(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/15487 E. , 2008/1037 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.09.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 19.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.007 günü duruşma y…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/15487 E. , 2008/1037 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.09.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 19.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.007 günü duruşma yapıldıktan sonra görülen eksiklik nedeniyle dosya yerel mahkemesine geri çevrilmiştir. Anılan eksikliğinin giderilmesinden sonra yeniden Dairemize gönderilmiş olmakla dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında davalının bayii adına tespit ve tescil edilen dava konusu 24 ada 516 parsel numaralı taşınmaz ile, bu taşınmaza komşu 520 (ifrazı ile 1621-1622), 521 ve 522 parsellere uygulanan 404 numaralı vergi kayıt miktarının 32.000 m2 ve sınırları değişebilir nitelikte olduğu halde kaydın miktarının 34.420 m2 fazlası ile tescil edildiğini, miktar fazlasının meradan kazanıldığını, meraların özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek 516 parselin miktar fazlası olan 18.438 m2 lik kısmın iptali ile mera olarak sınırlandırılması isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı, taşınmazı iyiniyetle iktisap ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 10.675.27 m2 miktarındaki kısmın iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. Hükmü davacı Hazine ve davalı temyiz etmiştir. Dava, tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir. 4342 Sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır. Aynı kanununun 4. maddesinin 3. fıkrasında, “mera, yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyet geçirilemez, ilk fıkrasına göre de, mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Meralar, kamu ortak mallarından olup, maliki Hazinedir ve özel mülkiyete konu olamaz şeklindedir. Bu cümleden olarak zilyetlikle kazanılmaları da mümkün değildir. Kamu malı olmaları nedeni ile, özel mülkiyete konu olmaları mümkün bulunmayan ve tapuya tescilleri de gerekmeyen meraların, hukuki dayanaktan yoksun ve geçersiz bir işlemle tapuya bağlanması durumunda, bu tapu hukuken yokluk ifade eder. Bu tapu kaydı üzerinde iktisapta bulunan kişilerin de Türk Medeni Kanununun 712 ve 1023. maddelerinden yararlanmaları olanaksızdır. Hukuki dayanaktan yoksun ve geçersiz olan bir işlemle merayı kendi adına tescil ettiren kişiden vaki iktisaplarda geçersizdir. Bu özelliği gereği, taşınmazı kayda dayanarak iktisap eden kişinin ikinci ya da üçüncü el olması sonucu etkili olmadığından iyi niyet savı dinlenmez, 712 maddenin uygulanmasından da söz edilemez. (Gayrimenkul Davaları...- ... 2006 S:2271) Bu arada, üzerinde durulması gereken konulardan biri de; çekişme yaratılan tapu kaydına bağlanan ve böylece kişi adına mülkiyet hakkı oluşturulan mera kapsamındaki yere ait tapunun niteliğinin belirlenmesidir. Meralar kamunun yararlanacağı yerlerden olup buralarda yukarıda belirtilen nitelikte tapu kaydı oluşturulmuş ise tapunun iptalinde, Anayasanın 43. Tapu Kanununun 33, Kadastro Kanununun 16. maddesi göz önüne alınarak kamu yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince; Dava konusu 516 parsel numaralı taşınmaz ile dava dışı parsellere uygulanan 404 numaralı vergi kaydı kuzey ve güney sınırları itibariyle mera okumakta olup, kayıt miktarı 32.000 m2 dir. Mahkemece, mahallinde yapılan keşif, yerel bilirkişi anlatımları ve bilirkişi raporları ile kaydın dava konusu yere uyduğu, taşınmazın kuzey ve güney sınırının kadastroca tescil harici bırakıldığı ve mera olarak kullanıldığı saptanmış, bilirkişi raporunda saptanan miktarın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun “kayıt ve belgelerin kapsamını tayin” başlığını taşıyan 20. maddesinin e bendine” göre; harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlardan gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır” şeklindedir. Belirtilen nedenle, davalının tapusunun iptal edilerek taşınmazın kayıt dışı bırakılması yönünde karar verilmesinde hukuka aykırı bir durum olmayıp, davalının tapu kaydının iptalinden dolayı ancak tazminat talebinde bulunabileceğinden mahkemece yapılması gereken ...; vergi kayıt kapsamının mahallinde yapılacak keşif ve yukarıda açıklanan maddedeki düzenlemeye uygun biçimde sabit sınır esas alınmak suretiyle saptandıktan ve bilirkişi raporuna işaret ettirildikten sonra oluşacak sonuca göre hüküm kurulması yerine usul ve yasaya uygun olmayan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.