9. Ceza Dairesi 2021/9459 E. , 2023/8485 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/70 E., 2015/93 K. SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 30
**9. Ceza Dairesi 2021/9459 E. , 2023/8485 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/70 E., 2015/93 K. SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2015 tarihli ve 2014/70 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü, altıncı fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.04.2019 tarihli ve 14-2015/373033 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Eylemin cebirle gerçekleştiğine dair delil bulunmadığına, mağdurun olaydan önce akli dengesinin yerinde olmaması nedeniyle Mahkemenin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezayı artırmasının yerinde olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece ''Mağdur ...' in suça sürüklenen çocuklar ... ve ... ile sanık ...' nın kendisini zorla inşaata götürdüklerini ve hepsinin de organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduklarını iddia etmiş, suça sürüklenen çocuklar ve sanık inşaata zorla götürme ve cinsel istismar iddiasını tümüyle inkar etmişlerdir. İddianın tespitine ilişkin görgüye dayalı tanık deliline ulaşılamamıştır. Yargılama aşamasında mağdurun ifadesi bilirkişi eşliğinde alınmış olup, hem bilirkişi beyanı hem de 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu' nun 15/06/2015 tarihli raporuna göre mağdurun hafif ile orta derece sınırında zeka geriliği bulunduğu, bu zeka geriliğinin söz konusu olaydan kaynaklanmadığı, olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, vermiş olduğu ifadelere ancak ana hatları ile itibar edilebileceği, eylem nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu ifade edilmiştir. Buradan hereketle mağdurda bulunan zeka geriliği nedeniyle salt mağdur beyanına dayanarak sonuca ulaşmak mümkün değildir. Mağdurun iddialarının doğru olup olmadığının tespitine yönelik mağdurun olay günü giymiş olduğu kıyafetler üzerinde DNA incelemesi yapılmış olup, suça sürüklenen çocuk ...' e ait DNA profilini içerdiği belirlenmiştir. Suça sürüklenen çocuk ... duruşmada suçlamayı kabul etmeyeek olay tarihinden önce mağdura bir iki adet atlet ve baksır verdiğini, pijama vermediğini, atlet ve baksırları verdiğinde kirli olduğunu, bu nedenle sperm çıkmış olabileceğini belirterek savunmada bulunmuş ise de, vermiş olduğu savunmanın kendisini cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir. Mağdurda fiili livata bulgusunun da tespit edilmiş olmasına göre suça sürüklenen çocuk ...' in mağdura yönelik organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. Suça sürüklenen çocuk ...' in cinsel istismar eylemini cebir kullanmak suretiyle işlediği sabittir. Ancak eylemin birden fazla kişi ile gerçekleştiği hususunda Mahkememizce bir tespit yapılamamıştır. Çocuğun Cinsel İstismarı eylemi nedeniyle mağdurun ruh sağlığının bozulduğu görülmektedir. Suça sürüklenen çocuk ...' in yargılama aşamasındaki genel durumu ve hakkında Çocuk Koruma Kanununun 35 maddesi gereğince yapılan sosyal inceleme raporuna göre, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu sonucuna varılmıştır...'' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35 inci maddesine göre algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin Mahkemeye ait olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 62 ilâ 73 üncü maddeleri arasında düzenlenen bilirkişi incelemesine ilişkin hükümlere ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20, 21 inci maddelerine göre hakimin gerekirse bu konuda tam kanaat sahibi olabilmesi için sosyal inceleme raporu ile birlikte adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunlu hallerde uzman hekimden görüş de alabileceği esasen 20 nci maddenin ikinci fıkrasındaki düzenleme de nazara alındığında olay tarihinde on iki-on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35 inci maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmasının zorunlu olduğunun düzenlendiği, bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.04.2017 tarihli, 2014/13-518 Esas, 2017/2018 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere suç tarihinde on iki-on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocukla ilgili sosyal hizmet uzmanınca hazırlanan sosyal inceleme raporu, psikiyatrik açıdan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği hususunda tek başına değerlendirme yapmaya yeterli olmadığı gibi bu konunun salt hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile de çözümlenemeyeceği göz önüne alınarak, Mahkemece teknik bilgi gerektiren bu konuda ayrıca adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk bulunması halinde uzman hekimden görüş alındıktan sonra suça sürüklenen çocuğun cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabule göre de; Mahkemece hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 15.06.2015 tarihli raporunda suça sürüklenen çocuk ... ile haklarında beraat kararı verilen inceleme dışı ... ve Barış'ın eylemlerinin katılan mağdurun ruh sağlığını birlikte bozduğunun belirtilmesi nedeniyle raporun içeriği itibariyle yetersiz olması karşısında, suça sürüklenen çocuk ...'ın müstakil eyleminden dolayı katılan mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı yönünde yeniden rapor aldırıldıktan sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2015 tarihli ve 2014/70 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.