20. Hukuk Dairesi 2015/10627 E. , 2016/12477 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 05.09.2013 havale tarihli dava dilekçesinde sınırları yazılı, ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve kadastro çalışmalar…
**20. Hukuk Dairesi 2015/10627 E. , 2016/12477 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 05.09.2013 havale tarihli dava dilekçesinde sınırları yazılı, ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan altı adet taşınmazı yıllardır zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek adına tapuya tescilini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddi ile taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/6. maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 14/04/2014 tarihli rapor ve ekindeki krokide A, B, C, D, E ve F harfleri ile gösterilen taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Medeni Kanunun 713. maddesine göre açılan tescil davasıdır. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu 24/12/1984 tarihinde kesinleşmiş ve dava konusu taşınmazlar tespit harici bırakılmıştır. Mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırı olduğu gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme de yeterli değildir. Şöyle ki; 4721 sayılı Medeni Kanunun 713/3. maddesi uyarınca, tescil davaları Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmalıdır. Dava konusu edilen taşınmazlardan (E) ve (F) harfiyle gösterilen bölümlerin kadastro çalışmalarında orman olarak tespit dışı bırakıldıkları anlaşıldığından ilgili alanlar bakımından Orman Yönetimi davaya dahil edilmeden yokluğunda yargılama yapılıp yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Bundan başka, mahkemece yapılan keşfe orman mühendisi bilirkişi götürülmemiş ve orman yönünden yeterli araştırma yapılmamıştır. Çekişmeli taşınmazlar 1984 tarihinde yapılan kadastro sırasında tescil harici bırakılmış olmasına rağmen, ziraat bilirkişi raporunda davacının zilyetliğine yönelik olarak taşınmazların imar ve ihyasının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tamamlandığı tarih net olarak belirlenmediğinden yetersizdir. Bilirkişilerin yetersiz raporlarına dayalı hüküm kurulamaz.