Ceza Genel Kurulu 2008/77 E. , 2008/165 K. "" Kararı veren Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Günü : 09.07.2007 Sayısı : 111-173 Kasten yaralama sonucu insan öldürme suçundan sanık ...’in 5237 sayılı TCY’nın 86/3 maddesi aracılığıyla 87/4, 29/1, 31/3 ve 62/1 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, suçta kullanılan bıçağın aynı Yasanın 54/1 maddesi uyarınca zoralımına ilişkin olarak Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.12.2005 gü…
**Ceza Genel Kurulu 2008/77 E. , 2008/165 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı veren Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Günü : 09.07.2007 Sayısı : 111-173 Kasten yaralama sonucu insan öldürme suçundan sanık ...’in 5237 sayılı TCY’nın 86/3 maddesi aracılığıyla 87/4, 29/1, 31/3 ve 62/1 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, suçta kullanılan bıçağın aynı Yasanın 54/1 maddesi uyarınca zoralımına ilişkin olarak Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.12.2005 gün ve 237-223 sayılı hüküm sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 31.05.2007 gün ve 4967-4342 sayı ile; “Maktûlün, olay günü sanıkla tartıştığı, onu kovalayıp dövmesi üzerine, sanığın hamili bulunduğu bıçağı maktûlün sol midklavikuler hattın 5. kaburga aralığı ile kesiştiği noktadan göğüs boşluğu soluna girerek perikardı ve kalbin apeks bölümünü ventrikül iştirakli olmaya¬cak şekilde bıçağı şiddetlice vurması sonucu çocuk olan maktûlü öldürdüğü, darbenin kalp gibi yaşamsal bölgeye yöneltildiği, maktûlün sanığın elinden bıçağı alarak eylemini sürdür¬mesini engellediği olayda, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin kabulü ile 5237 sayılı Yasanın 82/1-e, 29, 31/3 ve 62. maddelerinden hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde suç vasfının belirlenmesinde hata edilmesi” isabetsizliğinden oyçokluğu ile bozulmuştur. Yerel Mahkeme 09.07.2007 gün ve 111-173 sayı ile; “……….maktûlün sanığa nazaran iri yapılı, 1.80 boyunda, 70 kg ağırlığında ve daha kuvvetli olduğu, maktûlün elindeki bıçakla geri geri giden ve "üzerime gelme" diyen sanığın çenesinden tutarak kafasını iki işyeri arasındaki demire sıkıştırarak sanığı dövdüğü sırada sanığın elinde bulunan bıçağı bir kez rastgele sallayarak maktûlün sol meme başı altına vurduğu, maktûl tarafından elinden bıçak alınıp 5-6 metre atıldıktan sonra maktûle yönelik başkaca bir saldırıda bulunmadan sanığın olay yerinden kaçtığı, maktûlün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kalp yaralanması ve kanama sonucu kaldırıldığı hastanede öldüğü, meydana gelen yaranın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, sanığın maktûl tarafından çenesinden tutularak kafası iki işyeri arasındaki demire vurulmak suretiyle dövülürken rastgele bir el bıçak salladığı, bulunduğu bu pozisyon itibarıyla hedef seçme imkânı bulun¬duğunun belirlenemediği, sanığın olay öncesinde maktûlü tanımadığı, bu sebeple aralarında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmadığı; darbenin tek olması, sanığın hedef seçme imkanına sahip olduğunun belirlenememesi, elinden bıçak alınıp atıldıktan sonra imkanı varken saldırısına devam etmeyip kaçması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın öldürme kastıyla değil yaralama kastıyla hareket ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, sanığın silahtan sayılan bıçakla kasten yaralama sonucu insan öldürmek suçunu işlediği kanaatine varıldığı” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.