hesaplamasında davacının ek ders ücretlerinin de maaşa dahil edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, sigorta şirketi tarafından yapılan 310.000,00 TL ödemenin mahsup edilmemesinin ve davalı ... lehine kabul ret oranında nisbi vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, davacının tedavi masrafları, motor hasar bedeli ve telefon bedeline ilişkin taleplerini atiye bırakmasına muvafakatleri bulunmamasına rağmen verilen kararın hatalı olduğunu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat bedelinin de fahiş olduğunu, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ...'ın kaza tarihinde ...'nın yapmış olduğu görevlendirme doğrultusunda sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile seyir hâlinde iken rampada kırmızı ışıkta durduğunu ve kendisi için yeşil ışık yandığında geçmek üzere yola çıktığını, davalının kullandığı aracın ağır bir araç ve yolun da rampa olması nedeniyle hareket etmesi ve hızını artırması zaman aldığından yeşil ışıkta orta refüjü geçtiği esnada kırmızı ışık yapmış ise bile, kırmızı ışığın yandığını görebilecek bir konumda olmadığını, yeşil ışığın süresinin 11 saniye gibi kısa bir zaman olması nedenleriyle davalı yolun ortasında olduğundan trafik akışını bozmamak için geçişini tamamlamak zorunda olduğunu, kaldı ki kırmızı ışık yandığında davalının neredeyse geçişini tamamladığını, ışık panosunun kamyonun arkasında kaldığını, bu sırada motosiklet sürücüsü davacının nasılsa kamyonun önünden geçebilirim düşüncesiyle hareket ettiğini, aynı yönde seyredecek olan diğer araçların hareket etmedikleri nazara alındığında davacı motosiklet sürücüsünün yeşil ışıkta geçmediğini, ancak kırmızı ışığın süresinin dolmasına yakın, belki de sarı ışıkta ve fakat ancak yeşil ışık yanmadan geçtiğinin anlaşıldığını, bu durumda kazanın meydana gelmesinde davalı kamyon sürücüsünün kusurunun asli, davacının kusurunun tali kusur olarak belirlenmesinin doğru olmadığını, yeniden keşit yapılarak kusur oranlarının yeniden belirlenmesi gerektiğini, davacının ana yolda motosikletini azami hız sınırlarını aşarak ve kasksız olarak kullanmasının, kendisi için yanan ışığa aldırmadan geçmek istemesinin kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, davanın seyri açısından oldukça önem arz eden husus olan sinyalizasyon ile ilgili olarak net bir belgenin de dosya kapsamında yer almadığını, kusur oranlarının kesin ve net şekilde belirlenebilmesi için trafik ışıklarının kaza tarihindeki yön ve saniyeleri ile ilgili bilgi getirtilerek, dosya kapsamına göre trafik bilirkişisinden rapor tanzimi istenmeden karar verilmesinin hakkaniyetli olmadığını, davacının kazadan sonra öğretmen olarak çalışmasına devam ettiğini ve gelirinde de herhangi bir kaybı söz konusu olmamasına rağmen Mahkemece afaki değerlerle iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin de hakkaniyete ve vicdana aykırı olduğunu, ek ders ücretinin, maaşın asli bir parçası olmadığını, kadro durumuna ve öğretmen ihtiyacına göre o ay içinde şayet verilirse ek ders neticesinde almaya hak kazanılan bir ücret olduğunu, dolayısıyla davacının her ay ek ders ücreti aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmasının haksız değerlendirmelere sebebiyet verdiğini, davacıya kaza tarihinden geriye doğru iki yıl içerisinde ne kadar ek ders ücreti verildiğinin ortalaması bulunmadan ek ders ücreti yönünden hak kaybına uğradığının kabulünün isabetli olmadığını, bakıcı ihtiyacının 6 ay olarak değerlendirilirken somut olaya uygun hesaplama yapılması gerekmekte iken bu hesaplama yapılırken de fahiş rakamlar üzerinden hesap yapıldığını, Mahkeme gerekçesinde, sigorta şirketi yönünden yapılan feragatin diğer davalılara sirayet edeceği ve bu nedenle hesaplanan tutardan teminat limiti olan 310.000,00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahsup işlemi yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, oysa ki mahsup işlemi yapılarak davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi, reddedilen miktar üzerinden de davalılara vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat bedelinin de fahiş olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıların zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, sürücüsü ve işleteni olduğu araç ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı kaza sonucunda, davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri tazminatı ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davalı ... şirketi yönünden yapılan feragatin diğer davalılara sirayet edeceği ve bu nedenle hesaplanan tutardan teminat limiti olan 310.000,00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Davacının öğretmen olarak çalıştığı ve belirli bir aylık gelirinin olduğu göz önüne alındığında bilinen dönem için farazi hesap yapılamaz. Bu nedenle, davacının 02.09.2016 kaza tarihinden 6 ay öncesinden rapor tarihine kadar olan tüm maaş bordrolarının çalıştığı işyerinden getirilmesi ve kaza tarihinden rapor tarihine kadar davacının aylık gelirinin net olarak belirlenmesinden sonra geçici iş göremezlik döneminde maaşını almaya devam ettiğinden ancak mahrum kaldığı ek ücret varsa bu miktara göre hesaplama yapılması bilinen dönem iş göremezlik süresi için geçici iş göremezlik süresinin bitiminden itibaren bilinen dönem sonuna yani rapor tarihine kadar maaş bordroları ve süreklilik arzeden ek ödemelerin esas alınarak hesaplama yapılması, bilinmeyen aktif dönem hesabında ise bilinen son ücretler üzerinden aktif dönem süresince progresif rant yöntemine göre %10 artırım %10 iskonto uygulanarak hesaplama yapılarak sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması gerekirken dosyada bulunan bir kısım maaş bordrolarına göre hesaplama yapılmış olması ve bazı aylarda maaş bordrolarına uygun olmayan gelir esas alınarak hesaplama yapılmış olması doğru görülmemiştir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, pasif dönem hesabında AGİ mahsup edilmiş şekilde hesaplama yapıldığı ve hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır.Asgari geçim indirimi (AGİ), ülkemizde 2008 yılından 2022 yılına kadar uygulanan vergi indirim sistemidir. AGİ asgari ücret üzerinde hesaplanan gelir vergisinden kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile içindeki fertleri için verilen bir indirimdir. AGİ, kişinin medeni haline ve ailesi içinde yer alan çocuk sayısına göre farklılık gösterir. Kişinin brüt maaşı üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimi, ancak 16 yaşından büyük işçiler için uygulanır.Asgari geçim indirimi uygulaması ile işverenler çalışanların ücretleri üzerinden vergi oranını hesaplar ve vergi dairesine asgari geçim indirimi kadar daha az vergi öder. Gelir Vergisi Kanununun 32 maddesi 7349 Sayılı Kanunun 3.maddesi ile 22.12.2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, böylece asgari geçim indirimi uygulamasına bu tarih itibarıyla son verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 27.01.2022 Günü Resmi Gazetede yayınladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 7. maddesinde “Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 Sayılı Kanunun 32. maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulanması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır” denilerek 01.01.2022 tarihinden itibaren artık asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacağı, bu nedenle de Asgari Geçim İndirimi uygulamasına da son verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda 01.01.2022 tarihinden sonra asgari geçim indiriminin kaldırıldığından bu husus nazara alınarak Yargıtay uygulamalarına uygun olarak aktüerya konusunda uzman yeni bir bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilerek denetime uygun olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; davacı vekili dava dilekçesinde geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep etmiş, yargılama aşamasında davalı ... şirketi tarafından sürekli iş göremezlik tazminatının poliçe teminat limiti kapsamında ödenmesi nedeniyle davalı ... şirketi aleyhine açtıkları davadan feragat etmiştir. Mahkemece davalı ... şirketi yönünden davadan feragat edilmesi nedeniyle reddine karar verilmiş ve feragatin diğer davalılara da ödenen limit kadar sirayet edeceği kabul edilmiş ise de bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Trafik kazası nedeniyle meydana gelen zararlardan, zarara sebebiyet veren sürücüler, işleten ve işletenin sorumluluğunu zorunlu mali sorumluluk sigortası ile üstlenen sigorta şirketi Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 91 ve 88. maddeleri gereğince müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri TBK'nın 162/2 ve 163. maddelerine göre borcun tamamından sorumludur. Müteselsil borçlularda borcun sona ermesini düzenleyen TBK'nın 166. maddesinde; "(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." düzenlemesine yer verilmiş, bu doğrultuda müteselsil borç nedeniyle alacaklıya halef olmayı düzenleyen TBK'nın 168/2 maddesinde de; "Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." denilerek, bir borçlu lehine yapılacak olan iyileştirmenin, diğer borçluların aleyhine olması halinde, iyileştirmenin aleyhine olduğu, diğer borçluların da bundan istifade edeceği kabul edilmiştir. Bu durumda talep edilen diğer tazminatlar yönünden 6098 sayılı TBK'nın 166 ve 168/2. maddesi hükümleri uyarınca davalı ... şirketi yönünden davadan feragatin davalılar sürücü ve işletene etkisinin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine. 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5- Ankara 1. İcra Dairesinin 2023/19860 esasına yatırılan 2.104.552,05 TL nakit teminatın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.