8. Hukuk Dairesi 2013/354 E. , 2013/18305 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve terkin ... ve ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının karar verilmesine yer olmadığına dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.07.2011 gün ve 444/580 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, davalılar ve davalıların…
**8. Hukuk Dairesi 2013/354 E. , 2013/18305 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve terkin ... ve ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının karar verilmesine yer olmadığına dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.07.2011 gün ve 444/580 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, davalılar ve davalıların murisi adlarına tapuda kayıtlı 518 parsel sayılı taşınmazın ... Gölü kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile kıyı olarak kamuya terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmayıp sahil şeridinin karaya doğru dışında kaldığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın tapulu olduğunu, 3621 sayılı Yasa hükümlerinin Anayasa'ya aykırılık taşıdığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının davasının hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş; hükmün davacı ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2011 tarih ve 2011/920 Esas, 2011/1940 Karar sayılı içtihadı ile mahkemece 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitiyle dava tarihi arasında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3.maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur, davacı ...'nin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir diyerek reddine, ancak, temyiz aşamasında 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa'nın 16.maddesiyle 3402 sayılı Yasa'nın 36. maddesine eklenen 36/A maddesinde; "... Avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilemeyeceği 17.maddesiyle de davalı tarafın sorumlu tutulmaması süreci uzatılarak infaz edilmemiş karar için de geçerli olduğu” hükmü öngörüldüğünden, anılan yasal düzenleme gözetilerek, davalı tarafın kararı temyiz etmemesine karşın usulü kazanılmış hak olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durularak gerekçelendirilmesi neticeden yargılama giderlerinden ve 29.5.1957 tarih 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulup tutulmayacağı ayrıca davalı lehine avukatlık ücreti verilip verilmeyeceği irdelenip, değerlendirilmesi gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuş; Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın esası yönünden Yargıtay onamı ilamı ile kesinleştiğinden bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı idare lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davacı ... temsilcisince süresinde temyiz edilmiştir.